şükela:  tümü | bugün
24 entry daha
  • mezhepçilik: 632 yılından sonra özde başlayan, cemel vakası ve sıffin savaşı ile resmi olarak başlayan, hâlâ günümüzde bile etkisini sürdüren mezhep çatışmalarını doğurmuştur. 1980 iran-ırak savaşı , 1970'ler türkiye'si , 1975-1990 lübnan iç savaşı , körfez savaşları'nın tamamı, madımak oteli yangını , maraş katliamı , çorum katliamı altında yatan sebeptir.

    islam'daki mezhep çatışmaları ilk olarak hz.muhammed'in ölümüyle başlamıştır. açıklayalım efendim.

    hz.peygamber ölünce islam devleti ve islam ümmeti başsız kalmıştır. başsız kalmak ifadesi şu:
    -hz.muhammed islam devleti'nin kurucusudur.
    -hz.muhammed islam devleti'nin başkomutanıdır.
    -hz.muhammed islam ümmetinin başıdır.
    -hz.muhammed islam'ın peygamberidir.
    -hz.muhammed islam cemaatinin imamıdır.
    ...
    gibi sebepler, hz.peygamberin ölümünden sonra yeni bir başkan, yeni bir lider ihtiyacını doğurmuştur. hz.peygamber son zamanlarında hiç kimseyi isaret etmemesinden dolayı da ona en yakın kişiler arasında düşünceler birleşmiştir. en önemli aday hz.ali'dir ancak o sıralarda kendisi hz.peygamberin cenazesi ile ilgilenmektedir. dolayısıyla ümmet daha fazla başsız kalmamak için hz.ebubekir'i seçmiştir.

    ancak hz.ebubekir vefatından birkaç ay önce namaz kıldıramadığı için hz.ömer'e imamlık vazifesini verip bir nevi ömer'i vekil tayin etmiştir. hz.ebubekir 2 yıl 3 ay halifelik yaptıktan sonra 61 yaşında vefat etmiştir. hz.ali yine halifelik beklemektedir ancak ömer'in vekil olmasından dolayı halifelik talep etmemiştir.

    hz. ömer halife olduktan sonra, fetihleri yönetip yönlendirmesi, ortaya çıkan problemlerin çözümü, esirler ve gayri müslimler hakkındaki kararları, yeni şehirlerin kurulması ve fâtih askerlerin islâm’a açılmış çok geniş coğrafyaya yerleştirilmesi, islâmiyet’in tebliğ ve öğretilmesi gibi birçok konuda ilk uygulamaları gerçekleştirmiştir. hz. ali’nin teklifi üzerine 16 yılı rebîülevvelinde hicrî takvimin kullanılmaya başlanması kararlaştırılmış ve muharrem ayı hicrî takvimin ilk ayı olarak kabul edilmiştir. onun devlet idaresindeki dirayetini gösteren bu uygulamalara kaynaklarda geniş yer verilmiştir.

    bir gün, medine çarşısında gezerken bir hristiyan köle olan ebû lü'lü ile karşılaşmıştır. köle:"ey mü'minlerin emîri! efendim bana ağır haraç koydu; onu hafiflet." demistir. hz. ömer konuyu öğrenmek için:"haracın nedir?" diye sorduğunda ise :"günlük 2 dirhem." yanıtını almıştır. sohbet devam ederken halife:"sanatın nedir?" diyince, köle:"tüccarım, nakkaşım, demirciyim." diye cevap vermiştir. hz. ömer bu cevaptan sonra şu fikri yürüttü:"bu sanatlara göre haracını çok görmüyorum. hem duyduğuma göre, sen 'yel değirmeni yapabilirim' demişsin."hristiyan köle, "evet" diye halifeyi tasdiklemiştir. fakat köle, haracı hafifietilmediği için hz.ömere kızmıştır. kızgınlıkla halife'ye:"sana öyle bir değirmen yapayım ki, doğudan batıya dillere destan olsun!". hz. ömer son cümle üzerine, "köle beni tehdit etti!" deyip evine gitmiştir. ertesi gün sabah namazını kıldırmak için saflar düzeltilirken, peygamber mescidi'ne giren o köle, iki başlı hançeriyle, hz. ömer'i altı yerinden yaralamıştır. o sırada birkaç kişiyi daha öldürüp mescidden kaçmıştır.hz. ömer, sabah namazını abdurrahman b. avf'ın kıldırmasını istemiş ve sonra evine götürülmüştür. üçüncü halife o gece vefat etmiştir. hz. ebû be-kir (r.a.)'ın yanına defnedilmiştir. borçlu olarak vefat etti-ğinden mülkleri satılıp, defninden sonra borçları ödenmiştir.

    hz.ömer'in ani vefatı islam ümmeti şoka uğratmıştır ancak hz.ömer vekil tayin etmese de şûra meclisi tayin etmiştir. bu meclisin görevi yeni halifeyi belirlemektir. şûra meclisi hz.osman'ı halife seçmiştir.

    şûra şu zatlardan meydana gelmekteydi:

    abdurrahman bin avf, sa’d bin ebî vakkas, talha, zübeyr, osman ve ali.

    hz. ömer’in oğlu abdullah da bu heyette bulunmuştur. hz. ömer, vefatını müteakip bu şûranın, içlerinden birisi-ni üç gün içinde halife seçmesini vasiyet etmiştir.

    hz. ömer’in teçhiz ve tekfininden sonra, heyet durumu iki gün boyunca müzakere ettiği hâlde bir türlü karara varamamıştır. üçüncü gün abdurrahman bin avf, altı adaydan üçünün adaylıktan çekilmesini, geri kalan üçü üzerinde tercih yapılmasını teklif etmiştir. bunun üzerine hz. zübeyr hz. ali’yi, hz. sa’d da abdur-rahman bin avf’ı, hz. talha ise hz. osman’ı aday gösterdi. abdurrahman bin avf adaylıktan feragat ettiğini açıklamıştır. bunun üzerine seçim hz. osman ile hz. ali arasında kalmıştır.

    daha sonra hz. abdurrahman her ikisiyle görüşmeler yapmıştır. bu arada, sokak-taki adama, evdeki kadına ve mektepteki çocuğa varıncaya kadar herkesin görüşünü almıştır. çoğunluk hz. osman’ı tercih etmekteydi.

    hz. abdurrahman daha sonra halkı mescide davet etmiştir. halifeliğe hz. os-man’ı münasip gördüğünü açıklamıştır ve ona biat etmiştir. hz. abdurrahman’dan sonra hz. osman’a biat eden ikinci şahıs hz. ali olmuştur. bunları diğer müslümanlar takip etmiştir. hepsi de biat etmislerdir. hz. osman böylece 644 tarihinde halife seçilmiştir.

    hz. ebû bekir ve ömer zamanlarında idareciler gayet dirayetli ve otoriter, zemin ise fitne ve fesat hareketlerinden uzak olmuştur. hz. osman ise şartların hassasiyeti dolayısıyla kimseye itimat edemez olmuş ve mühim idareciliklere, her zaman iyilikleriyle kendisine bağlamış olduğu akrabasını getirmeyi tercih etmiştir. o böyle hareket etmekle otoriteyi sağlamaya çalışmıştır. şüphesiz ki bu idareciler de gayet liyakatli ve dürüst kimselerdir. ancak bu durum, muhalifler tarafından, “akrabanın kayırılması” ve “mühim idareciliklere akrabanın getirilmesi” şeklinde propaganda edilmiştir.

    fetihlerle birlikte arap toplumu değişik milletlerle münasebetler içine girmiş, bu şekilde kurulan evliliklerle ya yeni müslüman veya henüz hıristiyan ve yahudi ailelerinden meydana gelen çocuklar ahlakta ve dinde zayıf yetişmiştir. bu da fitne ve fesat için müsait bir zemin teşkil etmiştir.

    bütün bu sebeplere, yahudi asıllı abdullah ibni sebe’nin de gayretleri eklenince, önü alınamaz bir fitne ateşi ortaya çıkmıştır.

    hz. osman (644- 656) yılları arasında halifelik yapmıştı ve dört raşit halifenin üçüncüsüdür. hilafetinin son altı yılında huzursuzluklar ve memnuniyetsizlikler artmış, sonunda evi yirmi gün, kırk gün veya iki ay kadar isyancılar tarafından kuşatılmıştır.

    bu süre sonunda hançerlenerek şehit edilmiştir. medine’de ihtilalcilerle ve asilerle vuruşmak ve hz. osman’ı kurtarmak isteyenler olmuşsa da o, kan dökülmesini ve ihtilalcilere karşı silah kullanılmasını asla istememiştir.

    hz. osman’ın şehit edilmesi, müslümanlar arasında büyük bir üzüntüye sebep olmuştur. isyancılar medine’ye hâkim olmuşlardır.
    bu isyancılar hz. ali’ye başvurarak ona halifelik teklif etmişlerdir. hz. osman'ı şehit etmiş olanlar tarafından halife ilân edilme görüntüsü, hz. ali tarafından reddedilmiştir. ancak daha sonra ensar ve muhacirin teklifi üzerine hz. ali, müslümanlar arasındaki huzursuzluğun daha fazla sürmemesi ve müslüman kanı akmaması için halifelik teklifini kabul etmiştir.

    hz. ali halife olduktan sonra, hz. osman’ın katillerini cezalandırmadığını iddia edenler, hz. ali’nin halifeliğine karşı çıkmışlardır. hz. ali ise tam bir adalet gerçekleştirmek istemiştir. henüz kargaşa döneminin devam ettiği bir süreçte; masum insanların zarar görmemesi için katillerin olaylar yatıştıktan sonra cezalandırılmasını istemiştir. başta hz. muaviye olmak üzere hz. aişe, hz. talha ve hz. zübeyr ise suçluların ne olursa olsun bir an önce yakalanmasını istemişlerdir. bu durum tarafların savaşmasına sebep olmuştur.

    cemel vak'ası : hz. ali kendisine karşı olanları ikna edememiştir. hz. aişe, hz. talha ve hz. zübeyr, ırak’tan topladıkları kuvvetlerle harekete geçmişlerdir. bunun üzerine iki taraf kuvvetleri kûfe’de karşı karşıya gelmişlerdir. yapılan savaşı hz. ali kazanmıştır. savaşta, hz. talha ve hz. zübeyr şehit olmuştur. bu savaşın en şiddetli çarpışmaları, savaşa katılan hz. aişe’nin bindiği devenin etrafında geçtiğinden bu savaş islâm tarihinde cemel vak'ası olarak geçmiştir. savaştan sonra hz. ayşe, medine’ye gönderilmişti. bu olaydan sonra devlet merkezi, medine’den kûfe’ye taşınmıştır.

    hz. ali’nin halifeliğine şam valisi hz. muaviye de karşı çıkmıştır. cemel vak'ası’ndan sonra hz. ali’ye karşı olanlar, hz. muaviye’nin etrafında birleşip onu halife ilân etmişlerdir. bu olaylardan sonra islam'daki ilk siyasi mezhep olan hariciler ortaya çıkmıştır.(sıffin savaşı)

    hariciler yani "la hûkme illalillah(allah'tan başka hüküm sahibi yoktur)" diyenler islam'daki ilk siyasi mezhep olan hariciler'i oluşturmuşlardır. haricilerin düşüncesine göre islam dünyasındaki bu karanlık ufukları dağıtmanın tek yolu iki halife adayını da öldürmektir. kendi arasında toplanan hariciler, alınan karar gereği üçü de aynı anda seçilen fedailerce öldürülecektir. hz. muaviye ve hz. amr bin as, düzenlenen suikasttan kurtulmuştur. hz. ali sabah namazı için mescitte iken zehirli hançer ile yaralanmıştır ve birkaç gün sonra da vefat etmiştir. hz.ali’nin şehit edilmesiyle dört halife devri ve islam'daki hilafet anlayışı sona ermiştir.

    --- spoiler ---

    -hâlâ yapılmaya çalışılan bir şey bu mezhepçilik.
    -ortadoğu dünyasının bataklığının sebeplerinden biridir.
    -araplarda mayası tutan mezhepçilik, türklerde birkaç münferit olay dışında (ki keşke yaşanmasalardı) çok fazla görülmemiştir.
    - farklı mezheplere mensup araplar aynı mahallede bile yaşayamazken, türkler mezhepleriyle birlikte et ve tırnak gibilerdir.
    - araplar devletlerini farklı mezheplere mensup kişilerin yönetmesini kendilerine yediremezken(suriye,ırak gibi), türkler devletleri için tek yürek olmayı başarabilmişlerdir.
    --- spoiler ---

    ---sözün özü---
    devlet ve millet içinde, kamuoyunu din-dil-ırk olarak ayırmak kimseye bir şey kazandırmaz, kazandıramaz ve kazandırmamıştır da. dolayısıyla herkes türkiye cumhuriyeti'nin ve "ne mutlu türküm diyene" sözünün kıymetini bilmeli. yaşasın tam laik türkiye cumhuriyeti.
4 entry daha