şükela:  tümü | bugün
  • 8 temmuz 1936

    büyük önder atatürk, ertuğrul yatında.

    istanbul.

    atatürk’ün yunus nadi imzalı başyazısı ve boğazlar’ın türk egemenliğine geçişi
    lozan’dan beri askerden arınmış duruma sokulan boğazlar’ın; italyan ve almanların tehlike saçan silahlanmaları ve musollini’nin savurduğu tehditlerin artmasıyla, artık türk egemenliğine geçme vakti gelmişti.

    23 haziran’da başlayan görüşmeler sırasında, türk tarafının tutumu karşısında 2 temmuz’da sovyet rusya’nın pravda gazetesi ‘montrö konferansı’ başlıklı yazısıyla, türkiye’ye yıllardan beri belki ilk kez ‘resmi ağızla’ ateş püskürüyordu. bunun üzerine ‘cumhuriyet gazetesi’nin 10 temmuz 1936 günlü yunus nadi imzası taşıyan baş yasızı, adete tüm dünyaya meydan okuyordu.

    inanabiliyor musunuz, savaşın yaralarını henüz sarmış, kuruluşu üzerinde 13 yıl bile geçmeyen türkiye cumhuriyeti devletinin bir vatandaşı; yunus nadi, yazısında dünyaya meydan okuyordu!

    aman tanrım. ama o ne yazı. her satırı ‘türk’le süslenmişti.

    sanki benzeri olmayan esrarengiz bir el, bu yazıya sihirli değneğini dokundurmuştu. binaenaleyh, her satırı zekâ doluydu.

    elbette bu yazı, yunus nadi imzasıyla atatürk tarafından yazılmıştı.

    işte ebediyete kadar boğazların türk hakimiyetinde kalacağı montrö zaferi mimarı’nın okurken gurur duyacağınız başyazısı:

    boğazlar ve boğaz suları türkün tam hakimiyet ve istiklâlinin ifadesidir.

    biz türkler, boğazlar rejiminin türkiye emniyeti için zamanla teşkil ettiği tehlikenin endişe ve heyecanlarını yaşadık. kuvvetlerimizin derhal bu endişeleri bertaraf edecek tertib ve tedbir almağa müsaid olduğunda cihanın şüphesi yoktur.

    buna rağmen istedik ki bizim doğru görüşümüzü doğru gördüğünü zannettiğimiz bütün medenî âlemin tetkik ve mütaleasına arzedelim, ve onlar bizimle beraber, bizimle müştereken hakikati görmüş olduklarını ifade etsinler.

    biz bu tarzı hareketi öteden beri dünyaca tanınmış olan sulhseverlik politikamızın çok samimi bir icabı olarak düşündük; ve gene düşündük ki eğer cihanda medenî camialar sulh severseler -ki bunun böyle olduğunu hâlâ büyük saffetle kabul etmekteyiz- derhal bizim hüsnüniyetle dolu tezimizi kabul ve onu biran evvel tasdik edecekler ve mer’iyet mevkiine koyacaklardır.

    acaba aldandık mı? türk efkârı umumiyesi bunu asla zannetmiyor. çünkü türk efkârı umumiyesi mukadderatını tevdi ettiği cumhuriyet hükümetinin bu kadar bönlük edeceğini asla kabul etmemiştir ve etmez. hakikati halde türkiye cumhuriyeti hükümeti, meclisi, türkiye cumhuriyeti devlet reisi hiçbir vakit öyle bir sıfatla tavsif olunmamıştır ve olunamaz.

    eğer boğazlar meselesinde türkiyenin bu temiz ve insanî hareketi, olduğu temizliğinde, kabul olunmakla beraber onun bu temiz kalbliliği göstermiş olmasından dolayı alâkadarlardan herhangi biri ve diğerleri tarafından mantık oyunlarile istifadeye teşebbüs şemmesi olursa bunu türk milletinin anlamamasına imkân yoktur. bu takdirde dünya bilmelidir ki türk milletinin şüpheli gördüğü bir işi türkiye cumhuriyeti hükümeti yapamaz.

    boğazlar meselesinde dostlarımıza açık sözümüz şudur: türk milletinin, türk vatanının tam emniyeti tedbirleri -ki bunlar hiçbir dost devleti ve hatta hiçbir devleti mutazarrır etmez- hakkile tahakkuk ettirilmedikçe yapılacak herhangi bir rejimin türk milletime kabule lâyık görülemiyeceğine şimdiden inanmalıdır.

    türk milleti boğazlar meselesinde düşündüklerini şöyle hulâsa eder:

    a – boğazlar ve boğazlar suları türkün tam hâkimiyet ve istiklâlinin ifadesidir. orada yalnız türk hâkimiyeti, kayıdsız ve şartsız, caridir ve cari olacaktır. fakat,

    b – türkiye o kadar modern zihniyette içtimai bir heyettir ki medeni, insani ve ticari âleme kapılarımızı kapalı tutmak gibi bir düşünceden uzak ve yüksektir.

    c – ancak türkiyenin bu ulüvvü insaniyetinin tanınmış olduğunu görmek isteriz ve tanıyanların bunu bir formülle ifade eylemelerine intizar eyleriz.

    yoksa:

    d -türkiyenin evinin, hariminin kapıları olan boğazlardan her istiyen istediği gibi geçebilmek hakkının istihsali yoluna giderse işte o zaman boğazlar meselesi tam hallolunmuştur.

    şu şekilde:

    e – bu takdirde türk der ki: kapılarım kapalıdır. istediğime istediğim gibi açarım, ve bana muktedirim.
2 entry daha