şükela:  tümü | bugün
81 entry daha
  • filmde zaman darlığından ve kurgu yapısından dolayı üstünde durulmamış ve yanlış anlaşılmış olduğunu gördüğüm detayları, çizgiromandan yola çıkarak netliğe kavuşturmak isterim.

    --- spoiler ---

    v' nin bıraktığı güllerin kuru bir romantizmle alakası yok. kendisinin kim olduğuna dair bıraktığı ipuçlarından biridir, şöyle ki toplama kampında geçirdiği vakitlerde kamp adına yararlı olması adına, kendisine botanikle ilgili malzemelerin verilmesinde sakınca bulunmaması üzerine güller yetiştirmeye başlamıştır. bir yandan da, gelen malzemenin yarısıyla odasında patlayıcılar oluşturur ve bunlar detaylı olarak çizgiromanda anlatılır. kamptaki patlamayı da o yaratmıştır. bu gülleri dahlia' nın tanıyacağını bilir. v' nin diğer maskeli kahramanlardan ayrılan en büyük noktalarından biri de, kendisinin, eylemlerinin ve saldırdığı değerlerin farkedilmesi isteğidir, maske onun savunduğu değerleri açığa vuran yüzdür, gerçek suratını saklama amaçlı bir maske değil.

    ikincisi zorro dansı(?) ve v' nin sanat hayranlığını kuru bir klişe gibi ele almak yine çok eksik bir bakış açısı, özellikle çizgiromanında. öncelikle filmde faşizmle yönetilen ingiltere' nin faşist tarafı fazlasıyla üstünde durulmadığından anlaşılmamış olabilir, faşist ingiltere' de bir çok müziği dinlemek sakıncalı ve yasak, aynı kitaplar ve diğer sanat eserleri gibi sansüre maruz kalıyorlar. bundan dolayı v her eyleminde ideolojisini öne çıkaracak eylemler yapıyor, sanat hayranı olması kişiliğine renk versin diye konulmuş ikincil bir özellik değil, ondan alıkoyulan ve eylemlerine itici güç veren etkenlerden biri. (bu çizgiromanda çok daha başarılı aktarılıyor bence, filmde tv' den insanlara seslenen kişiyi öldürüyor, oysa çizgiromanda sadece onu bir daha konuşamayacak hale getirir. yani bu onun en önemli silahına saldırıdır ve bunu da fiziksel bir saldırıdan öte ideolojisine saldırarak yapar çizgiromanda. v' nin düşünceleri kadar faşist tarafın da düşünceleri ve duygularıyla yüzleşiriz çizgiromanda, filmdekinden farklı olarak faşizmi ve onun motivasyonlarını anlamaya yönelik çaba çizgiromanda çok daha açıktır. faşizmi baştan kötü olarak nitelendirmeyip, empatiyle anlamaya yönelik bu çabanın nihayetinde getirilen eleştiri bence çizgiromanda daha vurucudur. tabi bence bu filmi başarısız kılmıyor, filmin kendi içinde güçlü olduğu yanlar çok)

    filmdeki evey ile çizgiromandaki evey de çok farklı. çizgiromanda evey, v' yle olmaktan memnuniyetsiz değil, başta fahişeyken kurtarılmış ve hayatı olmayan biri. buna rağmen tüm hareketleri boyunca v' yi sorgulamaktan çekinmiyor. örnek olarak rahipe v' yi ispiyonlaması falan söz konusu değil, fakat rahibin öldürülmesi sonunda v' yi çok yadırgıyor ve bu davranışını sorguluyor, kendisine olan yardım teklifinde başka insanlara zarar vermek istemediğini açıkca belirtiyor. bu açıdan çizgiromanda v' nin tüm hareketleri daha detaylı olarak sorgulanıyor. çizgiromanda evey ile gordon arasında da romantik bir bağ var(v ile evey arasında yok, evey bir ara v' nin kendisine neden sarkmadığını bile sorguluyor hatta komik bir şekilde). gordon öldürüldüğü zaman, evey bir süre boşlukta kalıyor, tüm sevdiklerini kaybetmiş biçimde, kendini bir kaç polisi öldürmeye hazırlanırken yine v alıkoyuyor. burada da evey' nin v' nin birilerini öldürmesine karşı bir haldeyken, nasıl kendisinin adam öldürecek duruma geldiği v tarafından yüzüne vuruluyor. evey' in çizgiromanda geçirdiği acı dolu süreç ve bu süreç içinde v' yi anlaması daha detaylı ve oturaklı verildiğinden, bu açıdan filmdeki evey ve v ilişkisi biraz klişe ve sıradanlaştırılmış, bu beni rahatsız eden detaylardan oldu.

    v' nin eylemlerini ideolojik isteklerle mi yoksa intikam hırsıyla mı yaptığı, bunların ikisinden çok net şekilde ayrılmış olması gerektiğine dair olan eleştiriler ise, afedersiniz, ne sike derman bir eleştiri olarak kabul edilebilir, bilmiyorum. çünkü gerçekte böyle bir şey yok zaten, hiç bir ideoloji insanların duygularından, yaşam deneyimlerinden ve motivasyonlarından ayrı düşünülemez. her ideoloji, kendi zeminini oluşturabilecek bir duygusal zeminde oluşur, kurguda da bu derinlik üstünde duruluyor zaten film boyunca, evey' in başından geçen tüm duygusal deneyimler, fikirlerin çıkış noktalarının birine anlatılmasına(ve hissettirilmesine) dair en etkileyici yorumlardan birini sunuyor. hani beğenmemek serbest de, yani bu kadar "bunlar klişe ya" eleştirisinden sonra "v' nin amacı net değil" demek de "bi sik anlamadım konuşuyorum" demek oluyor.

    bu arada filmin sonu ve halkın v' nin eylemlerine tepkileri farklı işleniyor. bu noktada da çizgiromanın duruşu daha hoş(purist çizgiromancı takılmak adına söylemiyorum, sadece v for vendetta' nın filmiyle yüzeysel bir esermiş gibi yorumlanmasına gönlüm elvermiyor) öncelikle çizgiromanın sonunda, evey' nin v' nin ardılı olduğunu çok açık anlarken, filmin sonunda olayların daha etkileyici kılınması adına her şey çözüme ulaşıyor gibi gözükmüş. çizgiromanda ise halk sürekli dezenformasyondan dolayı v' nin öldürüldüğüne inanıp inanmamak arasında gidiyor. v vurulduktan sonra onu vuran müfettiş onu vurduğunu herkese duyuruyor fakat evey, v' nin maskesini alıp(ki bu maskesini alma sahnesi, filmde repliklerle verilmiş, ama okumayan biri yeterince kapamayacaktır zannımca) v' nin esasında bir fikir olduğunu çok daha iyi pekiştiriyor. maskenin arkasındaki kişi önemli olmaksızın, v yaşamaya devam ediyor ve halk onun ölmediğine inanıyor. anarşinin yıkıcı tarafı olan v gidiyor, onun eğittiği ve anarşinin yaratıcı tarafı olan v beliriyor. çizgiromanda somut ve fiziksel çöküşten öte, mevcut ideolojinin çöküşü daha iyi algılanıyor. mutlu sonlara veya çözüme kavuşmuş olaylara garezim olduğundan değil, çizgiromandaki bitişle evey' in tüm geçirdiği değişimlerin de tesadüfi olmadığı ve planlı olduğu ortaya koyulduğundan daha vurucu olduğunu düşünüyorum.

    --- spoiler ---

    bu kadar şeye rağmen, bence film önceden de dediğim gibi çok başarılı (edit: buna rağmen tabi ki çizgiromanı okumamış birinin filmi izlediğinde onu nasıl algılayacağını asla bilemeyeceğimden, bu görüşümün de objektif olmayacağı ve olma iddiasında olmadığı açıktır umarım).

    uyarlamalarda mutlaka kayıplar olur, bir çok noktada temele sadık kalması bakımından bu kayıpları bana az hissettirdi film. her sanatın kendine ait bir anlatım biçimi var ve bence film kendi içinde olmuş, yeterince ilgi uyandırıcı ve kitleleri sallayabilecek nitelikte. zaten önemli olan da bu; filmden çıkanların bu sorgulamaya gerçek hayatta devam etmeleri ve tartışmaları. 2 saatlik bir filmde tüm ideolojilerin bir kitaptaki kadar derin sorgulanmasını beklemek biraz yalan olur.
979 entry daha