şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • eleştirmenlerin itip kaktığı, rotten tomatoes’un çürük domatesler attığı aşk filmi. evet miller olayı balıksırtı örmeye kalkıp ucuna takacak toka bulamamıştı, epilog gereksizdi, sembolleri gözümüze sokmuştu şuydu da buydu. nihayetinde bu bir mezuniyet projesi değildi ve zaten ilgi çekici filmler de ilgi çekici insanlar gibi pürüzlü olurdu.
    jack ve rose arasındaki derin sevgi içimi titretirken ny times film yazarı manohla dargis ablamızın “ms. miller nefret edilesi yaratık jack’e fazlasıyla sempati gösteriyor” sözleri kafama kanca atıp durdu. sevmekle aşk arasındaki bulanıklığı, sevgiyle suistimalin birbirlerini nasıl da dövüp defettiklerini, aşkın daima masum, masumiyetin daima tehlikeli olduğunu aynı saflık, cesaret ve görsel kusursuzlukla gösteren rebecca miller ve jack rolünde bir salgın ev*in laminat mutfağında katıla katıla ağlarken akıttığı sümüklerinden öpülesi, ilahi daniel day lewis bize cevabını vermiyorlardı madem, yapmak yerine yazmayı tercih eden çokbilmiş manohla ablamız söylesindi: birini bağrımıza basarken masumiyet sınırından taştığımızı nasıl anlayacaktık? sevgi sandığımız şeyin artık aşk olduğunu, bu aşkın iyi ve kabul edilebilir mi, yoksa kötü ve pis mi olduğunu nerden bilecektik? bu yapay sınırı kolayca ortadan kaldırıveren mucizevi seni seviyorum sözüne sığınarak nereye kadar idare edebilecektik? sevdiğimiz kişiye seksüel arzu duymadığımız, daha da kolayı bunu ifşa, belki de icra etmediğimiz sürece masumduk da, dudaklar birleştiği anda sapık mı oluyorduk? yoksa asıl sağlıksız olan, jack’i ve tüm sevenleri nefret edilesi yaratıklara dönüştüren, sevdikleriyle aralarına kimsenin sıkışamayacağı kadar yakınlaşmış, bilmeden onu kendilerine kilitlemiş, istemeden gözlerini başkalarına dağlamış olmaları mıydı? ama zaten pek çok ebeveyn çocuğunu/koca karısını bundan da kısıtlayıcı bir duygu hapsine mahkum edip, üstüne bir de takdir toplamıyor muydu? hem aşkta hijyen ve mesafenin işi olur muydu?

    böylece kendimi başladığım yerde buldum. bu arada sadece bi çay içmeye gelen öküz evi çoktan yerle bir etmiş, ben sırtına binmeye çalışırken, herkes kendi süpürgesine atlayıp gitmişti...
13 entry daha