şükela:  tümü | bugün
282 entry daha
  • 2019 ağustos çıkışlı tool albümü.

    maynard james keenan bir röportajında albümle ilgili şunları söylemiş:

    "*yaşlanmakla ve edinilen tecrübelerle gelen bir bilgelik hakkında olduğunu düşünüyorum. umuyorum ki yaşlandıkça, karşınıza çıkmış olan bazı şeylerden bu sağduyuyu elde edersiniz. hatalarınızdan öğrenerek, başarılarınızdan öğrenerek. yani eğer herhangi bir şey albümün genel hatlarını teşkil edecek ise bu; şu an olduğumuz yeri kucaklamak, nereden geldiğimizi ve içinde büyüdüğümüz/yetiştiğimiz bazı şeyleri kabullenmek olurdu."

    fear inoculum gerçekten de "olgun" bir tool albümü. lateralus albümüyle müzikal anlamda çok fazla benzerliklere sahip olmasına rağmen, fear inoculum'un anlatısının daha farklı bir noktada durduğunu düşünüyorum. insanın kendi içinde ve topluma karşı verdiği psikolojik savaşları ve bunun getirdiği yorgunluk/bitkinlik halini, bir insan ömrünün gelişimini takip eder gibi şarkılarında hissedebiliyorsunuz. bu değişimi anlamlandırabilmek adına, albümdeki şarkılara tek tek bakmak lazım.

    fear inoculum: albümün adını veren açılış parçası. şarkı başından sonuna kadar bir arınma ayini gibi işleniyor. bahsedilen düzenbaz*vücuttan nefes yoluyla atılmaya çalışılan bir hastalık. korku hastalığı. "sen bana aitsin. başkalarının ışığını nefesinle içine çekmek istemiyorsun. ışıktan kork, nefes almaktan kork" diyerek düzenbazın seni elinde tutmaya çalıştığını söylüyor. ama anlatıcı "nefes ver, azlet. öykümü yeniden şekillendir, alegorik ağıtımı doku" ve "bu bağışıklığı* kutsa" sözleriyle bir nevi şeytan çıkarma ayininde dua eder gibi sözlerini söylemeye devam ediyor. "senin masken şimdi kalkıyor. seni kaçarken görüyorum. düzenbaz kovalandı. uzun zamandır beklenen" derken ise artık anlatıcının bu korkudan sıyrıldığını anlıyoruz.

    pneuma: şarkının girişini duyduğum anda right in two dinleyeceğimi sandım*. esasen pneuma'nın, tool'un bir başka şarkısı olan right in two ile benzer bir spiritüel anlatıya sahip olduğu söylenebilir. dinlemeyi bitirdikten sonra seçilen gitar riff'leri ve sözler arasındaki bağı sevdiğimi fark ettim.

    şarkı, fear inoculum'daki nefes yoluyla gerçekleştirilen arınma ritüelinin bir devamı. pneuma grek dilinde "nefes" anlamına geliyormuş. güncel kelime anlamı ise "ruh" demek imiş. anlatıcı da şarkıyı bu ruh/nefes teması üzerine kuruyor. "bu et parçasına bağlı ruhlarız. tek ayağımız yere çakılı etrafta dolanıyoruz. ama uzanıp bu vücudun ötesinde 'pneuma' olmak zorundayız", "çocuk, uyan. çocuk, ışığı açığa çıkar" ve "tek bir nefes ve tek bir kelimeden doğduk. hepimiz birer kıvılcımız, güneş olacak" diyerek, bir nevi gerçekleştirmesi gereken daha yüce(!) şeylerin varlığını hatırlatıyor kendine.

    invincible: albümün en sevdiğim şarkısı oldu. diğer parçalara kıyasla müziğini ve sözlerini daha orijinal buldum açıkçası. maynard'ın röportajında bahsettiği olgunluk teması bu şarkıda fazlasıyla hissediliyor.

    invincible, azametini korumaya çalışan yorgun bir savaşçıyı*anlatıyor. bu açıdan 13 yıl sonra savaş meydanına(!) çıkan tool'un samimi bir öz eleştirisi gibi geldi bana. sözleri de zaten "yaşlı. yeni bir zaferin özlemini duyuyor" diye başlıyor. şarkıyı çok sevdiğim için ona bir ayrıcalık tanıyarak bütün sözlerini çeviriyorum:*

    "yaşlı ve yılgın*
    yeni bir zaferin özlemini duyuyor
    dövüşe yalpalayarak katıl
    silah dışarı, göbek içeri.

    azametini korumaya çalışan bir savaşçı.

    feryat et.
    cesur ve gururluyum,
    geldiğim yerden.
    ama işte şu an buradayım

    göğsümü dövüp davullara vuruyorum
    yorgun kemiklerimi tekrar hırpalıyorum
    asırlık muharebe, benim
    silah dışarı, göbek içeri.

    kazanılan savaşların öyküleri anlatıldı,
    yaptığımız şeylerin
    caligula buna pis pis sırıtırdı

    yorgun kemikleri hırpalayarak
    sendeliyorum hatırlarken
    bir zamanlar yenilmez olduğumu
    şimdi zırh inceliyor
    ağır kalkan düşüyor

    yararlı kalmaya çalışan bir savaşçı
    azametini korumaya çalışan bir savaşçı.

    yüksek sesle ağla
    cesur ve gururluyum,
    geldiğim yerden.
    ama işte şu an buradayım
    bitirdiğim yerde.

    yararlı kalmaya çalışan bir savaşçı
    azametini korumaya çalışan bir savaşçı.

    gözlerim yaşlı
    ponce de leon'un hayaletlerini arıyorum
    umutla dolu
    mitolojik çeşmelerin tadını alabiliyorum
    yanlış umutlar, belki
    ama gerçeklik hiçbir zaman yoluma çıkmadı
    şu andan önce, sızıyı hisset
    üzerime gelen zamanı hissediyorum."

    burada sözlerle beraber açıklanması gereken iki tarihi karakter var; caligula ve ponce de leon. caligula, ms 37-41 yılları arasında hükümdarlık yapmış eski roma imparatoru. hüküm sürdüğü 4 yıllık süre boyunca despotluğu ve gaddarlığıyla ün salmış. maynard, "zaferlerimizin öyküleri anlatıldı, caligula buna pis pis sırıtırdı" derken, geçmişte yaptığı kötü şeyleri bir nevi itiraf ediyor ve günah çıkarıyor. ponce de leon ise kristof kolomb’un yeni dünyaya ikinci yolculuğunda yanında yer almış ispanyol konkistador. 1513 yılında florida’yı keşfetmesiyle, kuzey amerika kıtasında bugünün amerika birleşik devletleri topraklarına ilk ayak basan avrupalı olduğu düşünülüyor. kendisiyle ilgili florida’da gençlik çeşmesi aradığına dair popüler bir hikaye bulunur. yaygın bilinen efsanenin aksine ponce de leon, çeşmenin suyu sayesinde biyolojik olarak yeniden doğmak için değil; şöhret, nam ve kişisel gelişmeyle manevi açıdan yeniden doğmak için bu arayışını gerçekleştirmiştir. "ponce de leon'un hayaletlerini arıyorum, umutla dolu. mitolojik çeşmelerin tadını alabiliyorum" diyen maynard'ın, tam olarak bu manevi doğuşun peşinde olduğu açık.

    descending: isminden de anlaşılacağı üzere tam bir serbest düşüş şarkısı. rüzgar ve dalga sesleri kullanarak ambiyant* bir açılış yapmışlar. genel hatlarıyla, doğanın huzurunda kendi kendimizin sonunu getireceğimizi anlatan ve bu yüzden bizi uyarmaya/uyandırmaya çalışan bir parça olmuş denilebilir.

    parça, "kendi gece yarımızdan serbest düşüş. kendi öykümüzün* son deyişi" sözleriyle açılıyor. maynard sakin sakin bize "düşmenin uçmak olmadığını;* süzülmenin de sonsuza kadar süremeyeceğini*" anlatıyor. anlatıcı, "uyuşukluğumuza selam çakıp"*, "sonumuzun bir an önce gelişini"*çağırırken şarkı da gitgide yükseliyor. "şiddetli bir uyandırma borusuyla bizi duyarsızlığımızdan kaldır"*diyerek zirveye ulaşıyor.

    culling voices: fazlasıyla depresif bir parça olmuş. şarkı boyunca "kendi kafasının içinde konuşan"* bir maynard var; ve bu tema, kullanılan müzikal altyapı ve sakin vokal tarzıyla çok güçlü bir ifade haline getirilmiş. şarkı bende "kafasının içinde tıkılıp kalan insanların, bencillik ve egolarına yenik düşeceğine ve diğer insanlara karşı saldırgan bir tutum sergileyeceğine"*yönelik yapılmış bir eleştiri hissi uyandırdı.

    chocolate chip trip: 4 dakika 50 saniyelik, danny carey başrolünde bir enstrümantal şölen. dünyayı istilaya gelen uzaylıların radyo sinyallerini dinliyormuş gibi hissettim. şarkı boyunca tekrar eden bu melodinin gerçekten hipnotik bir etkisi var. şarkının adının neden chocolate chip trip olduğuyla ilgili ise carey; 10 dakikayı aşan iki şarkı arasında bizlere bir "atıştırmalık"**vermek istediklerini ifade etmiş.*

    7empest: geldik albümün kapanış parçasına. şarkının adı "tempest" olarak okunuyor. gerçekten de adına yaraşır şekilde, fırtına gibi yıkıp geçen bir kapanış yapmışlar. şarkının sözleri, ana akım anlatıya yapılan sert bir eleştiri olmuş.

    şarkı bize "sakin olmamızı"*öğütleyen hayali bir anlatıcının sözleriyle başlıyor. takip eden bölümlerde ise maynard; "sen bizi ninnilerle uyuşturmaya çalışan bir karanlıksın, yıkım başlamadan önce" ve "yalan söylerken yakalandığında şaşırmış rolü yaparsın. ama senin böyle olmadığını biz iyi biliyoruz. senin gerçek yüzünü görüyoruz" diyerek, bizi manipüle etmeye çalışan bu ana akım anlatıcısının yüzüne gerçekleri teker teker haykırıyor. şarkı noktalanırken "çelişkili gayeler yıkımı çağırır. şiddetli bir fırtına kendi yapısına sadık olmalıdır" diyen maynard; bize sakin ve uyuşuk kalmamızı öğütleyen anlatının kocaman bir yanılsama olduğunu, çünkü gelmekte olan fırtınanın her şeyi yerle bir edeceğini ve bunun durdurulamayacağını anlatıyor.

    özetle, fear inoculum albümü bir savaşçının içsel yolculuğunu anlatıyor diyebiliriz. albümün bize sunduğu bu yolculuk, mitolojik anlatılarda kullanılan kahraman arketipiyle fazlasıyla benzerlikler barındırıyor. fear inoculum ve pneuma şarkılarıyla içimizdeki korkuyu susturup yola ilk adımımızı atıyoruz. invincible ile savaş meydanına çıkıyoruz; ama descending ile bu muharebeden aldığımız yenilgi yüzünden serbest düşüşe geçiyoruz. culling voices ile tekrar kafamızın içindeyiz, ama bu sefer gerçekleri inkar etmiyoruz. çünkü 7empest ile savaş alanına tekrar adım atarken; artık yalancı sesleri susturup doğrudan fırtınanın üzerine doğru yürüyoruz. albüm boyunca neredeyse bütün şarkılarda tekrar eden "fable", "tale"** gibi kelime seçimleri de, bu kahraman arketipini destekler şekilde değerlendirilebilir.

    içsel hesaplaşmaların ve savaşların yapıldığı bir karakter gelişimi anlatısı olarak baktığım zaman bu albümü bütüncül haliyle sevdiğimi söyleyebilirim. ama akılda kalıcı tek bir şarkı bile barındırmaması açısından fear inoculum albümünü tool'un diğer albümlerine kıyasla zayıf buldum.*bu anlamda fear inoculum albümünü, pink floyd'un animals albümüne benzettim biraz. animals albümü de bence benzer şekilde kendi içinde bütünsel bir anlatıya sahip olmasına rağmen, pink floyd dinlenmek istendiği zaman açıp dinlenecek (en azından ilk akla gelecek) bir şarkı bulundurmuyor. "bi' pigs açıp dinleyeyim" diyen arkadaşlar varsa da kusura bakmasınlar, ama benim fikrim bu yönde. o yüzden lateralus ve aenima albümleri halen tool'un favori albümlerim olmaya devam ediyor diyerek yazıyı burada sonlandırıyorum.
27 entry daha