şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • merhabalar. wwoof başlığını işgal etmeye son derece hazır ve nazırım. türkçe konuşmaya hasret kaldığım şu günlerde (ay götüm) ne var ne yoksa her şeyi anadilimde dökeceğim ortaya. buraya wwoof hakkında tüm sorularınıza cevap bulabileceğiniz lakin uzun bir entry döşenecek, hazır olun.

    wwoof’u ilk kez, fransa lyon’da 1 ay üzüm bağlarında çalışıp adeta şarap denizlerinde yüzmüş yakın bir arkadaşımdan duydum. babam da ağaçlarla, çiftlikle, bahçeyle haşır neşir olduğundan küçükken sürekli beni de yanında götürürdü, bu yüzden aşinayım. neden olmasın ki dedim, hoş olur. oturdum bilgisayar başına, wwoof, workaway, helpx gibi gönüllü çalışma sitelerini taradım, blogger’ların yazdıklarını okudum. türk gezi blogger’ları, avrupa ülkelerinde wwoof yapmanın zor olacağını, bu yüzden vize istemeyen (ki çoğu denizaşırı ülkeler) ülkelere yönelinmesini önermişler. tamamen haksız sayılmazlar ama, bir önceki entry’mde de bahsettiğim üzere, vize başvurusunda bulunurken dosyanıza wwoof’un ne olduğunu açıklayan belgeler (sitesinin çıktısı olabilir, wwoof’a ödeme yaptığınıza dair -üye olurken aktivasyon için 20 euro civarı para isteniyor, 1 yıl geçerli- ve wwoof üyesi olduğunuza dair mailin çıktısı olabilir, vizyon misyon sayfasının çıktısı olabilir) eklerseniz vize alma şansınız yükselir. ben bu şekilde vize alabildim. ayrıca çiftlik sahibimin benim için yazdığı davet mektubu da burada önemli oldu. (ülke vatandaşı çiftlik sahibi, sizin bir wwoofer olduğunuzdan, x sürelik konaklamanızda yiyecek-içecek ve konaklamanın kendileri tarafından karşılandığını, kalan masrafların size ait olduğunu yazıp bir de kimlik/pasaport numarası ekliyor, buna da davet mektubu diyoruz)

    neyse efendim, bu oynak, sağı solu belirsiz süreç sonunda almanya topraklarına 1 aylığına adım attım. yanına geldiğim ailenin de kızları wwoof aracılığıyla yeni zelanda’da at çiftliğine gitmiş. çiftlik sahibi de eski wwoofer, aile boyu wwoofing söz konusu. evde benim için özel bir oda hazırlanmış, mutfağı istediğimiz gibi kullanıyoruz diğer wwoofer’larla, evde sadece almanca konuşuluyor. (siz wwoof veritabanından seçebiliyorsunuz, ben evde almanca konuşulmasına dikkat ettim almancamı geliştirmek için).

    burada dünyalar güzeli bir köpeği gezdiriyor, odun çekiyor, duvar boyuyor, tavşan besliyor, yabani ot yoluyor, çiftlik temizliyorum. her gün 2-3 işim oluyor, hafta sonları ve öğlen 15’den sonrası bana ait.

    almanya’da kaldığım şehir prag’a çok yakın olduğu için prag’a, komşu diğer şehirlere vs. geçiyorum hafta sonları. aile de festivalleri, restoranları sevdiğinden, sabah erkenden uyanıp biralarımızı ve şınapslarımızı alıp bisikletlere atlayıp göl kenarına gidiyoruz, sonrasında da uygun fiyatlı, ama hayvani derecede lüks (almanya) restoranlara gidip yemek yiyip geri dönüyoruz.

    kısacası, gidin. workaway, , wwoof yapın ama siktir olup gidin. evde yazın göt büyütmektense kendim için ekonomik ve mükemmel bir deneyim satın aldım. toz toprak bitki ve hayvanla uğraşmaktan kendimi unuttum, uykum ve öğünlerim düzene girdi, istemeden birçok farklı kasımı çalıştırıyorum. beden zinde olunca kafa da rahatlıyor.

    sorular için yeşillemekten çekinmeyin, çiftlik hayatım sayesinde çok hızlı cevaplayamasam da muhakkak cevaplarım, saygılar.
3 entry daha