şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • 10 günde ancak bitirebildiğim kitap.

    öncelikle söylemeliyim ki edebi anlamda bir roman olduğunu düşünmüyorum. o nedenle de kitabı ve hikayeyi bir edebiyat eserini değerlendirir gibi değerlendirmenin yanlış olduğu fikrindeyim. kitap bence bir psikiyatristin romanlaştırmaya çalıştığı anıları. edebi anlamda daha ötesi değil ve zaten iyi ki bu iddiada da değil.

    kitap boyunca yazarın psikiyatri alanında bilgilendireceği bir kitap okumayı düşünüyordum. ancak sunulan bilginin oldukça sığ ya da kısa olduğu görüşündeyim. kitabı kapattığımda "yeni bir şey öğrendim mi" diye düşündüm ama bu açıdan beni pek mutlu etmediğini söylemeliyim.

    ayrıca hikayeyi etkileyici de bulmadım. açıkçası bu anlamda yazarın ya da yayınevi editörlerinin biraz daha yazarı yönlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
    hikayede geçen olaylar oldukça uzun bir süreye yayılsa da başından itibaren sanki günümüzde geçiyor hissi ile okuyorsunuz ve birden bire "zaman" -özellikle son bölümde- belirginleşince okumuş olduğunuz bölümlerin daha önceki yıllarda geçtiğini fark ediyorsunuz.

    bir de kenan karakteri tüm çapkınlığına, bencilliğine, narsistliğine rağmen bir noktada başlarda bana sevimli geliyordu çünkü kadınların aptallıklarının onu o noktaya taşıdığını düşünüyordum. ancak daha sonraki düşüş dönemi bana pek inandırıcı gelmedi. o nedenle, adamın sonunda çıkardığı dersi de oldukça zorlama buldum. gerçek bir hasta/danışan hikayesinden esinlenmiş olsa da yazarın oldukça yorum kattığını, böylece de kitabı inandırıcı olmaktan uzaklaştırdığını düşünüyorum.

    son olarak, kitap 100 sayfa daha az olsa hiç bir şey kaybetmez. hikaye bitiyor ama yazar yazmaktan kopamadığı için sündükçe sünüyor. yazarın okuduğum ilk romanıydı. etrafımda çok beğendiğini söyleyenler olduğu için aldım okudum. ancak başka bir kitabını okumayı düşünmüyorum.
33 entry daha