şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • marcuse frankfurt okulunun adorno ile birlikte en önemli düşünürü olup, o dünyayı kasıp kavuran 68’ lerin kuramsal dünyadaki ruhani liderlerinden birisidir. - gerçi anlatıldığına göre, marcuse “tek boyutlu insan” adlı eserinden sonra ününü baya pekiştirir ve bir üniversitede seminerde onu bekleyen ateşli bir topluluğa konferans vermek üzere davet edilir. ardından olanlar ilginçtir, marcuse sloganlar atan bağırıp çağıran, özellikle ortalığı kırıp döken bu gençliğe hiç beklemediği şok cevaplar verir. hatırladığım kadarıyla onlardan birisi şuydu: “beni hiç anlamamışsınız, böyle devrim falan olmaz.” tabii bu gençlerin protestolarıyla karşılanır. buna benzer bir olay adorno’ nun başına gelmiştir, öğrencileri tarafından protesto edilmiştir derslerinin birinde. bu olay adorno’ yu fazlasıyla sarsar, kısa bir süre sonra da ölür.-

    marcuse, adorno gibi marksizm temel değerleriyle genel olarak uzlaşı içerisindedir. derinlere inildikçe farklar görülebilir ancak, özellikle adorno’ nun minima morailo’ su bunun anlaşılabileceği bir eserdir.- adorno merkeze eşit uzaklıkta yazılardan bahseder ve negatif diyalektiği gündeme getirir. -hegel onun için düşüncenin ustalarından biridir ama gene de onun sistemi de diyalektik dolayıma uğramalı ve aşılmalıdır.- marcuse de hegelci marksizm’ e yakınlığıyla bilinir.(marcuse marksizmde hegel’ i öne çıkarırken, althusser örneğin spinoza ve lenin’ i ortaya koyar.) hatta söylenebilir ki bazı yerlerde marksizm ile idealizmin bir sentezini yapmaya çalışmaktadır (bkz us ve devrim adlı eseri). işte bu alanlardan birisi estetik’ tir. marcuse “estetik boyut” adlı eserinde güzelliğin değişmeyen özüne göndermede bulunur :

    “ …sanatın uzun tarihi boyunca, ve beğenideki değişimlere karşın, değişmez kalan bir ölçün olduğunu söyleyeceğim…”

    marcuse daha da ileri giderek büyük, iyi ve kötü eser ayrımlarının da yapılması gerektiğini savunur. bir önceki dönemin rus estetikçisi plehanov ile karşılaştırma içerisinde, söylenebilir ki plehanov’ un söyleyip de yapmadığı iki işlev marcuse tarafından yapılıyor gibi görünür. marcuse yazar üzerindeki toplumsal süreçlerin etkisinin hakkını verirken, yazarın ve eserinin toplum önündeki etkisini vurgular.böylece onda sanatın sanat için olan yüksek amacı da korunmuş olur.onun için sanat ancak toplumun, modern topluma atıfta bulunarak, gizemselleşmiş ve taşlaşmış toplumsal olgusallığını parçalayıp yarıyor ve yeni ufuklar açıyorsa devrimci olabilir.

    marcuse’ nin ilgi çeken başka bir görüşü de içeriğin ve biçimin birliğine dair ortaya attığı savdır. – bu kavramsal olarak diyalektik bir birliktir. ama marcuse çok açık değil bu konuda.-şöyle anlatıyor :

    “…yazın yapıtına ancak kendisine gönderme ile, içeriğin biçim olmasıyla, anlamlı olarak devrimci denebilir…”

    böylece marcuse ideolojisini paylaştığı plehanov' un tersine burada sanat sanat içindir görüşünü, toplumsal süreçlerin etkisini de gözeterek korur…
34 entry daha