şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
29 entry daha
  • çok uzun yıllardır birçok farklı marka kullanmış, hassas bir cilde sahip ve analitik düşünen biri olarak benim gibi insanlara birkaç faydalı tavsiyem olacak.

    benim gibi diyorum, çünkü ülkede birçok kişi yüzünde kirli sakalla dolaşmayı veya sabah olduğu tıraşın öğleden sonraya kalmamasını umursamıyor. ha, kirli sakal da bir zevktir, onlara bir şey demiyorum ama ben sinek kaydı tıraş olmuş bir yüzle dolaşmayı seviyorum.

    ilk önce sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde iddia edilen, bence gillette firmasının insanları inandırdığı, sinek kaydı tıraşın ancak jiletle olacağı yalanından biraz bahsedelim:

    diyorlar ki, tıraş makinelerinde cilt ile makine arasında bir elek vardır, o yüzden makineler hiçbir zaman jiletler kadar cilde yakın bir tıraş gerçekleştiremez. ve bu fikir çok yaygın kabul görür.

    ama gerçek hayattaki gözlemlerim tam tersi yönde. evet, tıraş bıçakları ile sinek kaydı tıraş mümkün, ama bu sadece en üst kalite ürünlerle ve onlarla bile sadece beş altı tıraş. üst kalite (gillette) ürünleri bu sıklıkta değiştirerek kullanırsanız, ortaya saçma bir fiyat çıkıyor. (günümüz rakamları ile dört yüz lirayı bulan bir rakam).

    oysa tıraş makineleri çok daha ekonomik olarak sinek kaydı tıraş olanağı sunuyor. üstelik, eleği olsa da, sakalları çekerek tıraş gerçekleştirdiği için, gerçekte en üst kalite tıraş bıçaklarından bile daha başarılı bir tıraş gerçekleştiriyor.

    şimdi, eğer tıraş makinesi kullanmaya ikna edebildiysem, gelelim nasıl bir makine sorusuna.

    1) ıslak kuru: benim gibi hassas bir cilde sahipseniz, kesin tavsiyem ıslak kuru bir makine almanız ve tıraş köpüğü kullanarak tıraş olmanız. suyun ve tıraş köpüğünün mevcudiyeti, harika bir tıraş keyfi sunuyor ve tıraş makinesinin en temel sorunu olan yüzdeki tahriş hissini çok ciddi oranda azaltıyor.

    2) şarjlı, kablosuz modeller: makinelerin kullandığı pil teknolojisinde son on yılda muazzam bir gelişme yaşandı. günümüz makineleri bir tek şarjla en az iki hafta tıraş şansı sunuyor.

    geçmişte bu süre en fazla bir haftaydı ve çok değil bir yıllık kullanım ile bu süre hızla düşüyordu. makineler sıklıkla pilleri etkinliğini kaybettiği için atılırdı. günümüzde braun, philips ve panasonicte bu sıkıntı kalmadı.

    3) hangi marka: tavsiye sıram braun, panasonic, philips şeklinde. bu üç markanın birçok modelini kullandım. üç marka da en ucuz modellerinde bile kusursuz ürünler sunuyor.

    ama türkiye pazarından panasonic oldukça çekilmiş durumda. eski modellerinde elek yıpranma süresi kısaydı. ve ithalatçı kurnaz bir tekel, bir aptal eleği yeni bir makine fiyatına satıyordu. bu nedenle yılardır panasonicten uzak duruyorum.

    philips'i neden en sona yazdım? philips'in kullandığı yuvarlak elek dizaynına cildin alışması uzun süre alıyor. bu kocaman, asimetrik başlıklar bulunduran makineyi burun köşelerine, dudak çevresine arada hiçbir bölgeyi atlamadan ulaştırmak biraz daha zor.

    diğer taraftan yüzey geniş olduğu için biraz daha hızlı tıraş fırsatı sunuyor. ama zaten bir tıraş hepi topu birkaç dakikalık bir iş olduğu için, çok da önemli değil.

    tüm bu yazının özeti: tıraş makineleri, son onbeş yılda geliştirdikleri ıslak tıraş imkanı sunan, güçlü motor ve pillere sahip modelleri ile, en iyi tıraş bıçağının hem maliyet, hem de tıraş keyfi, kalitesi açısından fersah fersah önüne geçtiler. tıraş makineleri sinek kaydı tıraş için son derece uygundur.

    türkiye'de yaşıyorsanız, braun'un en ucuz ıslak kuru modelinden şaşmayın.
365 entry daha