şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • televizyon için yapıldığından, izleyecilerle daha çok bu medyada buluştuğundan mı bilmem, hakkında gerçekçi bir eleştiriye rastlayamadığım “film”.
    4 saatlik belgesel, elbette “belge” değeri taşıdığı için önemli ve dylan hayranları için çok değerli. gel gör ki, sinemanın büyüsü, sinemanın gücü bu filme hemen hiç bulaşmamış. bob dylan gibi bir efsane üzerine belgesel yapmak kolay değil diyenlere yanıtım, tam aksine bob dylan gibi bir efsaneden, hem de yaşayan bir efsaneden çıkacak malzemenin amatör bir sinemacı tarafından bile bu belgesele yansıyandan kat be kat iyi kullanılabileceğidir.
    belli ki martin bey blues belgeselinden aldığı gazla bu işe girişmiş, sonra da eline yüzüne bulaştırmış. sen bir dolu ikonik şahsiyeti konuşturmaya, dylan’ın doğduğu kasabanın 50’lerdeki görüntülerinden ginsberg’in muhteşem muhabbetlerine korkunç bir arşive ulaşabilmeye vakıf ol nihayeti bu olsun. montajlanan arşiv görüntülerinin güzelliği ve konuşan her biri birbirinden yetenekli insanların içten, esprili tavırları yetmiş arkadaşa demek; üzerine kendi yeteneğini eklemeye üşenmiş.
    belgeseli yalnızca tarihe düşülmüş bir görsel kayıt olarak görenler filmin güçsüzlüğünü ve gerilimsizliğini umursamıyor olabilirler. ama bu garip, bir sinema ve dylan hayranı olarak çifte hayalkırıklığı yaşadı.
    “tarihin en güzel müzik filmlerinden biri” gibi bol keseden iltifat yağdıran arkadaşlar, önce oturup buena vista social club’ı, latcho drom’u, 32 short films about glenn gould’u filan izlesinler; herkes de sinema eleştirmeni olmasın.
5 entry daha