şükela:  tümü | bugün
81 entry daha
  • cahil cühela feminizmi dediğimiz ne? bunu söylediğimiz anda bazı insanların kafasında bir tipoloji otomatik oluşuyor sanırım;

    "her türlü musibet erkeklerden gelir, şiddetin kaynağı erkekliktir, erkekler kadına şiddete karşı söz söyleme ve kadın eylemlerine katılma hakkına sahip değildir, feminizm bireyselliği öne çıkarır, feminizm kadın bireyin özürlüğüdür, yaşasın birey olmak " vb. basma kalıp düşüncelere sahip insanlar topluluğu...

    erkeklerin cephesi feministlerden ortak bir görüş falan beklemiyor ama önde gelen düşünürlerin hiçbirisi misal oakley, misal butler, misal ırigaray (daha eskilere gidilecek olursa beauvoir vb.) bu cahil cühela feministlerinin savunduğu şeyleri savunmuyor.

    önde gelen feminist teorisyenlerin hemen hepsi için feminizm bireyci/bireyselci değil toplumcu/toplumsalcı bir hareket... o yüzden misal şuradaki dram, şurada yazılar, yazılar boyu süren takılma kültürü tartışmasından daha elzem bir soruna işaret ediyor.

    önde gelen feminist teorisyenlerin pek çoğu erkekleri de bu mücadelenin içine çekmeye çalışıyor misal... yoksa aman erkekler bizim eylemlerimizden tamamen uzak dursun derdine düşmüyorlar.

    gelelim "en çok ben okudum" meselesine cahil cühela feminizmi derken çok okumayı az okumayı da kastetmiyoruz, savundukları iddia ettikleri kuramlarının güncel tartışmalarını olsun takip etmelerini bekliyoruz.

    ama burası öyle leş bir ortam ki az önce "ohooo okumakla bir şey olsaydı, şunu bunu okudum diyen ben, ben, ben demiş olur, böyle diyenle tartışmak çok zevksiz" falan yazan arkadaş bu entrinin hemen ardından "siz hiç okumamışsınız butler'ı" diye oksimoron bir özel mesaj atabiliyor.

    açık söyleyeyim, ben bir akıma mensup herkesin o akımın teorisine çok hakim olması gerektiğini düşünenlerden değilim. bir işçi, marksizme dair öyle aman aman bilgi sahibi olmadan da marksist olabilir ama önünde marksist teoriye hakim başka öncü işçiler ya da işçi sınıfı aydınları bulunması şartıyla...

    yani kanaat önderlerinin biraz bilgili, birikimli olmasını beklemek hakkımız sanıyorum lafım da zaten türkiye'deki feminist hareketin önemli bölmelerinde etkili olan kanaat önderlerine... feminizm adına saçma sapan bir kültür oluşmasında bu isimler etkili oluyor ve bu kadar kafa ütüleyenlerin kendi akımları içindeki tartışmalardan haberdar olması gerektiğini düşünmek de hakkımız sanıyorum. ama nerdeee...

    (bu arada bir not olarak belirteyim; son dönem türeyen ve kendilerine 'feminist' diyen arkadaşlar okuduklarını anlamak konusunda da epey zorluk yaşıyor. bir önceki kuşak türkiye feministleri böyle değildi mesela... burada da temel fark şundan kaynaklanıyor kanımca; yukarıda değindiğim hemen hemen bütün feminist teorisyenlerin -ve bu arada türkiye'deki bir önceki kuşak feminist kanaat önderlerinin- geçmişlerinde marksizm var. dolayısıyla, metodlu düşünmeye, kavramlar ve bağlamları yerli yerine oturtabilen bir tarihsel yönteme, diyalektik materyalist bir ontolojiye hakimler, kendi kuramlarını oluştururken de böyle bir altyapıdan hareket ediyorlar. ne yazık ki son dönem sosyal medyada -özellikle twitterda- karşımıza çıkan türedi feminist kanaat önderleri böyle bir altyapıya sahip olmadıklarından okuduklarını da kendi zihin haritaları içinde doğru bir şekilde konumlandırabilme yetisinden yoksunlar zira böyle bir harita mevcut değil, bunu oluşturma zahmetinde bulunmamışlar, insanlığın düşünsel birikiminin evveliyatı hakkında herhangi bir birikim sahibi olmadan düşün dünyasına şu andaki en moda akımın son vagonuna atlayarak giriş yapabileceklerini düşünüyorlar ki gerçekten vahim. tekrar belirteyim bütün bunlar feminist teori üzerine sıkça atıp tutan 'kanaat önderlerine' yönelik eleştiriler yoksa ülkemizdeki tüm kadınlar gibi kendi hayatında yaşadığı binbir türlü eşitsizliği görüp kendi deneyimi üzerinden feminist olmuş bir arkadaşa kim ne diyebilir. cahil cühela dediğimiz tam da okumuş-yazmış olduğunu iddia edenler.)
18 entry daha