şükela:  tümü | bugün
63 entry daha
  • bu ülkede hukuk işleseydi, herşeyden önce bulunduğu yerde olmaması gerekirdi bunun.

    yanındaki yalı, apartman düzeninde modern bir binadır. kiralık ev arayan bir arkadaşımla beraber girmiştim içine. bir gemi gibi, muhteşem bir manzarası vardır. önü ve sağ tarafı göz alabildiğine açık, ta sarayburnu'na kadar muhteşem bir manzara, sol tarafında, reina'nın, o kadar yükseltmeye hakkı olmadığı halde yükselttikçe yükselttiği, manzarasını kesen duvarı, çatısında pislik içinde ondulinleriyle barakamsı yapıları (http://img138.imagevenue.com/…ge=12659_milliyet.jpg).

    - "ee, peki gürültü, mürültü?" diye sorduk,
    - "efendim, geceyarısına kadar yemek müziği, alçak sesli* müzik çalıyorlar, dans müziği gece yarısından sonra başlıyor. ama siz de zaten yatarsınız o saatten sonra, di mi???" gibilerden bir cevap aldık.

    dairenin reina tarafına bakan pencerelerine, çerçeve üstüne çerçeve takılmıştı, ki bu işlerle kısmen haşır neşir olmuş olan birisi olarak, öyle cam üstüne cam takmanın, sesi hafifletse bile tamamen kesmeyeceğini, özellikle alt frekansların darbeler halinde içeri gireceğini garanti edebilirim. dinleyeceksiniz o gümbürtüyü sabaha kadar, beyler kesmeye karar verene kadar.

    o yalı orada reina'dan da, önceden yerinde ne vardı ise o işletmeden de yıllar önce yapılmış oraya. tapulu, imarlı, iskanlı herşeyiyle legal bir bina. düşünün: çalışmış, etmiş, kazanıp böyle bir yer almışsınız ya da ailenizden vs. kalmış, huzur içinde yaşıyorsunuz. birgün gelip yanınıza böyle bir yer açılıyor, bütün huzurunuzu alıp götürüyor. defalarca sahibini insafa davet ediyorsunuz, belediyeye, kaymakamlığa, valiliğe şikayet ediyorsunuz, dava açıyorsunuz, polis çağırıyorsunuz, nafile. bu flu adamlar her seferinde çarklarını çevirmenin bir yolunu buluyor. yeryüzü cennetiniz, bir anda cehenneme dönüşüyor. atsanız atılmaz, satsanız kimse almaz. o reina'nın, laila'nın gürültüleri, bırakın yandaki bitişik nizam yalıyı, taa karşı yakadaki yalılara kadar ulaşıyor. insanlar sabahlara kadar rahatsız oluyor - defalarca yazıldı.

    sakın, "orada can yitmiş, sen zenginin problemini anlatıyorsun" demeyin. hukuk herkese lazım. fakire olduğu gibi zengine de. ki, benzeri problemler şehir içine kurulmalarına müsade edilmiş, üstü açık ya da kapalı birçok eğlence yerinin civarında da yaşanıyor. örnek mi istiyorsunuz: bostancı'daki eski mood's, şimdiki ne bileyim ne. onun etrafında da yıllardır yaşanan, imarlı, iskanlı konutlar var. hiç de zengin işi değil, gayet orta halli insanların yaşadığı apartmanlar. balık lokantası, et lokantası derken, günün birinde bir eğlence yeri açılıyor. öyle yüksek volümlü müzik yapılıyor ki, bırakın yazın bahçesinde çalınanı, kışın kapalı kısmında çalınan müziğin güp-güpleri evlerin içine kadar giriyor. orada oturan bir tanıdığım var, bir yaz günü evlerine gitmiştim, aşağıda çalınan müzik, 7. katta tuvalete kadar geliyordu, olanca netliğiyle, sabah 4'e kadar. dişinizden, tırnağınızdan arttırıp, başınızı sokacak bir dam altı bulmuşsunuz, sonra bu. katil olur musunuz, olmaz mısınız?

    yazın tekne kiralayıp, dünyanın en nadide manzarasının önünden geçerken, kırk yılın başında o güzelim yalıları denizden seyretmek, suyun şıpırtısını dinlemek varken, manzaraya kıçlarını dönüp, müziği kökleyip, göbek atan insanlara kıçımla gülüyorum ben. türkbükü'nde neresi en gürültülü müziği yapıyorsa, oraya toplaşanlara da. bunların, reina'nın, laila'nın önünde kuyruğa girip, kapıdaki gorillerden köpek muamelesi görüp, tek ayak üstünde 45 dakika arabalarının gelmesini bekleyip, üstüne fişsiz 20 milyonu bayılmayı içlerine sindiren versiyonlarına da.

    onların problemi... ama, böyle yerlerin, hak-hukuk dinlemeden, bir grup kabına sığamayan insan azgınca eğlenecek diye geri kalan daha büyük kitlenin huzurunun hiçe sayılarak işletilmelerine göz yumulması, hepimizin problemidir.

    "bunlar istanbul'un/türkiye'nin renkli yüzü, turizm falan, filan" diye atıp tutanlara da aldanmayın, dünyanın hiçbir yerinde meskun mahalde böylesine bir azgınlığa müsaade edilmiyor. yok böyle birşey. zürich'te, akşam saat sekizden sonra, aynı anda sadece tek bir pistin kullanılmasına müsaade ediliyor, uçaklar bile ancak sırayla kalkabiliyorlar. bu kadar dikkat ediliyor gürültü kirliliğine. fonksiyonel birşey değil mi, ulaşım işte? hayır, önce o şehrin sakinlerinin huzuru.

    o üç zavallı, tam anlamıyla bok yoluna gittiler. ama ben bunun kabahatini o işletmenin sahibine bile değil, ona bu cesareti veren, bu rezalete bugüne kadar göz yummuş, bundan sonra da göz yumacak, hakkımızı, hukumuzu, huzurumuzu korumakla mükellef yetkililere yüklüyorum.
121 entry daha