şükela:  tümü | bugün
1017 entry daha
  • aşure de, on muharrem de benim için çok özel. bu yüzden bu yazıyı en mahremimi açarak yazıyorum buraya, utanırsam silerim.

    kerbela, hasan hüseyin sevgisi, özellikle bu günlerde soğuk bir bardak su içmek (bkz: kim bir bardak soğuk su içse beni hatırlasın) kalbimi acıttığı ve köşe başlarında ağlamaya meyilli olduğumdan, gün yaklaştıkça daha da özenli oluyor içim. daha bir “insan” olmak istiyorum. iyi insan olmak. “hüsn” sahibi olmak, güzelleşmek, yasımı da güzelce tutmak, nasip olursa o günü niyetli geçirmek.

    az önce altıncı aşuremi pişirmek kısmet oldu. nasıl yaptığım aşağıda... ama bu sanırım biraz zengin işi oluyor çünkü ben nohutunun fasülyesinin bol olmasından hoşlanmıyorum. çok önemsediğim için de malzeme gözüme gelmiyor. bu arada belirteyim, hataylıyım ben. genel olarak mutfakta iyiyiz, doğunca skill geliyor.

    neyse efendim, ben aşureye başlarken kuran açıyorum. kabe imamlarının okuduğu bir uygulama var. ezbere bildiğim sureleri onlarla beraber okuyorum süreç boyunca aşureye. ya da başka dualar okuyorum, salavatlar vs... bu esnada kedilerimiz de eriyip kanepeden akmaya meyilli oluyorlar. arada nabızlarını kontrol ediyoruz.

    market alışverişimizi yapıp klasik olarak ya bir gece önce nohut ve fasülyeyi suda bekletiyoruz ya da vaktimiz yoksa hazır haşlanmış fasülye nohut alıyoruz (kuru halde birer su bardağı, haşlanmış olarak 2-2,5). buğdayları (2 su bardağı) eskiden bir gece önce suya koyardım bu sefer beş dakika haşlayıp sarı suyunu süzüp geri yeni suyla haşlamaya devam ettim. çabuk haşlanıyor buğday. buğdayların haşlanmasının 25-30. dakikalarında haşlanmış nohut ve fasülyeyi ilave ediyoruz. yaklaşık üç buçuk litre suda haşlanıyorlar. eklemek gerekirse diye hep sıcak su bulunduruyoruz.

    sonrasında bir kenarda eklemek istediğimiz her şeyi hazırlıyoruz. portakal-limon kabukları, gün kurusu, kuru dut, susam, cranberry, çam fıstığı, kuş üzümü, kuru üzüm...

    burada benim önemli bulduğum: doğranacak ne varsa minnacık doğramak. kuru kayısı da olsa limon kabuğu da olsa çok çok küçük ve özenli doğruyorum ben. incir de koymuyorum çünkü karartıyor ama koyarsak da yine küçücük küpler kesmek zor olmamalı arkadaşlar. herkes kayısıyı inciri utanmasa ikiye bölüp atacak. böyle işler yapmıyoruz.

    ben içine fındık, antep fıstığı ve badem koymayı seviyorum. fıstık ve bademi sıcak suda bekletip kahverengi kabuklarını da soyuyorum. sonra fıstıkları tüm, bademleri bıçakla ikiye keserek, fındıkları da rondoda bir pıt çok kısa öğütüp kenara alıyorum. cevizler en son üste ekleniyor zaten.

    birkaç tane karanfili cezvede kaynatıp suyunu ekliyoruz. dört su bardağı şeker ekliyoruz. sıcakken tadına bakıp çok şekerli sanmayın ertesi gün öyle olmayacak. aynı şekilde kıvamı da öyle, o aşure bekledikçe kıvamlanacak.
    bir iki yemek kaşığı kadar pirinç ekliyoruz. doğradığımız ne varsa ekliyoruz. findıkları da ekliyoruz. ama badem ve fıstıkları en son ekliyoruz onların kıtır kıtır olması daha güzel.

    iki su bardağı kadar süt koyuyoruz. bir tutam tarçın bir tutam tuz koyuyoruz. karıştırarak dualarımızı okumaya devam ediyoruz. yine isteğe göre elma ayva gibi meyveler ekleyebilirsiniz. ben koymuyorum.
    bu şekilde, yaklaşık beş litrelik tencere iki buçuk saat kadar pişmiş oluyor. en sonda kaplara doldurup üzerlerine ceviz ve nar ile süsler yapıyoruz. allah kabul etsin diyor, afiyetle yiyor ve özellikle çevremizdeki öğrencilere de veriyoruz.*
53 entry daha