şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • serbest çağrışım olayının oynaklığından olsa gerek, aklıma "biz ismet" sözlerini getirdi.

    yıllar önce bir kamu kuruluşunun loş ve sıkıcı odalarında idealist memurlar olarak çalışıyorken şimdi adına "genel idari hizmetler" adı altında genellenen "hizmetli" ismi verilen arkadaşlara o zamanlar "odacı" deniliyorken, ismet isminde bir odacımız vardı. onlar öyle koridorda otururlar, çağrılınca gelirler, vazifelerini icra ederlerdi. en fazla koridorda bir masa bi de sandalye bulunurdu onlar için. telefon yok yani.
    bizim odanın, devlet dairesi içersindeki fransız misyonunda çalışıyor olmamız hasebiyle, uluslararası görüşmelere de açık, aslında en çok ona açık telefonu vardı. bizler kendi telefon numarası olarak bile vermezdik yani onu, dahili numara neyimize yetmemiş.
    ama bu bizim odacı ismet o direk hattı tanıdıklarına "ulan işe girdim ben ahan da bu direk numaram" kıvamında vermiş olmalı ki bi gün telefon çaldı. ben gayri ihtiyari en bi fransız "allo isi misyondöfrans" diye başlayıp gargaralı bi cümle kurdum ki karşıdan gelen cevap bozkırın has sesiydi:

    -ealoo, ismetinen görüşeceydim!

    toparlanıp (belki ismetö falan da ben mi yannış şeyettim oldum) ismet adında bi fransız var mıydı tereddütünden sonra, odacı ismeti çağırdım.
    -sana telefon var, direk hattan...
    ismet suçlu suçlu geldi.ahizeyi aldı.
    önce bi "haaaa, büyür" çıktı ağzından.
    muhtemelern karşıdan:
    -kimsiniz? sorusu geldi.
    ismetin cevabı:

    -biiiz ismet, siz kimsiniz?
    ---------------------
    işte böyle bu kadar...
47 entry daha