şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • on yıl aradan sonra nükseden ve beni evham/ kaygı topuna döndüren hastalık... tedavi sürecinden sonra aşağıdaki bilgiyi paylaşmak da boynumun borcu sayılır. yalnız, aşağıda yazacaklarımı ttp hastalığının tedavisi olarak görülmemesi gerektiğini de belirteyim. plazmaferez ve dört seansmabthera (rituximab) bu hastalığın bilinen en iyi tedavisi...

    gelelim karpuz kabuğundan gemiler yapmak tadındaki bilgiye:

    geçen hafta soğuk algınlığı ve bünyeye aşırı yüklenmeli müklenmeli ev işi yapma nedeniyle ateşim çıktı. benim durumumda viral enfeksiyon istenen bir durum değil, zira trombositleri düşürme riski var. hastalığımın nüksetmesi ve hastaneden erken taburcu edilip, tamamen evhamla yeniden tahlil yaptırınca (bu sefer daha uzun yatmak üzere) ikinci kez hastaneye koşturmam gerekmesi beni ağır bir evham ve kaygı topuna (daha doğrusu manyağına) dönüştürmüştü. evhamında haklı çıkmak hayat kurtarır, ama aynı hayatı zindan da eder. hal böyle olunca, doktorlar da trombositleri yakinen takip etmem, ateşim düşmezse hastaneye gelmem gerektiğini filan söylediklerinde yine deliye yakın bir şey oldum. bir akrabamız, karpuzun beyazının, trombosit düşüklüğünden (trombositopeni) mustarip olan yeğenindeki mucizevî etkilerinden bahsetmiş, beni de yemeye teşvik etmişti. tabana sürülen limonun burun akıntısını anında kestiğini gördüğümden beri, pek de itibar etmediğim alternatif çözümlere bir parça daha yakın durmaya, en azından "hadi canım," diyerek arkamı dönmemeye başladığımdan, ama yine de pek bir şey ummadan - çünkü kaygılı insan eşyanın tabiatı gereği kuşkucudur; karpuzun da başına bir iş açacağını düşünmekte bir beis görmez - karpuzun beyazını yemeye başladım; hatta kendisine abandım desem, yeri.... 270-280 bin civarında seyreden trombositler önce 307 bine, iki gün sonra da 352 bine çıktı... bu son değer hastanede plazmaferez yapılırken bile gördüğüm bir değer değildi. enfeksiyonu atlattım ama karpuz beyazını yemeyi kesmedim. dün rutin tahlimi yaptırdım. sonuç: bir haftada 100 binlik bir artışla 450 bin trombosit! (üst sınırı da aştığım için kestim tabii yemeyi... bu arada, bu sefer de yüksek çıktı diye, "bunun nedeni nedir, sakıncaları neler olabilir?" vb. sorularla doktorları darlamayı, bir kaygı kumkuması olarak elbette ihmal etmedim.) meğer karpuzun beyazında, en çok ihtiyaç duyduğumuz aminoasitlerden arjinin varmış (araştırmalarımda karpuz beyazıyla hiçbir şey olmasa da çok bir şey bulamayınca, kendimi önüme gelen karpuz kabuklarını at misali yemeye adamış, yediğim şeydeki kerameti pek düşünmemiştim.)
    hâsılı, içinizde ve/ veya etrafınızda trombositopeniden mustarip olan, trombositleri düşük olduğu için ameliyat, vs. olamayan birileri varsa aklınızda bulunsun, istedim. fayda etmese de, zararı da dokunmaz neticede... dediğim gibi, bende olduğu gibi ttp hastalığınız varsa, sizi karpuz kabuğu kurtarmaz, elbette... oradaki hadise başka çünkü... haydi gelmiş geçmiş olsun.
1 entry daha