şükela:  tümü | bugün
28 entry daha
  • geyiğinizi yaptığınıza göre biraz da bilim konuşalım. sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim yakın gelecekte böyle bir şey olması mümkün değil ancak teoride nesli uzak geçmişte tükenmiş canlıların yeniden hayata döndürülmesi mümkün.

    ilk olarak biraz genetik konuşmamız lazım;
    dna bildiğiniz gibi bizi inşa eden proteinlerin üretilmesini ve organize edilmesini düzenleyen dev gibi bir molekül. ancak çoğu insanın sandığı gibi sadece gereken şeyler yazmıyor üzerinde. hatta şöyle örneklersek daha iyi anlaşılacaktır. vücudunuzdaki dna kodunun sadece %2'si sizi yapan kısım. geri kalan veri evrim sürecinde geçtiğimiz basamaklardan kalan artıklar, okunmayan bölümler, baz tekrarları vs. bu da demek oluyor ki şu an vücudunuzdaki her hücrede geçmişinizin hikayesi mevcut. tek hücreli canlılardan ilk sürüngenlere oradan ilk memelilere primatlara uzanan yolculuğumzda geçtiğimiz duraklardan tonla veri saklıyoruz kullanmadığımız halde. o yüzden dna kıyaslaması yaptığımızda muz ile %50 aynı dnaya sahip olsak da protein kodlayan genlerimiz açısından sadece %1 benziyoruz. muzun yarısı içimizde ama kullanmıyoruz (bu cümle garip oldu kabul ediyorum). -epigenetik inanılmaz bir derya öğrendikçe başı dönüyor insanın. bunu da araya sıkıştırayım-

    ikinci olarak da neden bu veriyi şu an işleyemediğimizi söylemeliyiz. 2003 yılında tamamlanan insan genom projesi kapsamında insan dnasının tamamını sekansladık. yani elimizde insan yapma kitabının tamamı var ama dili bilmiyoruz net olarak. bazı kısımlar ne işe yarıyor anlayabiliyoruz gene knockdown çalışmaları sayesinde. bazılarını da çeşitli genetik hastalıkların ürettikleri sonuçlar nedeniyle biliyoruz ama henüz gen dilini okuyacak durumda değiliz. bu demek değil ki bilim bu işi çözmeyecek. elbette çok da uzak olmayan bir gelecekte dna'dan proteine oradan da sistemin tamamına uzanan yolu öğreneceğiz. işte o zaman milyonlarca yıldır taşınan dinozor yapma el kitabını da parça parça da olsa doğadan toplayabileceğiz.

    dinozorlar yoklar ama onlara çok yakın akrabaları mesela kaplumbağalar, mesela kuşlar, bazı sürüngenler hala aramızdalar. içlerinde dinozor yapmamıza yetecek tüm veri hala duruyor. tek yapmamız gereken doğru teknikleri üretmek.

    insan bu evrendeki her türlü bilinmezi keşfetme becerisine sahip. yeter ki kaynakları doğru yerlere yönlendirsin. en önemlisi de insan kaynağını aptallığın pençesine atmasın. mesela crispr teknolojisi daha yeni bulundu. araştırın göreceksiniz ki insanlık bilinmezi geriye itmekte hiç de kötü iş çıkarmıyor. çok hızlı öğreniyor, çok hızlı çözüyoruz sırlarını evrenin.

    geyik güzeldir candır ama sizi siz yapan düzenin gerçekliğini keşfetmeyi sakın atlamayın. biraz üzerine eğildiğinizde göreceksiniz ki bilmek kadar çarpıcı bir şey yok. en heyecanlı maçın en heyecanlı dakikaları bile tek bir hücrenin içinde yaşananlar kadar ilginç değil. zaman ayırmaya değer de değil. bunu sıkıcı öğretmen tonlamasıyla söylediğimi düşünmeyin. gerçekten evren inanılmaz anlamaya değer bir yer. bunun hazzını bir kez tattığınızda asla eskisi gibi olmayacaksınız.

    bilimi sevin, içinizdeki muzu da sevin.
    ayıyı öpün.
4 entry daha