şükela:  tümü | bugün
311 entry daha
  • başlığı açan link veren arkadaş yazısı boyunca siyasal islam a, giydirmiş, kendisine küfredenlere haklı olarak böceksiniz falan demiş ama alternatif siyasetin ne olduğu ve neyi başardığı pek de açık ve masum sayılmaz, bunun da farkında mı, farkında mıyız? türkiyede siyaset problemli ve kirli oldukça ve chp az kirli karşıtı olanlar çok kirli değil.

    davutoğlunun gerçekten bilinmeyen bir şey söylemediği, söylemeyeceği ve gerçekten akp ye muhalefet etmeyeceği de ortada. nihayetinde bunlar da muhafazakar cenahdanlar. vereceği her sır kendi sırları da olacak ve konuşurlarsa hain olarak yaftalanacaklar. (zaten konuşamazlar devlet sırrı)

    atatürk laiklik oralara da hiç girmeyin zaten. atatürk öldü, reformlar bitti, yerine onun hiç de hayalini kurmadığı bambaşka bir devlet kuruldu. bu gerçeklerle de yüzleşmek lazım. durum farklı olsaydı tartışmaların çoğunluğu atatürk ün kişiliği ve ne yapıp yapmadığı konusu üzerinden dönüyor olmazdı zaten.

    bununla yüzleşemeden ne akp yi ne recep i anlar ve yenebilirsin ne de nereden çıkmış bu fetö bunlar da akp li işte der durur, kısmen bu doğru olsa da bir çok unsuru gözardı ettiğin için, pek bir karşılık bulamazsın.

    türkiye cumhuriyeti hiç bir dönemde sivilleşemedi asıl büyük sorun bu. herhangi siyasi oluşum sivilleşmeye yönelik reformlara sonuna kadar girişmedi ve bu kafalarla böyle bir şey gerçekleşmeyecek de bu gidişle. çünkü kurgusundaki garabet (ki yeni kurulurken bu bir garabet değildi) sonraki dönemde üstüne bir şey de konmadan, demokratikleşemeden bir de devlet bu nedenle bütünüyle hantallaşıp merkezileşip yozlaşınca, bir hastalığa dönüştü.

    sivilleşme nedir? anayasada da olan bir tanımdır. halkın kendi kendini yönetmesi, siyasi kararların halk oyu ile verilmesi yani yönetim erkinde halkın üzerinde bir denetim ve karar mekanizmasının olmaması anlamına gelir. cumhuriyetin tanımıdır aynı zamanda bu. ancak cumhuriyet salt tanım ve anayasa ile olmaz bir de hedef ve ideal gerekir. bir tanesi vardı. "muasır medeniyetler seviyesine erişmek." ancak bunun için onların gerisinde kalmaman lazım. bizim ülkede bu söylemlerin derinliği pek anlaşılamıyor. atatürk hayranı bazı bilim insanlarımız hatırlatıyor ama onları bile yığın çelişki barındırdıkları için pek takan yok.

    geri kalmamak ve yetişmekten kasıt, muasır mrdeniyetlerden kasıt, sadece askeri bir kudret, ekonomik güç olamaz! çünkü bunlara da erişebilmek için muasır olman gerekir. muasır nedir? bilmiyor.

    önce bilmiyorsan oku.

    (bkz: muasır)

    yani demokrasi hukuk vs "medeniyet biziz, zaman bizim zamanımız" diyen bu avrupalı adamlar neden bahsediyorsa aynısının ve daha iyisinin sende de bulunması şart. kafana göre olmaz o işler köylülükten çık.
    çıkamadı.
    1980 olmuş ve hala bir cunta geldi ve dedi ki müdahale etme zorunluluğu doğdu ülkeyi karıştırmışlar, anarşi her yere yayılmış, düzeltmemiz, hainleri ayıklamamamız gerekirse asmamız lazım. sen kimsin be adam! asa asa bitiremediler zaten.
    "üniforma giydirilmiş köylüyüm, ağanız da ben oldum şimdi."
    evet şu anda da ağamız recep oldu, ağasız adım atamıyoruz hep köylüyüz biz. senin ve seni destekleyen ahmaklar yüzünden.

    (atatürk hayranı ve onu en iyi anlayan beynin kendisinde olduğunu sanan, çok torpilli, çok asil, çok okumuş, çok görmüş, çok dil bilen, çok bilen, gerçekten de çok çok bilen ama ömür boyu da deryalar kadar birikim ve kapasiteyle nasıl hala bu kadar da öngörüsüz olmayı başarabildiği anlaşılamayan ve ahmak bir adam ünvanını tüm bunlarla beraber taşıyacak olan celal şengör hocamız mesela pek sever kenan evren i ve giriştiği eylemleri.)

    cumhuriyetin hedefleri tam olarak uygulamaya geçtiğinde ona demokrasi deniyor zaten. ve mecburi bu. kuruluş ve savaş yıllarında bu askıya alınmıştı, sonraki bir çok probleme bu neden olsa da uygulamada milli bir devletin kurulur kurulmaz tek parti dönemi olmaksızın acil reformlar hayata geçirilmeden, toplum belli bir şekle getirilmeden demokratikleşebilmesi de pratikte mümkün görünmüyor. hele de sanayileşememiş fakir bir ülke olan ve ulusal bağımsızlığını siyasi açıdan elde etmiş olsa da her bakımdan sıkıştırılmakta olan türkiye için bu imkansızdı.

    tek parti dönemi yani chp kabul edilebilir nedenlerle 1923 den 50 lere kadar (54 lere kadar uzaması kabul edilebilir değil hiç ama 2. dünya savaşı merkezi devletin paranoyasını arttırdı tabi) zorunlu ve alternatifsiz bir iktidardı. tam bu aşamalarda arka arkaya da ilginç durumlar oluştu.

    chp, dp, ap vs:
    6 ok ve chp sembolizmi yükselen muhalefetin de etkisi ile devletin henüz kapitalist ekonomiye de geçememiş olmasından ve chp nin devleti simgeliyor oluşundan dolayı, ulusal parti konumundan sol parti konumuna itekleniyordu. 1954 seçimlerinde yaşanan şok ve demokrat partinin bu zaferinden sonra laiklik ve irtica hassasiyetleri dahilinde sağ siyasetin dini bir katalizör olarak kullanma eğilimi de ortaya çıkınca bu yeni sağ, vahşi kapitalizme ve her türden diktaya cunta ya göz kırpan, yine yeni yeni palazlanan ve dış piyasalarda rekabet gücü bulunmayan, içerde de büyük uluslar arası şirketlerin taşeronluğunu yapan tekelci sermayeden destek aldı. hedef saptıran 1960 darbesi ve menderes in asılmasından sonra, bülent ecevit in chp içindeki yükselişi ile ismet inönü nün istifa dönemlerinin ardından 1976 ya kadar gelindiğinde çeşitli hizipleşmeler, iç çatışmalar ve bölünmelerin ardından chp sosyalist enternasyonel e katılma kararını da aldı. ortanın solu, demokratik sol halkın solu gibi söylemler dahilinde 60 lar ve 70 lerden sonra milliyetçi çizgiden demokratik sol çizgiye yani avrupadaki anlamıyla sosyal demokrat çizgiye dönülmüştü zaten. ilkeler içine özgürlük, emeğin üstünlüğü, eşitlik, "halkın kendini yönetmesi" gibi maddeler de ekleyip chp ilk defa yani çok partili döneme geçildiğinde ve ilk "normal" seçimde iktidardan indiğinden beri 23 yıl sonra 1977 de ilk defa sağ iktidarın aldığı üzerinde oy almayı da başardı. ancak iktidar olamadı, azınlık hükümeti güven oyu alamama derken süleyman demirel ve tekelci sermaye ne isterse öyle oldu. sonraki gelişmeler akabinde 1980 de 12 eylül askeri darbesi ile sonuçlandı. 1960 ve 70 de de olduğu gibi.

    bu noktada ülke içindeki sağ sol hizipleşmeleri, abd deki, truman doktrini ve türkiyenin nato üyeliği gibi süreçlerin, marshall yardımlarının, her aşamada ülke açısından astarı yüzünden pahalı ve hiç bir mili fayda getirmeyen hamleler olduğu ortadadır. bununla beraber bütün bu gelişmelerin, tek gayeleri emekçilerin ve çalışanların daha fazla hak talep etmesini, bu hakları edinmesini ve akabindeki demokrasi hedefini baltalamak olan çevrelerin de işine geldiğini de unutmamak gerekiyor.
    "solcu chp" bu aşamalar dahilinde anadoluda çoktan komünist chp imajına büründürülmüştü, özellikle de 60 70 siyasi olayları, cuntalar, muhtıralar sonrasında silahlandırılan ülkücü çetelerin ve islami örgütlerin, cemaatlerin etkisiyle. solcu chp aynı zamanda milli şef döneminde çiftçinin buğdayını elinden alıp depolarda çürüten devletin chp siydi. yani önceki fakir ve köy kökenli neslin böyle anımsadığı o chp, sonraki kenre göçen bu insanların çocukları gözünde de sovyetci komünist chp idi. (truman doktrini soğuk savaş döneminin başında tüm dünyada komünist avını da başlatmış bu anlayış türkityede de terör faaliyetleri kapsamında ele alınarak yayılıyordu)

    bütün bunlar olurken kurucu parti chp kendi içindeki hizipleşmelerden çıkamamış, aldığı siyasi yenilgileri tersinden okuyarak özgürlük ve demokrasi talep eden halkın irticaya kucak açtığı gibisinden saçmalamalarla devlet bürokrasisine ve askeri cuntalara çanak tutmuş, cuntalardan medet umar bir pozisyon almıştı. en iyi ihtimalle hiç bir şey demiyor, yapması gereken hamleyi yapıp karşısına çıkamıyordu.
    chp kadrolarının da eli kolu bağlıydı cumhuriyet devrimi çökmüştü, halk kitlesi artık ya chp yi asker ve cunta yanlısı ya da sovyet hayranı komünistler olarak görüyordu ki chp nin içinde gerçekten böyle düşünen parti içinde de ağırlıklı bir nüfusa sahip basiretsiz siyasetçiler doluydu. daha ulusal ve milli çerçeveden bakıyor olsa da pratikte bülent ecevit de bunların pek dışında değildi. tek başarılı sayılan hamlesi kktc yi kurmuş olmasıdır ki o da pragmatist açıdan bakıldığında ne o topluma ne de bize fayda sağlamadığı için bu eylem ecevit e ve chp ye de siyasi bir fayda getiremedi.

    12 eylülden sonra özal dönemi, yeniden demirel yeniden ecevit erbakan vs dönemleri boş geçti denebilir. 2001 ekonomik krizi kapıya dayandığında yine zoraki iktidar olmuş bir ecevit ve devlet bürokrasisi arasındaki kavgalar devam ediyor sağ partiler içeriksiz bir kalkınma yalanına ve din sömürüsüne o zamanlarda da devam ediyorlardı.

    akp iktidara çok güçlü bir biçimde geçip bütün bu oluşumlar halkın tamamen gözünden düşene dek ne işe yaradığı ve kimi koruduğu bir türlü bilinemeyen tsk da yine pusuda bekliyor, belirlenen standartlara pek de uymayan akp nin tökezlemesi bekleniyordu. üstelik 80 darbesinden sonra kesin biçimde bastırılmak istendiği için silahlı bir hale de bürünmüş kürt sorunu da önündeydi. 80 darbesi gerçekten bir çok muhalefeti ve sol anlayışı, belirlenen standart ölçüleri aşan sağ veya cemaat anlayışını kesinlikle bastırmıştır. ancak zaten rehin alınacak pek de bir şeyi hatta ulusal kimliği bile olmayan ve rüşvetler ve tehditlerle hem potansiyel oy gücü hem ekonomik faydaları satın alınmış köy ağalarına karşı ayaklanan marabaları, eşkiyaları, mülksüzleri de aynı işkence hanelere maruz bırakınca ortalık karıştı. pkk doğdu. nitekim zaten onlar uzun zamandır bizi ne olarak görüyorsunuz biz kimiz diyor, sol söylemlerle milliyetçiliğin bir karışımı dahilinde illegal bir sol örgüt olarak dağları feodal çatışmalardan türemiş eşkiyalardan temizleyip ya da onları kendi saflarına katıp giderek de bu yoldan güçlenerek kendileri üslenmeye başlamışlardı. marjinal bir kürt menşeili sol örgütlenme (dünyanın her yerinde vardı bunlardan kimi islami kimi sosyalist vs. ve başka bir uzun yazımda belirttiğim "düşmanımın düşmanı dostumdur" stratejisi dahilinde rakip siyasi otoriteler tarafından hem soğuk savaş döneminde hem de sonrasında ve hala kısmen destekleniyor veya finanse ediliyorlar.) türkiye devletinin en azılı düşmanlarından biri haline geldi.

    askeri cuntanın ve tüm cunta rejimlerinin tamamı hataydı zaten ancak bu heralde en büyük hatasıydı. zaten milli olarak sana tabi olamamış isyana hazır bir unsuru tehdit şantaj ve işkence yoluyla ideolojik düşmanlara uygulanan askeri bastırma yöntemleri ile bastırmaya çalışmak ve onlarda modern bir çağda olduğumuza göre milli bir direniş hareketi başlatmak. kürt hareketinin türkiye dışında da birtakım milli gaye ve açılımları elbette çeşitli siyasi örgüt ve hareketler dahilinde olsa da olgunun türkiye topraklarına bu nedenle bu şekilde girmesi hiç iyi olmadı. celal şengör ümn savunduğu bok yedirmek gibi hadiseler yerel ölçekte, şeytani ve acımasız kötü derebeyi ile kahraman ve mağdur teslim olmayan isyankar" ikilemine bağlı bir efsaneler silsilesine dönüştü. 80 cuntası tüm ülkede faşist ve askerigaddar bir cunta olarak bilinir ve doğrudur, akıllı nedenlerle savunulamaz. ancak türkiye devleti 80 darbesi esnasında doğu ve güneydoğuda kötülüğün bil fiil sembolü oldu. bu farklı ve vahimdir. (chp yine bu noktada da o devletin sembolü)

    sanırız bu coğrafyada yüzyıllardır gerek osmanlının ve hatta onlardan önce selçuklunun da ve hatta bizans ın özellikle kaçındığı kaçınmaya çabaladığı şey budur. birilerine zorla "sen o değilsin, seni kandırmışlar sen busun ve bizimsin" demek. bu oluşumların ve hatta cumhuriyetin de bu hataya daha öncesinde düştükleri de oldu ve kim bu hataya düşerse anında isyan çıktı. isyan bastırıldı veya bastırılmadı ancak kesinlikle bu imparatorlukları da cumhuriyeti de o dönemlerde çok yıprattı. sonrasındaki mezhep ve kültür ayrılıklarına, yasal devlete düşman illegal oluşumların daha fazla yayılmasına neden oldu.

    80 darbesinden sonra aşırı borç alma ve borçlanma dönemi başladı. liberaller özal ı pek severler ve liberalizmi alternatifsiz, muhtemel alternatifleri aptalca veya korkunçca saydıkları için bu gibi açılımcıların uzun dönemde neden oldukları zararları da pek dillendiremez veya göremezler. (tek bildikleri ne yani sovyet mi sevseydik, rus sistemine mi entegre olsaydık, abd olmasa her şey daha mı iyi olacaktı sanki zaten kapitalizm hakim her yerde? demektir) parantez içindeki sorunun cevabı evet dir. en azından türkiye için. suriyeliler konusunda dünyanın saf ı biz miyiz diyebilen muhalif ve sol taraftaki bir liberal, abd konusunda konuşurken kendisine ayn rand ı referans alıp, övdüğü amerikalı oyuncu kötü bir oyuncu ve kendisi çok daha kötü bir satranç oyuncusu olsa da kasparov un satranç ustalığını liberal açıdan yani siyaseten vahşi bir eleştiriye tabi tutmamalı, oyunu düşünmelidir.

    (ayn rand ın böyle bir makalesi vardır. kasparov u çok sovyet bulur nefretle oyun tarzını eleştirir. bu arada ona yenilen amerikalı oyuncuyu da övüp durur. bu sovyet göçmeninin tek takıntısı ve yegane motivasyonu sovyet düşmanlığıdır bu kadar sevilme ve reklam edilme nedeni de. bu nedenle liberallerin en akıllısına yani birikimli ve görmüş geçirmişine anarko kapitalist ayn rand denir. [yani şüphe etmedikleri tanrıları bu kişidir.] ve en ahmağıdırlar. aynı celal şengör gibi, zira ahmaklık nedenleri de aynı. hayır tabii ki bu neden ateist veya liberal hele hele anarşist olmaları olmaları değil, evrim teorisinin sosyal darwinist siyasi ırkçı yorumunun doğru ve bilimsel bir sonuç olduğunu sanmaları onu modernize etmeye çabalamaları, özgürlüğü ve gelişimi salt kapitalist rekabetin mümkün kıldığına inanmaları ve bu nedenlerle de zamanı geçmiş birer dinozor olarak dünya kaynaklarını tüketen dev gövdeler olarak ölmeleridir. bu dev parantez içi açıklamalar aslında birer sayfa sonu açıklayıcı dipnot ama format buna müsait değil, kusuruma bakmayın )

    darbeden sonra vesayetin adını koyan ve onu bir tehdit olarak gören ve tüm unsurları ile halk kitlelerine de açıklayıp şikayet eden tek siyasi oluşumun akp iktidarı olması enteresandır.
    ılımlı yani demokrat solcular ise ya devletin itibarını korumak adına ya da tsk nin itibarına zarar gelmemesi için bu konuda ne sistemdeki garabete ne de cuntacı tsk ya tek laf etmemişler hatta yer yer akp yi tsk ya ve bu sistemin savcılarına ihbar etmeye soyunmuşlardı.

    sol veya demokrat sol adını benimseyenler açısından kabul edilebilir olmayan bir durum. hem korkak, hem solcu. emeğin yanındayım diyen ama protesto edilen devletin memuru olduğunu beyan eden bir grev destekleyicisi. yani grevde boy gösterdikten sonra grevi teşvik eden ele başlarını jandarmaya liste halinde isim isim sunan adamların partisi. sağ siyasetçiler tarafından devamlı düşman yerine konma nedenlerinden biri de budur. (adnan menderes abidik gubidik ve son derece aşağılayıcı suçlamalarla mahkum edilip asılırken neredeydiniz? diye sorar ve misal ve cevap vermezsin. adnan menderes sana göre suçlu olsaydı bile cunta rejimi onu o suçlarla yargılayamadı ahlaksız ilişkiden şimdiki gibi düşünürsek gizli kayıtlarla gizli çekilmiş kasetlerle falan mahkum etti. birgün bu keser dönecektir.)
    akp nin chp siyasi kafasını bu kadar küçük görmesine şaşmamalı.
    büyük krizin ertesinde akp iktidara gelince kürt açılımı ekonomik reformlar ve banka düzenlemeleri derken daha baştan beri tsk ve bürokrasi homurdanmaya başlamıştı zaten.
    bizim memlekette her alanda buralar bizim mafyatikliği malumdur. siyasi kolda vesayet döneminden geliyor bu alışkanlık. bu da kim? bu ne diyor hadsize bak! falan. şu an pop piyasamızda bile benzeri bir kavga mevcut. bir köşeyi kapan kendini oranın yetkilisi ve sahibi görenler başkası daha başarılı olunca bu yabancı nereden çıktı biz buralarda yabancıları sevmeyiz, istemeyiz derler.

    ya siz kimsiniz ki? e biz zaten buradaydık öğrensin de gelsin. neyi öğrenecek zaten kazanan o? neye el atsan kaybeden olduğun halde devamlı öğretmenliğe soyunup duran sizsiniz. recep chp nin bu tutumu ile taşak geçerek iktidarını koruyor 18 yıldır. zaten başka rakibi yok o şeklde sağın tamamını kapsayarak kendi bünyesinde toplayarak geldiler. şu anda gene (rezil bir durum chp açısından bence bu) baktılar olmuyor, toplumda başka kutuplaşmalar ekonomik tehditler başgösterdi akp içinden alternatif parti türetmeye çalışıyorlar. akp yi de erbakanın ve ana muhalefetin cuntanın uzattığı kağıda imza atması yüzünden yaratmışlardı zaten.

    atatürk den beri şu işi yaptıramadı liderler chp ye. atatürk de chp den adam tutup mualefet partisi kurdurdu da chp kadroları ona da komplo kurup irticayı desteklemekten mahkum etmedi mi partiyi? ondan sonra da atatürk e tek adam derler. adam chp yi adam edemedi ki istediği halde çok partili bir sisteme bile geçemedi ki bırak seçimi, chp bela oldu başına. chp den siyasi parti olmuyor yani, her şeyi başkalarının yapması gerekiyor muhalefette olduğunda muhalefeti de yapamıyor, başka bir muhalefet bulmak lazım yanına. (zaten böyle giderse mhp li küskünlerin partisi iyi parti de mhp yerine chp ye tehdit olacak şu andan sonra misal )
    chp nin akp iktiarından sonraki en ilginç özelliği, demokrasinin ne olduğunu recep tayyip erdoğan dan öğrenmesidir. rte nin ileri demokrasi demogojisini zaten herkes eleştiriyor ancak chp gerekli olan birtakım reformlar konusunda her zaman iktidarın bir adım gerisinde. iktidar o gün için gerekli adımı atarken chp hala düşünmektedir.
    kürt açılımı chp nin işi mi? değil chp ye kalsa kürtçe konuşmak yasak olsun çok önemli değil olsa da olur olmasa da kafasında. devlet bunların ya gerekirse yaparlar bir ara şikayetleri yazarlar bir yere unuturlar. (belediyecilikleri de böyle bunların, evet.)
    kılık kıyafet konusunda akp nin türban konusunu uzattığı ve sulandırdığı doğrudur da solcu chp bugüne dek tek bir defa akp bu sulandırmayı yaparken, hatta ondan önce de erbakan yaparken dizginleri eline almış mıdır? hayır. türban giymesin kimse bizce derdi. sonra yasalar çıkınca toplum da memnun olunca insanların ne giydiğine karışmamak lazım demeye başladılar. yahu sen karşı çıksaydın ya önce? yok tsk dan korkuyordu. hiç bir şey yapmazlar! sadece yapılmak istenene çomak sokarlar.

    burada çok ince bir strateji var, aslında. hiç bir güç dışardan göründüğü gibi değildir ve çoğu güç odağı imajlarını korumaktan başka bir şeyle de ilgilenmiyor.
    akp hariç.
    hem chp nin hem tsk nın, hem devlet bürokrasisinin hem ekonomik uzmanların, hem adalet mekanizması ve cumhuriyet savcılarının bütün imajı yeni iktidarın kural dışı oynaması ve buna bağlı hamleleri ile kevgire döndü son 18 yıldır. hiç biri 18 yıl önceki gibi değil. akp den bir devrimci hareket yarattık bravo bize. (devrimin illa sosyalist devrim olması şartı yoktur)

    hileli yollar kullanılarak (ki devlet önceden beri benzeri oluşumları terörle mücadele adı altında gayri resmi biçimde zaten kullanıyordu) bu sefer yeni iktidar adnan menderes iktidarından farklı olarak artık o döneme göre çok daha güçlü ve elleri çok daha uzun olan tsk yı ve ona bağlı çalışan devlet bürokrasisini gizli bir düşman hedefi olarak belirledi. mecburen yoksa 2 3 yıl ömrü var akp nin iktidarda belki o kadar bile yok.

    bu kısım meşhur fetö nün büyük bir güce kavuşup deşifre olduğu döneme denk geliyor aynı zamanda. savaş o kadar sertti ki şantaj mekanizması iktidar dışndaki herkesi hedef almaya başladı.
    bu arada iktidarın bu şartlar altında alternatif bir demokratik yol kullanarak cunta tehdidinden ve ilerde gerçek olacak cuntayı engelleme şansının hiç olmadığını da belirtelim. maalesef.

    yetmez ama evet hamlesi gerçekleşmeseydi, 2010 da cunta ya da cunta sonrasındaki bir yönetimde olacaktık buna hiç şüphe yok. söz konusu darbeci girişim davaları ve soruşturmalar tezgahtı evet. önleyici saldırı hamlesiydi bu dünya emperyalist politikalarından epey şey öğrenmişler. (ya da belki emperyalistler o dönem için akp ye bunu strateji olarak önerdi bu daha olası tabi zira yaşadığı kriz ve istikrarsızlıklar cuntalar vs, o dönem yük olmuştu onlara bir cuntayla daha uğraşmak istemediler.)

    chp nin ulusalcıları ve maocu dinozorlar kafalarını gömdükleri nasyonalist ülküler kumunda bu gerçeklerle asla yüzleşmek istemiyorlar ve hiçbirinin akp ye karşı başarı elde edememiş olmasının nedenini de bu acı gerçek oluşturuyor. (perinçek malum davalar sırasında kafasına bir daha vurulunca kafayı biraz çıkardı ama o uyanık da bir yandan askercilik ve solculuk oynamaya hala devam ediyor hiç utanmadan)
    hatta chp içindeki cumhuriyetçilerin kahramam mehmetçik ağlayışları dahilindeki tsk aşkı bu oluşumun yapı olarak başından beridir demokratik iktidara ve halk oyu ile belirlenecek bir iktidara karşıt bir pozisyondaki varlığını değiştirmiyor. atatürk dışında kimse güçlenmiş bir tsk yı adam edemezdi. o da ikinci dünya savaşı ve ertesindeki , soğuk savaş müdahalelerini, amerikan yardımları denen sanayi ve teknoloji ambargolarını ve cunta riskini daha göremeden erkenden öldü.

    chp nin tarih boyunca içinde yer aldığı affedilemez aptallık atatürk ün ordusu söylemiyle tsk yı arka bahçeleri olarak düşünen birtakım asker kökenli ve kendilerini milli önder ile bir tutan yaşlı bunakların parti içindeki aşırı etkinliği idi. deniz baykal da bunlardan bir nesil sonraki devamıdır örneğin ve bu piçliğini sürdürebilmek adına ömrü boyu hiç bu oportünist davasından vazgeçmemiştir. babasına zerre benzemeyen ve siyasete babasının soyadı yüzünden zorla sokulmuş aydın bir bilim adamı ve gerçek bir sosyal demokrat olan erdal inönü ye resmen düşmandır, ecevit e de tepeden bakar küçümser, kılıçdaroğlunun da karşısında önünü iliklemesini arzular adamdan saymaz, ömrü boyu dev bir basiretsizlik ve başarısızlık abidesi olarak var olmuştur, ismet inönü nün de muhtemelen manevi evladıdır. kısacası dava arkadaşlarına ayaklarını yıkatan altın hırsızı mücahit necmettin erbakan ın solculuk elbisesine bürünmüş halidir.

    şirketlerin ve sermayedarların desteleyip vitrine çıkmaları için teşvik ettikleri bu tipler sağda da solda da değişmez pek yani, değişik olanlar gözden düşürülür.
    sistemdeki garabetleri şu aralar kutuplaştığı malum yakın dava arkadaşları ile yerinde tespit etmiş ve görmüş bulunan recep tayyip erdoğan hariç, kimse onunla başa çıkamadı kendi besledikleri kontrgerilla bile.
    o da halktan aldığı bu güç ile devleti ele geçirdi şimdi. tek başına. devlet devlet değil çünkü.
    bir devlet geleneğimiz ve övünç duyulan bir ordumuz var ama devlet yok ortada ordu da yeniçeri ordusu gene mübarek. üstelik bu defa padişaha değil seçilmiş iktidarlara ve halka karşı kazan kaldıran cinsinden. epey zamandır böyleydi durum yani.

    fetö konusu: fetö zaten var olan ve gerektiğinde kullanılacak ortalama bir cemaat yapılanmasıydı son lideri vitrinde fetullah gülen olarak görünüyordu ama bu sistemdeki ajanların biat mekanizması yani koşulsuz şartsız itaat için var olan bir kukladan, göstermelik bir kılıftan ibaret. gayri resmi ölçekte bir halk tabanı da gerektiği için yani tamamen de illegal görünmesi gereken bir yapı olduğu için birtakım zavallı müslümanlar yani toplumun daha alt düzeyindeki hücreler hem özel yeni gençleri en fakir ailelerden düzene dahil ediyor hem de görünüşte bu kitleler sadece islam dibi ve muhammed aşkı adına bir araya toplanmış, bir hocanın duygusal anlatımlarına ortak olmuş muhammedi yad ediyor görünüyorlardı.
    çok kullanışlı bir sistem devlet veya iktidar için.
    ayrıca bu oluşum hizmet adı altında okullar, türlü kampanyalar ve sosyal projelerde ön saflarda görünüyor ve böylece hem en alt tabakalarda daha çok bilindik oluyor ve daha geniş kitlelere yayılıyor, hem de daha fazla bağış ve sermaye biriktiriyor, devletten bağımsız ama hükümetin teşvikleri ve yönledirmeleri eşliğinde ekonomik olarak da büyüyordu.

    akp burada stratejik bir hata yaptı sonradan bunu "kandırılmak" olarak açıklamaya çalışacak kendini aklamakta kullanacaktır.
    olşumun gücü gerektiğinden fazla büyüdü. zamanında her şey planlanmamıştı. zaten biz türkler hiç bir şeyi baştan planlamamızla ünlüyüzdür. sonra hallederiz, sonrası allah kerim. devlet yönetimi bunu kaldırmaz. devlet illegal veya gayri resmi işlere giriyorsa hele kurallar ve yönetimin britanya krallığı kadar disiplinli ve planlı olması zaruridir. bütün belalara da böyle bulaştık tarihimiz boyu ve britanya yerine alman sistemine güvendik disiplinin çoğu da onlarda diye. kaybettik. ya da az daha kaybediyorduk. (almanlar çalışırken disiplinli savaşırken barbardır, olmaz onlar nereden bu merak bu alman sevgisi türedi bilmiyorum. yani dev ve en güçlü orduyu silahı yapar sonra tamamını tek bir savaşta daha tam da tüm silahlar bitmeden ani saldırıya geçer, herşeyi birden kaybederler. salaklar...)

    sonra işte bunlar olurken böyle bir sabah garip bir şey oldu. daha doğrusu eşyanın tabiatı gereği olaylar kontrolden çıktı ve türkler gene epey şanslıydı. bu sefer yani. görece.

    senaryo 1: bu aşamada recep tayyip erdoğan ve partisi ekonomik bir krize denk gelebilir, toplumsal olaylar artar, akp çaresiz duruma düşer, gayri resmi ve zorunlu nedenlerle milis gücüne dönüşen fetö cemaat yapılanması ile beraber dış dünyadan kopan türkiyede recep yeni mutlak diktatör ve büyük lider olur.
    zaten öyle diyenleri duyuyorum. bahsettiğim tip, muammer kaddafinin türk versiyonudur, ilerde asılacaktır muhtemelen 30 yıl sonra falan.

    bu saçma senaryo gerçekleşemez çünkü türkiye bir arap ülkesi değil. zaten fetö fazla kudretli hal alınca üst yönetim ve iktidar oluşumu mercek altına almış yani devlet baba devlet geleneği gereği "napıyonuz lan orada toplanmışsınız!para mı o saydıklarınız gel hele beraber sayalım" demiş, hareket birtakım hassas siyasi ve toplumsal unsurları bahane ederek (kürt açılımı, dersanecilik vs) rest çekmiş bana dokunma ben senin için çalışıyorum komutanları bağladım demişti.

    senaryo 2:
    asıl tezgah bambaşkaydı tabi. bu sadece kılıftı. iktidar da devlet de birtakım planları önceden yapmıştı. vesayetten yani tsk nın siyasete müdahalesinden kurtulmanın tek yolu üst düzey generallerin tamamını zapturapt altına almak önleyici bir saldırı tertiplemekti. nasıl? fethullah gülen var, o ne işe yarıyor neden tuttuk ki?
    polis teşkilatına ve tsk içine büyük oranlarda yerleştirilen bu unsurlar cb ının talimatıyla bu görevlere geldiler sayılır. mitekim tsk nın kendi güvenlik sistemi vardı bu sistem sadece uygun kişilerin belirlenen knumlara gelmesini sağladığı gibi uygunsuzları alt rütbelerde bile tasviye ediyordu. yaş kararları ile.
    öncelikle irtica şüphesi güvenlik tertibatından kaldırıldı. ordu bu konuda amatör değildi yani kişiler örneğin bir fetö kişisi, görünümünü ya da yaşam şeklini değiştirerek modern görüneerek şarap içip kokteyllerde görünerek kendini saklayamazdı hepsinin seceresi biliniyordu, fark edilirdiler. bu fetöcüleri tsk ya sokmak için güvenlik baştan yazıldı, irtica tehdidi yok denildi.
    ister alt olsun ister üst sızma başladı. bu başladıktan sonra gerisi kolay. itaatleri kesin. içlerinden bazıları fetö tertibatını asker olmak için araç olarak kullanmaya bile başlamıştır. yani bazı vatan sever fakirler de cemaat kanalları ve onlara bağlı dersaneler kanalıyla fetö yü kullandılar. (fetöyü kullanan ve vatana rağmen fethullah a biat etmeyen bu asker arkadaşlar sonradan ya şehit ya gazi oldular. yani tasviye edilemeyenler tehlikeli bölgelere veya bir nevi sürgüne gönderildiler. vatan sever oldukları için hiç biri itiraz da etmediler. diyeceksiniz madem vatan sever ise neden fetö kanalıyla tsk ya girmişler? basit. çok fakir sınavı kazanması mümkün değil ve onların ne olduğunu işin başında bilmiyor, "sen iyi çocuksun inançlı çocuksun maaşallah vatanını seviyor onun için ölürüm diyorsun, gel bakalım sen" diyorlar.)
    bunların çok azı tabi gerçekten iyi çocuklar ve vatan severler. çoğu gerçekten ajan ve casusa dönüşüyor. vatan sever kolunu yitiriyor veya ölüyor bu başka mevkilerde yükseliyor. tabi karşılığında imamlara bilgi akıtmaya başlıyor. giriş çıkışı ele geçiriyorlar.
    sızma operasyonu tüm kurumlarda gerçekleşiyor bir güvenli yer sorunu var devletin, bilim kurgulardaki uzaylı istilası gibi. ama emir en yukardan gelmiş zaten vesayet tasviye edilmek zorunda. yeniçeri kazan kaldırmadan.

    operasyon başarılı. ordu darbe yapamaz hale getirilip referandum ve ardından yeni düzenlemelerle cunta tehdidi ortadan kalkıyor.

    fetö ne olacak? "başkan bir sorunumuz var, bu adamlar sızma işlemine ve bilgi toplamaya devam ediyorlar operasyon bitmedi mi başka bir operasyon daha mı?"

    başkan bekleyin ses çıkarmayın diyor. ses çıkarmasalar da bir yerlerden kendisine haberler iletiliyor.
    birtakım talep ve istekler. ilginç.
    "güvenli yer sorunu! sızma birimlerinin kontrolü el değiştirdi milli istihbarat olay bizimle alakalı alakalı değil diyor, pentagon tarafından kontrol edildiklerini sanıyoruz, ancak resmi bir delilimiz yok başkan."
    başkan konuştu. herkesi topladı ve konuştu. özetle şunu dedi.
    "bir ihanet ile karşı karşıyayız, büyük bir ihanet ancak sabırlı olacağız"
    "ama bu nasıl olur onlar bizim dava arkadaşlarımız değil miydi?"
    "artık değiller. artık onlsrı düşman listesinin başına yazın, ancak tasviye başlamadan kamuoyuna duyurmamalıyız"
    "en başa mı dediniz?"
    "evet en başa, değil mi general?"... general!"
    " şey.. evet... efendim, en başa!"

    savaş patlak verdiğinde önce polis teşkilatı, ardından adalet sistemi, ardından da tsk nın bir bölümü akp ye ve başkan a arka arkaya savaşlar açar.
    fiili olarak başkan kendi konumunu bu olaylar sırasında garantiler. savaşı tüm cephelerde tek başına kazanır. hayran kitlesi ve sempatizanları çıldırırlar. muhalefet olaylardan hiç bir şey anlayamaz, anlaması mümkün de değildir zaten olayların uzağında kalmıştır. "bu nasıl bir olaylar silsilesi, bu nasıl darbe tüm bunlar nasıl bir tiyatro!" diye sorar.
    o da haklıdır ancak sadece bugünler adına. ana muhalefetin kabul etmek istemediği vesayet hakimiyeti kendi çelişkilerini oluşturmuş, devletin içinde gayri resmi derin devletler ve devletten kopuk ondan emir almayan bir tsk ve onun da içinde çeşitli hizipler oluşmuş, cuntalar dönemi vs derken chp tamamını sadece izlemiştir. ondan öncekiler de ch de bu sistemden faydalanmıştırlar onunla savaşmaları hiç gerekmemiştir.
    bu gerçekler akp yi türkiye tarihinde var olan ilk meclis den sonraki en güçlü siyasal hareket, recep tayyip erdoğan ı da atatürk den sonraki en güçlü lider haline getirir.

    bunu ve bunun yarattğı yan etkileri izlemeye devam etmek istemiyorsanız elinizdekilerle yetinmeyi boş sloganlarla sözde ilericilik iddialarıyla avunmayı bırakacaksınız. haklarınzı savunacak devletin önünde boyun eğmeyeceksiniz!
    çünkü rte bu güce eriştiği andan sonrasında artık kimseyi tanımayacak, rakip görmeyecek, hiç bir surette hata yaptığına da inanmayacaktır. onun bu güce kavuşmasının da var olmasının da sebebi bütün bir toplumdur, onun tarihidir, yarım bıraktıkları ve ucuz siyaset anlayışı, ayak kaydırma yoluyla hazıra konma yoluyla bir şeyler elde etme bir konuma kapağı atıp orada oturma, kendini vazgeçilmez ve alternatifsiz görme alışkanlığıdır. buralardan medet umanları recep vallahi de billahi de inanmasan da yeniyor.
    senin yani senin çoğunlukla neden "küçük adam" olduğunu neye özendiğini biliyor ve tersini yapıyor çünkü.
    benim bir sosyalist anarşist veya komünist olarak her ne boksam ne atatürk ü ne chp yi ne devleti, ne tarihi ne geleneği ne rejim i hiç bir şeyi eleştiremediğim, bunların birini eleştirince bana uzak olan akp liden önce bana yakın görünen chp li tarafından saldırılara uğrayıp hainlik ile orospu çocukluğu ile suçlandığım bir ortamda bütün toplum gizlice muhalefet eden, açık açık muhalefet edemeyen, salt maddi çıkarları doğrultusunda siyaseten dalkavukluğu kovalayan küçük adamlar ülkesine dönüşür.
    küçük adamlar olmayın, yoksa sezarlar kolay bir savaşa denk gelir, kimsenin umursamadığı ve saece faydalanmaya çalıştığı köhnemiş ve kurumları çalışmayan birbirinin işini bozan cumhuriyeti kendi şahsi diktatörlüğüne dönüştürür, hepinizi kolayca yönetir ve tarih denen de genelde halk için budur.

    (bkz: sezar'ın hakkı sezar'a)
11 entry daha