şükela:  tümü | bugün
155 entry daha
  • gelmis gecmis en iyisi degil, muhtemelen en yeteneklisi de, ancak, benim icin en iyi yonetmen tartismasiz sekilde david fincher’dir. iki’den az izledigim filmi yoktur (alien 3 dahil). sinemaya bakisimi en iyi sekilde yansitan fincher, 1992 yilinda cektigi ilk sinema filmi olan alien 3’u “0” noktasi alirsak, 27 yilda on film yonetmistir. filmlerini aceleye getirmez, ustunde yillarca calisir, benim icin sinema demek olan “panning” kullaniminin piridir (panning; kameranin kendi ekseninde donmesidir, ve etimolojik olarak panoramadan gelir)

    dogal olarak filmlerinden bolca spoiler iceren bir kac ozelligine goz atalim.

    --- spoiler ---

    hemen her filminin merkezinde, gizemli, basrol oyunculariyla akil oyunlari oynayan, bir karakter veya olgu bulunur. bunu en guzel ornegi se7en filmindeki john doe’dur. (yillar sonra, yine bir fincher projesi olan house of cards’da , frank underwood karakteri ile karsimiza cikan spacey, yillar onceki zekasiyla bu kez washington’un yolunu tutar)

    the game”de, etrafinda bir dizi paranoyak olay donen ve michael douglas tarafindan canlandirilan nicholas van orton’un kaotik ve gizemli dunyasi; cift kisilikli tyler durden’in, diger benliginden (edward norton) surekli bir adim onunde olmasi ve gorunmez bir el gibi her seyi oncesinden planlamasi da bahsettigimiz bu kedi fare oyununa bir ornek teskil eder. (fight club’in son bolumu , kurgusal olarak ne kadar the game’e benziyorsa, the girl with the dragon tattoo’nun son bolumu de tematik olarak fight club’a benzer, zira, lisbeth de tipki tyler gibi, banka hesaplarini bosaltir ve sistemleri hackler , ele gecirmeye calisir).

    fincher’in yakin calismalarina goz gezdirdigimizde, basli basina bir strateji oyunu olan zodiac’taki, gizemli katil ve polislerin iliskisi , ( ki hala bu cinayetler cozulememistir) , gone girl’de nick ve amy arasindaki gerilimli iliski, fincher’in basta belirttigimiz hemen her filmindeki karakter ve/veya olgu’nun tematik ozelligidir.

    elbette fincher sinemasinin bir baska olmazsa olmazi, seri katillerdir. se7en ile devam etmeden once, kuzularin sessizligi filmiyle, sinema’da bir seri katil turu basladi diyebiliriz, ancak bu turu “cinayet matematigi”ne uyarlayan belki de ilk ve (bence hala) en iyi film se7en’dir. john doe’nun tum cinayetlerini yedi olumcul gunaha dayandirmasi ile katlin felsefesi ete kemige burunur. fincher, sonrasinda, zodiac ile bu matematigi yeniden insa eder.

    aslinda, tum yapitlarinda, seri katillerini bir nevi gizem icinde “korur”. katiller dokunulamaz, gorulemez ve ulasilamazdir, ta ki fincher isteyene kadar. katiller arz-i endam edene kadar, fincher, onlar hakkinda filme serpistirilmis ipuclari yerlestirir ve gizemi had safhada tutar, hepsinin derinlerinde bizim onlari anlamamizi bekleyen sirlari yatar. john doe, henrik vagner, zodiac killer , amy gibi.

    filmlerinde bir diger gozumuze carpan unsur yalniz karakterlerdir. yine kronolojik olarak se7en ile baslayalim. morgan freeman tarafindan hayat verilen dedektif somerset baslangicimiz icin iyi bir nokta. sessiz, sakin bir hayat suren somerset, mills’lerin evine gitmekten bile rahatsiz. banliyo hattinin gurlutusu, kopeklerin avludaki sesleri ve daha bir suru sey somerset’in naifligine tezat unsurlar icerir. somerset’in yalnizligina temel olan sebebin, vakti zamaninda kiz arkadasindin kurtaj olmasini istemesi oldugunu goruruz, trajiktir ki, bu itiraf tam da tracy’nin kurtaj olmayi dusunmesiyle ayni ana denk gelir. her ne kadar bu sahne, filmin en onemli sahnesi olmasa da, fincher’in sinematografi acisindan onemli bir yere sahiptir; somerset’in “cocuk sahibi olmamanin daha iyi olabilecegi” fikri, fincher’in bundan sonraki filmlerinde isleyecegi yalnizliga dair icgudulerine de en iyi ornek. yine hizlica goz atalim, basarili, zengin, cocuksuz ve yalniz; van orton, evi ikea mobilyalari ile dosenmis beyaz yakali, kendine ikinci bir karakter yaratacak kadar yalniz; tyler durden, yeni bosanmis ve koskoca evde kizi ile yasayan; meg (panic room), asosyal konusunda ordinaryus derecesine erismis sosyopat, biseksuel lisbeth.

    daha sonraki calismalarinda, fincher’in yalnizliga yonelim olgusu, daha baskin bir karakter ozelligi haline gelir. zodiac’in, obsesif cizeri robert (jake gylenhall) meseleyi takintili hale getirdigi icin evliligini mahveder. social network’de zuckerberg (gercek bir hikayeden uyarlanmistir, ancak) ne zaman ki etrafindaki arkadaslarindan kurtulur, o zaman basarili olmaya baslar. the curious case of benjamin button’da da , button, hayatinin son! donemlerini ailesinden uzakta gecirmistir.

    dijital efekt kullaniminda da hatri sayilir bir yere sahiptir. ılk film denemelerine sekiz yasindayken baslayan baslayan fincher’in, 20 yasindayken, komsulari george lucas’in senaristligini ve yapimciligini ustlendigi return of the jedi’in ozel efekt kisminda calismasi, hem sinemaya profesyonel bir adim atmasina hem de ileriye dair muthis bir birikim elde etmesine neden olur

    algilanabilir bir gercek dunya yaratma acisindan, cgi teknigini cok ustaca kullanir. ornegin, the social network filminde , godzilla’ya oranla daha fazla vfx kullanilmistir. fight club’in acilisini hatirlayalim; kameranin filmin basinda, catidan katlarin arasindan gecerek otoparka kadar inmesi, ilerleyen sahnelerde cop kutusuna yapilan zoom, panic room’da anahtar deliklerine giren kamera, the curious case of benjamin button’daki yaslandirma teknikleri, zodiac ve the girl with the dragon tatoo’daki neredeyse tum arka planlar cgi ile yapilmistir. zodiac’i suradan izleyebilirsiniz .

    teknikle devam edelim. ısik ve renk kullanimi acisindan da muazzam bir yere sahiptir. filmlerinde, ne spielberg gibi mavi gokyuzu kullanir, ne de jj abrams’in vazgecilmezi mercek parlamasini. filmlerine, canli ama karanlik tonlar hakimdir. ve bu ton kadrajin geneline yayilir. ısik acisindan basyapiti panic room’dur. film, neredeyse karanlikta cekilmistir.

    renk kullaniminda, farkli metotlar izlemistir.

    zit renkler; karakterler arasindaki catismayi sembolize eder.(zit renk, renk cemberinde esas rengin tam karsisindaki renktir) fight club’in sonundaki turuncu patlamalar ile mavi arkaplan, social network filminde, facebook ofisinin sari ve mavi arka fonu bunun (zira ofis bir cok tartismaya sahne olmustur) ilk goze carpan ozellikleridir

    monokromatik (renk cemberindeki tek bir rengin farkli tonu) renkler ; bu renkleri, dengesiz karakterlerin dunya gorusunu yansitmada kullanir, ornek; tyler durden’in evini ikea mobilyalari ile dizdigi sahne (kahve tonlari), the social network filminde mark’in , erica ile konustugu sahneler (haki)

    uyumsuz renkler ; bu renk kullanimin en onemli amaci, o figurun-nesnenin-karakterin oraya ait olmadigi olgusunu biz izleyiciye vermektir. bunun bir ornegi , the girl with the dragon tatoo’da henrik vagner’in , evinin bodrumuna michaele’e iskence yaptigi sirada arka fonda gozuken turuncu renkli matkaplardir. bodrum gri tonlarda tasarlanmistir ancak hem arkadaki aletler hem michael’in giydigi kiyafet, orada bir seylerin yanlis gittigini gosterir. bir diger ornek, elbette seven’in finalinden; neredeyse ucsuz bucaksiz bir sarinin hakim oldugu alandaki tek aykiri renk , john doe’nun giydigi turuncu renkli hapishane kiyafetidir. zodiac’ta , mechul katilin, gol kenarindaki ciftleri oldurdugu esnada, siyah giymesine karsin, ciftler beyaz giymistir (bu ayni zamanda zit renklere de ornektir)

    fincher’in sinema dunyasinda soz sahibi oldugu bir diger unsur neo-noir uslubudur (evet, tur degil, uslup) bu uslubun en onemli ozelligi dussel, erotik, karmasik, zalim ve tuhaf olmasidir. kara filmlerde, spekulatif, dogaustu ve muzikal ogelere yer verilmez. atmosfer, icerik ve karakterler on plana cikar. suc, ileriye ve geriye gidis, isigi kontraslarla kurgulama belirgin ozelliklerdir. ( bu filmlere en guzel ornek olarak (ki bence de turun en iyisi olan) the third man’i ve nispeten daha yakin tarihli olarak chinatown’u gosterebiliriz - bunlar david fincher filmleri degildir. ) titizlikle orulmus fight club ve tipki bir satranc oyununa benzeyen gone girl, icerdikleri ogelerle, neo-noir olarak nitelendirebilir.

    standart isimlerle calismasi ; yonetmenlerin, tipki sahaya cikaracagi ilk onbiri bir kac futbolcu cevresinde sekillendiren teknik direktor gibi, standart isimleri vardir. fincher icin de bu elbette gecerlidir. aktor olarak, uc filmde calistigi brad pitt (ki world war z-2’de de calisiyorlar) , the social network, the girl with the dragon tattoo ve gone girl’un muziklerini yapan trent rezor, (the social network ile oscar almistir) olmazsa olmazlarinin basinda gelir.

    bilim-kurgu’dan uzak durmustur; evet, istemeyerek kabul ettigi ve vasati asamadigi alien-3 onun adina buyuk bir istisnadir (bu filmi yonetirken de daha 30 yasinda oldugunu hatirlatmakta fayda var) . zaten bilim-kurgu adina ilk ve son denemesi olmustur. world war-z 2 ile de oldukca olgunlasmis sekilde donecek gibi, ancak, ilk film gibi mi olacak, yoksa fincher kendi yorumunu mu katacak gorecegiz.

    fincher, filmerinde daha cok, doneme iliskin toplum sorunlarini filme yedirmeyi basarir, tyler’in dairesi, bir daireden ote, bir ikea reklamidir (o donemlerde oldukca modaydi) , zodiac; kitle iletisim araclarinin dunyada soz sahibi olmaya basladigi 70’lerden bir ornektir. the social network, internet caginin cazibesine bir bakis atar. basit bir fikrin, toplumu nasil derinden etkiledigine dair bir deneyim sunar.

    kendini yok eden kahramanlar; se7en’in finalinde john doe, fight club’in finalinde tyler, the game’in finalinde van orton kendilerini acikca yok etmeye calismislardir (ancak sadece van orton’un girisimine acikca intihar tesebbusu diyebiliriz) fincher, kendisiyle mucadele eden karakterleri sever.

    karsi koyan kadinlar ; alien’in ripley’i, the girl with the dragon tatoo’nun lisbeth’i, panic room’un meg’i ve gone girl’un amy’si ; cani yanan, tecavuze ugrayan, ikinci sinif, zayif gorulen kadinlar icin birer semboldur. pes etmezler ve kaderlerine karsi koyarak mucadele ederler.

    tekrarlar ; sinema dunyasini az cok takip eden herkes , fincher’in tekrar konusundaki takintisini da bilir. social network’un acilis sahnesi 99 tekrardan sonra cekilmistir. gone girl'un cekim basi tekrar ortalamasi 50'dir. gercekten mukemmelliyetcidir.

    son olarak kamera acisi; fincher’i fincher yapan pan kamera teknigi dedigimiz , kameranin sabit kalarak cekim yapmasi teknigini en iyi uygulayan yonetmen olmasidir. ( se7en filmindeki kamera kullanimi ile ilgili surada bir seyler karalamistik) karakterler kameraya gore hareket eder, onlar yururken, aci x ekseninde hareket eder, durduklarinda durur. biz olan biteni gercek anlamda “seyirci” olarak izleriz. michael'in , vagner’in sniperindan kacarken, biz de onla beraber kosmayiz , cevreyi, ormani, agaclari , saklanisini izleriz. bu da filmlerine derinlik saglar ve karakterler ile birlikte cevresel faktorleri de ozumsememize yardimci olur. bu teknigi en son cuaron’un roma’sinin acilisinda da kapanisinda da guzel guzel gormustuk. fincher nasil yari-kubrick olarak adlandiriliyorsa, cuaron da bir nevi yari fincher'dir diyebiliriz.

    --- spoiler ---

    her filmini sabirsizlikla bekledigimiz fincher, bizi sasirtma(ma)ya devam edecek, eminiz.
21 entry daha