şükela:  tümü | bugün
864 entry daha
  • gunumuzde, ozellikle de bir aksiyon-bilimkurgu filmi cekiyorsaniz, cgi (computer generated imagery) yani bilgisayar uretimli imgeleme dedigimiz teknolojiyi kullanmamaniz neredeyse olanaksiz. neo-film yapimciliginin temel bileseninin bu denli yogun kullanilmasinin nedeni; gercek hayatta olusamayacak sahnelerin ekranda ortaya cikmasini saglamaktir. elbette bunun en basit sebebi, yonetmenin gostermek istedigi sahnenin insasinin tehlikeleri, ve bu sahneler butunun kurgulanmasi zor veya maliyetli olmasi yatiyor.

    cgi kullanimin ilk ve agzi acikta birakan orneklerinden biri suphesiz 2009 yapimli avatardir. mavi yaratiklar ve pandora gezegeni bize bu teknolojiyi hissettirmesi acisindan onemli bir yere sahipti. ancak, nolan; bilgisayar tarafindan uretilen bu goruntulerin, “gercek” sahnelerle desteklenmedigi takdirde, bir animasyodan oteye gidemeyecegine ” inandigindan bu teknolojiye cokca basvurmaz. filmin gercek hayattaki gibi hissedilmesini saglamak icin, karakterleri ve kamera ici efektlerini kullanmayi tercih eder. sahneler arasindaki gecisleri purussuz vurgulamak icin, kurgu ve montaj gibi nispeten daha “masabasi” isler de mesai harcar. bu ozelligi ile sinema tarzini bir nevi gestalt psikolojisi uzerine kurguladigini soyleyebiliriz. ortaya koydugu filmler, dramatik bir deneyimi, canli ve sanki ruyadaymiscasina sunar.

    asagidaki yorumlar, inception, memento, interstellar, the prestige ve batman begins filmlerinden spoiler'lar icerir.

    --- spoiler ---

    ruya demisken, inception’daki meshur hol sahnesini ele alalim. nolan burada yesil ekranli bir cgi kullanmak yerine, gercek bir koridor kullanmayi secmistir. cgi’dan elinden geldigince uzak durmasi aksiyon ve psikolojik gerilimlerindeki gerceklik olgusunu had safhaya cikarir.

    ınception’dan devam edelim. ınception, nolan filmeri arasindan en “tartismali” sonla biten film olabilir. cunku teoride film bitmez. topac tam dusecek gibi olur ama ekran karardiginda halen donmektedir. cunku nolan, izleyiciye gizemli son birakmayi sever. cunku bu gizem, filmi izledikten sonra kisiyi “kandirilmanin cazibesine kapilmis” halde salondan cikarir. ınsanlar gizemli filmleri-hikayeleri-sonlari-oykuleri sever, cunku mutlaka kendilerinden bir seyler bulur

    ınterstellar da pek farkli degildir aslinda, onun da sonunda bir yigin kafa karisikligi ile izleyiciyi bas basa birakir. (bkz: babaanne paradoksu)

    memento’da islerin biraz daha farkli oldugunu soylemek mumkun ; memento'nun gizemli bir sonu yoktur aslinda cunku filmin tamamı bir gizemdir. seyirci, gordugu sahnenin oncesinde neler olup bittigini bilmez. film, bir yalanla yasamanin getirdigi mutlulukla ilgili bir monologla sona erer.

    kamera acilarinda ise yine farkli bir yeri vardir. nolan, karakterin ne gordugunu, ne hissettigini anlatmakta ustadir . yine mementoyu hatirlayalim, cekimlerin cogu, leonard’in bakis acisindandir ancak kamera omuz hizasinda ve/veya hemen arkasindandir. boylelikle seyirci, karakterden ve cevresinden kopmamis olmakla kalmaz, ve ayni duygulari hisseder.

    bir hikayenin daha once islenmis bir sahnesinin , farkli bir sahnedeyken o ana donulmesine flashback adi veririz.. flashback’ler ruyalarda, veya karaktere baska bir hatirlaticinin telkiniyle gerceklesir. nolan, flashback ogesini filmlerinde cokca (gercekten cokca) kullanir. memento’da flashback’ler, kahramanimizin karisini nasil oldurdugunu siyah-beyaz sekilde gosterir. siyah-beyaz bir flashback temasi, gecmisin algilanmasi icin genelde basarili bir anlatim tarzidir. flashback icindeki baska bir flashback kullanarak nolan, dogrusal olmayan bir yapi kullanir. bu yontem, inception’da cobb’un karisini hatirladigi sahnelerde de kullanilir. bu yapi, zaten filminde coklu gerceklik olmasi olgusuyla ve “ruyada sembolize edilen geriye donusler”i ile de memento’dan farklidir. (memento tek gerceklik – inception coklu) ayrica interstellar’da da cooper’in gerceklestirdigi seyahatin , gelecekten gecmise yaptigi mudahale (5. boyut) ile (yani bir nevi ) “bugun”e etki etmesinden kaynaklandigini goruruz.

    following’de -biraz da mecburiyetten- dogal isik konusunda harikalar yaratan nolan, sanayi devriminden yeni cikmis bir atmosferde gecen “the prestige”de de cesur davranarak bu teknigi surdurur. ayrica, set, sahne dekoru ve kostumlerle , fiziksel estetik de bu filmde had safhaya cikmistir. the prestige’in renk paleti ile “batman begins”in renk paleti arasindaki benzerlikte baska bir noktadir. her iki filmde de, dis dunya metalik ve toprak tonlarda sembolize edilirken, ic alanlara daha canli sari ve kirmizi tonlar hakimdir . ras’al gul’den egitim aldigi ve izlanda’nin jokulsarlon buzulunda cekilen sahne bu metalik tona ne kadar bir ornekse, angier’in gorkemli ve kirmizi tonlu tiyatro salonu – az once belirttigimiz- sanayi devrimiyle ortaya cikan isci sinifinin resmedildigi sari (toprak) renklerin kontrastina da bir ornektir.
    --- spoiler ---

    nolan’in sinemasi akil oyunlariyla doludur, kendisinin de dedigi gibi “su anda buradaki sirri ariyorsunuz, ama bulamayacaksiniz, cunku icten bir sekilde bakmiyorsunuz. siz, onu bulmayi degil, kandirilmayi istiyorsunuz” – the prestige

    edit; avatar tarih duzeltmesi
345 entry daha