şükela:  tümü | bugün
59 entry daha
  • ''olanaklarımı her zaman en tutumlu biçimde kullanmaya çalışırım. bununla şunu söylemek istiyorum: bir tek olay iki ayrı kahkahaya yol açabiliyorsa, bu, iki ayrı olay kullanmaktan daha iyidir.
    örneğin şarlo firarî filminde, bir genç kızla dondurma yediğim balkon sahnesinde bu tutumu başarmışımdır. alt katta cüsseli, saygıdeğer ve iyi giyimli bir hanım oturur yemek masasında. ben yukarıda dondurma yerken bir kaşık dondurmayı elimden düşürürüm, pantolonumun paçasından kayan dondurma, balkondan, aşağıdaki hanımın boynuna düşer.
    ilk kahkaha, benim içinde bulunduğum zor durumdan doğar; ikincisi ve daha büyük olanı ise, boynuna dondurma kaçan hanımın bağırıp çağırması ve zıplamaya başlamasının sonucudur. bir tek olay yetmiştir. bu olay, iki kişiyi zor durumda bırakmış ve iki ayrı kahkahanın kopmasına yol açmıştır. çok basit gibi görünür ama bu, başlıca iki öğesine yönelir insan tabiatının. bunlardan biri, halkın zenginleri ve lüks içindekileri sıkıntılı bir durumda görmekten aldığı zevktir. öteki, seyircinin sahnede ya da perdedeki oyuncunun duygularını duyma-yaşama eğilimidir. tiyatroda en çabuk öğrenilmiş konulardan biri, halkın, zenginlerin en talihsiz durumda kalmalarını görerek tatmin olmasıdır. bu tatmin, insanların onda dokuzunun yoksul olmasından ve geri kalan onda birinin zenginliğini içten içe kıskanmasından ileri gelmektedir. örneğin, zengin hanımın yerine dondurmayı bir hizmetçi kadının boynuna düşürmüş olsaydım, gülme yerine kadına karşı bir sevgi havası doğardı. öte yandan, bir hizmetçi kadının yitirilecek bir soyluluğu, gösterişi olmadığından, durum tuhaf, gülünç de olmayacaktı. zengin birinin boynuna dondurma düşürmek, halkın kafasında onun hakettiği bir duruma düşmesi demektir.
    insanın, tanığı olduğu heyecanları, duyguları duyduğunu, yaşadığını söylerken şunu demek istiyorum: yine dondurma örneğini ele alalım. zengin hanım ürperdiği zaman, seyirci de onunla birlikte ürperir.
    bir aktörü güç durumda bırakan şeyin, seyirci tarafından da biliniyor olması gerekir, yoksa seyirci, yabancısı olduğu bir duygunun etkisini kavrayamaz. dondurmanın soğuk olduğunu bildiği için seyirci ürperecektir. hemen tanıyamayacağı birşey kullanılırsa seyirci durumun bilincine iyice varamaz. ilk (slapstick) filmlerdeki surata kremalı pasta fırlatma sahneleri bu anlayış üzerine kurulmuştur. herkes kremalı pastanın ne denli yumuşak birşey olduğunu bilir ve doğal olarak, suratına kremalı pastayı yiyen oyuncunun duygularını anlayıp değerlendirebilir.''
    charlie chaplin

    ''komedi yapmak için tek ihtiyacım bir park, bir polis memuru ve güzel bir kız.''
    charlie chaplin

    ''yakın plandan bakıldığında hayat bir trajedidir ama uzaktan bakıldığında komedidir.''
    charlie chaplin
339 entry daha