şükela:  tümü | bugün
102 entry daha
  • taciz olaylarından dolayı geçen sene verilememesinden kaynaklı bu yıl iki kişiye verilecek ödüldür. thomas pynchon, tim parks ve paul auster favorilerim.

    bu gereksiz yorumdan sonra bu konuyla ilgili bilgilere geçebiliriz;

    1901 yılından itibaren verilmeye başlanan ve diğer nobel ödüllerine göre en fazla eleştirilen ödül nobel edebiyat ödülü. işin içine objektif olmaya çalışılsa dahi kişisel beğeniler girdiği için, hakkında bu kadar fazla konuşulması doğal aslında. ama hala dünyanın en prestijli ödülü.

    öncelikle nobel edebiyat ödülünü eleştirenlerin, öyle bir rafine zevkim var ki dünyanın en prestijli ödülünü alan yazarı bile beğenemedim kibrine sahip olan boş insanlar olduklarını düşünüyorum. ikinci ise şu yıla geldik, internette video izleyerek ameliyat bile yapabilirsiniz hala nobel ödüllü kitap denmesine sinir oluyorum. daha bugün bir sözlük yazarına bunun üzerinden mesaj attım küfretmediği kaldı bana. bir de üste çıkıyorlar yani.

    nobel ödüllerine dönersek, bu ödüller farklı komiteler tarafından veriliyor. 1900'de nobel vakfı kuruluyor ve hemen ardından çeşitli komiteler kurularak nobel ödülleri ile ilgili çalışmalar başlıyor. isveç kraliyet bilimler akademisi fizik, kimya ve ekonomi; karolinska enstitüsü tıp; norveç parlamentosu tarafından seçilen norveç nobel komitesi barış; son olarak da isveç akademisi de edebiyat alanındaki ödülleri veriyor.

    bu isveç akamesi'nin içindeki daha küçük bir komite de nobel komitesi olarak adlandırılıyor. bu üyeler düzenli olarak değişiyor ve şimdiki üyeler; per wästberg, anders olsson, kristina lugn ve horace engdahl.

    aday gösterme hakkı ilk olarak akademi üyeleri ve üniversitelerin edebiyat, tarih ve güzel sanatlar hocalarına veriliyor. fakat yapılan değişiklikle ödülü kazanan yazarlar ve bu yazarların ülkelerindeki hatrı sayılır edebiyat dernekleri de aday gösterebiliyorlar. örneğin, pen yazarlar derneği gibi.

    bu ödül verilirken hangi gerekçe ile verdiklerini de söylüyorlar. örneğin, bu ödülün ilk sahibi olan şair sully prudhomme'a, "şiirinin mantıksal ve duygusal özelliklerin az görünen kombinasyonunu barındırması" gerekçesi ile vermişler. orhan pamuk için ise "kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbirleriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulması" tanımlamasını yaptılar. çokça tartışma konusu olan bob dylan için ise "amerikan müzik geleneğinde yeni şiirsel anlatımlar yarattığı" gerekçesi ile nobel'i verdiler.

    aday belirleme kısmı ise şöyle işliyor;

    ilk olarak nobel komitesi her yılın ekim ayında, ödül almış yazarlara, üniversite hocalarına, çeşitli ülkelerdeki derneklere ve akademilere yaklaşık 700 tane davet mektubu gönderiyor. ardından bu kişiler şubatın başına kadar adaylarını, gerekçelerini de göstererek bu komiteye gönderiyorlar. çakışan adaylıklar, cevap verilmeyen mektuplar, geçerliliği olmayan gerekçeler gibi sebeplerle bu adaylar yaklaşık olarak 200 kişiye kadar düşüyor. ardından komite kendi içinde bir değerlendirme yaparak nisan ayına kadar bu sayıyı 20'ye kadar düşürüyor. mayıs'ta yine bir elemeye girerek en son beş kişide karar kılınıyor. eylül ayına kadar tüm üyeler bu yazarların kitaplarını okuyup, araştırıyor. eğer bu beş kişinin içinde daha önceki yıllarda son beşe kalan varsa yazarın eserleri değerlendi mi diye araştırılıyor, herhangi bir yazarın bir kitabı çevrilmemişse çevrilmesi sağlanıyor vs. derken eylül ayında bu komite üyeleri genel bir toplantı yapıyor. çeşitli toplantılar, tartışmalar, kavga dövüş derken kazanan belirlenir ve nobel'in ölüm tarihi olan 10 aralık'ta da açıklanıyor.

    ödülün verilmeye başladığı yıllarda yaşamış olan hatta aday da olan fakat ödülü kazanamamış en önemli yazarlar;

    (bkz: emile zola)

    (bkz: leo tolstoy)

    (bkz: anton çehov)

    (bkz: henrik ıbsen)

    (bkz: mark twain)

    (bkz: thomas hardy)

    bu adamlar ödül alamamışsa, bu ödül madem kişisel beğenilere göre değişken bir ödül o zaman yanlışları var mıdır sorusu geliyor insanın aklına. yanlış denebilir mi bilmiyorum ama sansasyon yaratan ödülleri çok fazla.

    örneğin 1953'de winston churchill'e ödül veriyorlar. hem de daha önceki aday gösterildiğinde politik bir figür olduğu gerekçesiyle reddedilmişken. 2006'da orhan pamuk olayı ki bu bence kesinlikle bunu olay haline getirenlerin nasıl bir mantıkta oldukları üzerine konuşmak konuyu baya bir uzatacak. bir de 2012'de çin komünist partisi'ne yakın olan mo yan'ın ödül kazanması olayı var. rejim karşıtı muhalif yazarlar olay çıkartıyor. ya allah aşkına isveç akademisi politik gerekçelerle verecekse bile mo yan'a mı ödül verecek yani.

    akademi'ye fazla laf gelir diye nobel komitesi daha ilk yıllardan beri kendine otokontrol mekanizması oluşturuyor aslında. ilk yıl fransız birine verdikleri için, ikinci yıl yine fransız bir yazar kazanacakken vermiyorlar ona mesela. tüm bu her milletten kazanan olsun davranışına karşılık 1970'li yıllarda bir üye asya ve afrika edebiyatından bir şey çıkmaz tarzında boş boş konuşuyor. bunun üzerine sonraki yıllarda telafi etmek açısından necib mahfuz, toni morrison gibi yazarlara ödül veriyorlar. ama bir yandan düşününce acaba gerçekten de telafi etme, günah çıkarma gibi bir durum var mı bilemiyorum. bunlar çok iyi yazarlar çünkü.

    bu tarz ödüllerde jüri birine ödül verse dert, vermese dert. niye verdin de deniyor, niye vermedin de deniyor çünkü.
11 entry daha