şükela:  tümü | bugün
256 entry daha
  • bu albümü sevmedim.

    arkadaşlarıma albümü sevmediğimi anlatırken bana hep "ön yargılısın, objektif değilsin, seninle tartışmak sağlıklı değil" diyip durdular. oysa ki tool'u çok seven ve çok iyi tanıdığını düşünen biri olarak objektif olan bendim. asıl sağlıklı olmayan, 13 senelik bekleyişin duygusal boşalımını yaşayan arkadaşlarımla tartışmaktı. ve iddia ediyorum, "bu albümden sonra yine 13 sene beklememiz gerekecek!" diye konuşan insanlara bakmayın, bence 2 ya da 3 sene sonra, -bilemedin en fazla 5 sene sonra- bir albüm daha yayınlanır veya bu artık son olur. buraya yazıyorum.

    yaklaşık 20 yıldır tool dinleyen bir müzik sever olarak, bu albümü sevmedim. neden mi?

    öncelikle bu albüm bir önceki albümlerden farklı hiçbir şey barındırmıyor. hiçbir şarkıda akılda kalıcı, belirgin bir melodi bulmak mümkün olmadı. lateralus ve 10.000 days döneminde yazılıp bir kenara atılmış şarkılara, undertow ve aenima havası verilmeye çalışılmış gibi duruyor. zorla uzatılmış, zaman geçirilmeye çalışılmış gibi duruyor. en sık karşılaştığım desenler, rosetta stoned ve schism oldu. her şey bu iki şarkıya çok benziyor.

    albüm soundu:
    tertemiz. aşırı temiz. gürültüsüz. alıştığımız tool albümlerinde olmayan bir temizlikte. bunun sebebi de adam jones'un gitar soundu fazla temiz, justin chancellor çok ön plana çıkmıyor, maynard james keenan eskisi kadar çok bağırmıyor.

    aranjman:
    şarkılar inanılmaz gereksiz uzatılmış ve dinleyiciyi boğmaya başlamış. daha karmaşık ve uzun tool şarkılarında, örneğin "third eye", örneğin "lateralis", örneğin "wings for marie & 10.000 days" (ve nicesi) bu kadar boğmuyor, bu kadar altı boş zeminde durmuyor. cover olarak kabul etmeme lüksünüzün olduğu tool usülü bir no quarter, 11 dakika sürer ve mükemmel bir düzenlemeye sahiptir. third eye dediğin şarkı 13 dakika 47 saniye sürer ver ben o şarkıyı bu albümün tümüne tercih ederim. hal böyleyken bu albümü "en iyi" diye nitelendirmek abesle iştigaldir.

    şarkı sözleri:
    şu ana kadar etkileyici bir şarkı sözüyle karşılaştığımı söyleyemem, ayrıca hayal kırıklığına uğradığım nokta bu oldu. albüm her noktada boşverilmiş, öylesine yapılmış gibi duruyor.

    * danny carey:
    bildiği her şeyi yapmış, tüm profesyonelliğini dökmüş ancak bu denli uzatılmış şarkıların arkasında ondan başka bir şeye dikkat etmek pek mümkün olmuyor. albümün en çalışkan ismi diyebiliriz kendisi için.

    * justin chancellor:
    özellikle son iki albümde şarkıların yükünü gürültülü bir şekilde taşıyan justin chancellor gitmiş, "bitse de gitsek" modunda takılan justin chancellor gelmiş gibi. birkaç introda tanıdık ritimleri ve kendine has soundu ile "ben buradayım merak etmeyin" dediği yerler dışında kendine has bir şey duyamıyoruz.

    * adam jones:
    tahminen hem "lateralus" hem de "10.000 days" döneminde yapılan ama çok tatmin etmeyen, albümlere giremeyen bestelerini sandıktan çıkardı. farklılık olması için birkaç şarkıda solo atar gibi yapıyor ancak bunların bir etkisi olmuyor.

    * maynard james keenan:
    şarkı söylerken kendini hiç zorlamamış, sesini yükseltmemiş. sözleri yazarken de aşırı soyut kavramlardan bahsederek oldukça kişisel hikayelerini anlatmış. birkaç destekleyici geri vokal ve synthesizer dışında dikkat çeken etken yok.

    sürekli kendini ve tarzını tekrar eden bir adam jones var.
    kendini hiç zorlamayan bir maynard james keenan var.
    varlığını belli etmek istemezmiş gibi davranan bir justin chancellor var.
    bir şeyler yapmaya çalışan ancak dikkat çekmeyi başaramayan bir danny carey var.

    hepsi çok güzel çalıyor ve söylüyorlar ancak bu albümde işler öyle değil. genel olarak sıkıcı, bittiğinde rahatlatan ağır bir albüm olmuş. daha önceki hiçbir tool şarkısını böylesine ağır eleştirdiğimi hatırlamam, sober ile bile sırf dinleyiciler arasındaki gereksiz popülerliği yüzünden dalga geçmişliğim vardır. (bkz: sober tool'cusu)
    her parçada bir veya birden fazla tool şarkısına benzeyen riff'ler ve melodiler buldum. bunları tek tek yazıyorum, buyrun:

    1- fear inoculum:
    bol bol "forty six & 2" esintileri içeren, "rosetta stoned" şablonu üzerine yazılmış, "right in two" parkisyonu ile süslenmiş bir şarkı. maynard james keenan kendini hiç zorlamadan, bağırmadan söylüyor. şarkı sonlarındaki klasik aksak ritimlerle süslenmeye çalışmış ancak bir anda bitiyor. yükselmeden sona eriyor.

    2- pneuma:
    başlangıcı ile "10.000 days" havası yaşatan bir şarkı. biraz "wings for marie", biraz "right in two". sonrasında da biraz "schism". 3 dakikalık girişten sonra "the patient" formatına bürünüyor. sonra yine "schism". maynard james keenan konuşmaya devam ediyor. tekrar "the patient" dönüşünü yapıyoruz. şarkının yarısı geride kaldı ve henüz nerede olduğumuzu bilmiyoruz.
    ortadaki geçişte dakikalar boyunca tekrarların bitmesini bekliyoruz. son 2 dakikada klasik adam jones ritimleri ve aklımızda kalmayan maynard james keenan nakaratına dönüyoruz ve şarkı temposuna hiçbir şey katmadan sona eriyor.

    3- litanie contre la peur:
    birkaç vokal numarası, reverb ve synth ile geçiş sesleri yapılmış. şarkı olarak kabul etmemiz söz konusu değil.

    4- invincible:
    hiçbir tool şarkısında duymadığım vasat bir intro ile başlıyor. beste yapmaya yeni başlamış bir gitaristin, gitar antrenmanı yaparken kendini zorlayarak çıkardığı bir ritme benziyor. bunu biraz ilginç hale getirmek için danny carey'in elektronik perküsyonlarını ve maynard james keenan'ın girişi ile şarkıya giriş yapıyoruz. aynı sıradanlığa iki nota kombinasyonu ile justin chancellor katılıyor. sonrası yine bildiğiniz gibi.
    şarkının yarısında gelen deneysel aksak ritimler ve sololar nakarat öncesinde pek bir etki sağlayamıyor. sonrasında birden bire şarkı bitiyormuş gibi yapıyor ve "rosetta stoned"a giriş yapıyoruz. deneysel bir justin chancellor solosundan sonra sırada ne olacağını merak ediyoruz. yine "rosetta stoned" geçişleriyle şarkının son bölümünü beklemeye başlıyoruz. hafif groove bir ritm ile devam ediyoruz fakat bu ritm "rosetta stoned" etkileri vermeye devam ediyor. şarkı, yine bitiyormuş gibi davranıp bir kez daha başlıyor ancak bu sefer kesin bitiyor. son bir dakikasında "danny carey" soloları geliyor ve nihayet "forty six & 2" finali yaparak sona eriyor.

    5- legion inoculant:
    birkaç efekt, synth bas ve sythn vokal ile geçiş sesleri yapılmış. şarkı olarak kabul etmemiz söz konusu değil.

    6- descending:
    şarkı bariz şekilde "wings for marie" tarzı bir başlangıç yapıyor. şu ana kadar maynard james keenan'ın biraz farklı vokal kullandığı şarkı olmaya aday gibi duruyor. yanlış duymuyorsam maynard james keenan ilk defa destekleyici geri vokali bu şarkıda kullanıyor. şarkının ortasına doğru "wings for marie" ve "rosetta stoned" ile desteklenen "the pot" yükselişine şahit oluyoruz. şarkının ortasına geldiğimizde yine aksak bir geçiş bölümüne giriş yapıyoruz. bu sefer adam jones solo atıyormuş gibi doğaçlama ritimler çalıyor. burası "lateralis"e oldukça benziyor.
    bu köprüden sonra "the grudge", biraz farklı bir ritimle başlıyor. "seturn descends?" bence öyle. "adam jones" solosu bu şarkıya biraz orjinallik katıyormuş gibi olsa da yine "rosetta stoned" ritimlerine geri dönerek sona eriyor.

    7- culling voices:
    albümün belki de en umut vaat eden girişini yapan şarkısı bu oldu şimdiye kadar. önceki albümlerden bir tool şarkısına benzemiyor ancak, bu albümden bir tool şarkısına benziyor, "invincible" şarkısına!
    şarkının yarısına geldiğimizde bile intro hala devam ediyor. nihayet intro bittikten sonra biraz bildiğimiz ve tanıdığımız tool şarkılarına dönüşmeye başlamışken tekrar başa dönüyor. sonrasında da bitiyor. bitmesi bile 50 saniye sürüyor bu şarkının.

    8- chocolate chip trip:
    ilk dinlediğimde "triad'ın daha net kaydedilmiş versiyonu" gibi bir şarkı dedim kendi kendime. başka şarkılara benzemesi açısından en masum şarkı diye düşündüm sonrasında. içinde bol bol ses, ses efekti ve "danny carey" solosu var.

    9- 7empest:
    ve geldik albümün en çok övgü alan şarkısına. bu, ilk derinlemesine analiz ettiğim şarkı oldu. aynı zamanda albümün ilk kaydedilen şarkısının bu olduğuna iddiaya girerim.

    öncelikle şarkı "vicarious" formatında başlıyor, vokal girdikten sonra "undertow" izleri taşıyor. sonra doğrudan yavaşlatılmış "rosetta stoned", sonra da yine "undertow" formatına dönüyor hızlıca ve 4 dakika kadar böyle devam ediyor.
    4:05'te giren riff ile "the pot" -> 4:10 arasında kıyaslama yapmanızı öneririm. soloya geçmeden önceki bölüm lateralis'in köprü geçişiyle aynı, solo kısmı da aynı stinkfist'in köprü bölümünün daha yavaş ve daha uzun versiyonu.
    7 ve 8. dakikalar arasında "third eye" ve "vicarious" şarkılarındaki köprülerin karışımı ile devam ediyor. 9:50'de giren "adam jones", "rosetta stoned" ile aynı ritimleri çalıyor. "danny carey" de aynı davul ritimleriyle devam ediyor.
    11:00'de giren kısım "lateralis"'teki "spiral out keep going" döngüsünün hemen öncesiyle o kadar aynı ki kulaklarıma inanamıyorum. sonra yine en baştaki "vicarious" geçişine döndük, sora hızlandırılmış "the patient" verse'ü ve arkasında aksak davul ritmi var. 14:00 civarı, "the pot"'taki "now you're weeping shades of cozen indigo" kısmının aynısı.
    bir tek şarkının bitişi özgün, bir şeye benzetemedim.

    #10- mockingbeat:
    birkaç mandala vuruşu eşliğinde mockingbird içerikli parça. "son şakamızı yaptık" minvalinde bitiyor albüm.

    toparlamak gerekirse -
    genel olarak hiçbir noktasında beni tatmin etmeyen, bunca senelik bekleyişin nafile olduğunu hissettiren, hayal kırıklığı bir albüm oldu. gereğinden fazla yumuşak, heyecansız, etliye sütlüye karışmayayım albümü diye adlandırıyorum kendimce.
    aynı zamanda sıkı bi a perfect circle sever olarak, eat the elephant albümünü dinledikten sonra ve özellikle invicible ve descending'in konser kayıtlarını dinledikten sonra içimden bir ses "bu albüm hiç beklediğim gibi üst düzey olmayacak" dedi ve öyle de oldu ne yazık ki. zaten üst düzey bir albüm olsaydı youtube ve spotify hype'ına gerek bile olmazdı.
    bir gün bir tool albümü için bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi... üzdü.
53 entry daha