şükela:  tümü | bugün
31 entry daha
  • doğru ya da yanlış demenin zor olduğu iddiadır.

    örneğin benim ailemde baba tarafım çerkesdir. bir kısmı osmanlı zamanında bir kısmı cumhuriyet döneminde ülkeye yerleşmiştir. büyükbabam'ın iki dayısı kurtuluş savaşı öncesi kars'ta şehit düşmüş, annesi sarıkamış harekatı esnasında iki askeri şehit olmaktan kurtarmıştır. ailenin bu kanadında asker, doktor, hakim çoktur. büyükannem türkiye'ye geldiğinde çerkes isminin yanına türk ismi de almıştır ama mesela kuzenlerine falan baktığımda bizim nesle kadar çerkes isimlerinin korunabildiği görünmektedir.

    buna karşılık benim ne halalarım ne amcam ne babam çerkesçe bilir. evde anne babaları anadillerini konuşmalarına rağmen çocuklarına öğretmemişlerdir. bu zannımca kişisel bir tercihtir. gelenek görenekler konusunda da çerkes mutfağı konusunda da çocuklarına bilgi aktarımında esnek davrandıklarından bugün torunlar arasında bu konulara hakim biri kalmamıştır. bana sorarsanız bu durum cumhuriyetin asimilasyoncu politikasının sonucu değildir ve yıllar boyunca defaatle sormama rağmen aile büyüklerimden de bu yönde bir söylem duymuş değilim.

    diğer yandan, çerkes akrabalarımızın arasında özellikle ana dil konusundaki endişelerin her geçen gün arttığını görmek mümkün. bunun daha evvel başka yazarlar tarafından değinildiği gibi, geniş bir coğrafyaya dağılan çerkes topluluğunun sayısal azınlığından kaynaklandığını söylemek mümkün. yerleştikleri ülkelerin gelenek görenek ve hayatına hızla adapte olmalarıyla tanınan çerkeslerin haliyle kendi içlerindeki evliliklerin azalmasıyla dillerini kaybetme kaygısı hissetmesi anlaşılabilir. yıllar içerisinde bu kaygının yanına kültürel bilgi akışının kesilmesi de eklenmiştir, eklenecektir. globalleşen dünyada bu endişeler sadece çerkesler için değildir.

    tüm bunları anlatmakla birlikte asimilasyonun ne olduğuna daha dikkatli bakmak gerekir düşüncesindeyim. tdk'ya göre; farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme olarak tanımlanan asimilasyonun ulus devletin araçlarından biri olmadığını iddia etmek dünyaya pembe gözlüklerle bakmak olacaktır. bu nedenle cumhuriyetin kuruluşu esnasında efsanevi bir zafer elde etmeyi başarmış kurucu kadroların, halk üzerindeki etkilerini bu tarz konularda yer yer yumuşak yer yer oldukça sert geçişler için kullandıklarını görmek mümkündür.

    benim gözlemlediğim kadarıyla, çerkeslerin hayat tarzlarının sert islami bir yönetimdense cumhuriyete daha uygun olması onların yeni sisteme ayak uydurmada hızlı davranan topluluklar arasında yer almasına sebep olmuştur. bu hız yer yer kendilerinden ödün vermeleriyle sonuçlanmış olsa da cumhuriyetin 100. yılına yaklaşırken, vatana her zaman sadık olan ve bununla gurur duyan çerkeslerin kendi dil ve kültürlerini korumak istemeleri bana anlaşılabilir gelmektedir.

    acı olan bunca yıl sonra gelen taleplerin bile o zaman başka ülkelere gitsinler, vatanı parçalamak istiyorlar vb klişe kalıplarla ötekileştirilmesidir. bu da ülkenin bazı konularda 100 senede bir adım ilerleyemediğinin bir göstergesidir.

    edit: imla
6 entry daha