şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • düşünmesi kafa karıştırıcı bir konu. ama basitçe anlamak için iki örnek düşünülebilir.

    çakal ve road runner çizgi filmindeki çakalı düşünün. bir uçurumun kenarına çıktığı anda hemen düşmez, uçurumun kenarına geldiğini görür ve birkaç saniye sonra düşer. yani yerçekimi onu birkaç saniye sonra aşağı çekmeye başlamıştır. peki gerçek hayatta da düşen bir objenin düşmeye başlaması için 0,00001 saniye bile olsa bir zaman geçiyor mu? yoksa yerçekimi en ufak bir gecikme olmadan mı onu aşağı çekmeye başlıyor?

    örneğin sihirli bir şekilde güneş'i bir anda yok etsek, etrafında dönen gezegenler tam olarak o "an"da mı savrulmaya başlarlar? yoksa kütleçekim dalgalarının onlara ulaştığı belli bir hız var mı?

    kütleçekim dalgaları ışık hızında ilerliyorsa güneş yok olduğu andan itibaren dünya'nın 8 dakika sonra savrulmaya başlaması gerekir. yani güneş'i bir anda yok ettikten sonra dünya ve diğer gezegenler bir süre daha güneş'ten birkaç dakika önce çıkmış olan kütle çekim dalgalarının etkisiyle yörüngede dönmeye devam ederler.

    kütleçekim dalgalarının şimdilik ışık hızıyla tam olarak aynı hızda ilerledikleri kabul ediliyor. çünkü bu evrende bir "şeyin" ilerleyebileceği en yüksek hız, bu yüzden ikisi de hız ibresini sona dayadıkları için aynı hızda hareket ediyorlar. einstein'ın görelilik teorisinde kanıtladığı üzere.

    kütleçekimi ve ışık birbirine yakın şeyler. ikisinin de varlığı zamanın akışını değiştiriyor. büyük bir kütlenin yakınında ya da ışık hızına yakın bir hızda giderken zaman daha yavaş akıyor.

    aslında kütleçekimi de ışık da bir "bilgi" taşıyor, vardıkları yerde evrende değişime neden olan bir bilgi. evrenin izin verdiği maksimum hıza ulaşan bu iki şey ister kütleçekimi taşıyan graviton ister ışığı taşıyan foton olsun, ışık hızından hızlı gidemiyorlar. ancak ikisi de maksimum hızda gidebiliyorlar.
5 entry daha