şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • ekleme: dil derneği'nin tanımını da eklersek biraz daha netleşecek konu.
    dernek, bütün için şöyle diyor:
    1. eksiksiz, tam: bütün gün resim yaptı. “güler bütün güller bu sabah / bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede.” -n. cumalı.
    2. parçalanmamış: bir bütün ekmek. bir bütün elma.
    3. çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi, tümü: bütün ağaçlar çiçek açtı.

    tüm içinse şöyle diyor:
    1. bir şeyin olancası, bütünü, topu, °tamamı: parasının tümünü kaybetti. “gençliğin ve aşkın tüm içtenliğiyle pembe düşler görmeye başladı.” -a. behramoğlu.

    tdk, bütünü şöyle tanımlar:
    1 eksiksiz, tam.
    2. sıfat çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi.

    tdk, tüm için de şu tanımı yapmıştır:
    1. bir şeyin bütünü, tamamı, hepsi.

    örneğin, sait faik'in bütün öyküleri, orhan veli'nin bütün şiirleri basılır; ordunun tümü teslim olur.
3 entry daha