şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
1186 entry daha
  • üzerinden 41 sene geçmiş* ama 1. sınıfın ilk gününden çok net birkaç anım var. küçük kızımın ilkokul 1'e taze başlaması vesilesiyle depreşti de bunlar, kafa hâlâ sağlamken yazayım dedim.

    - okulun kapısından içeri adımımı attığımda gördüğüm ilk şey: bahçede el ele tutuşarak çember halinde hızla dönen ve "piiiii... nooook... yooooo!" demelerinin tamamlanmasıyla ellerini bıraktıkları gibi neşeli çığlıklarla sağa sola savrulan çocuklar.

    - okul servisi olarak at arabalarının kullanılması. at arabası dediysem çok güzel boyanmış, süslü püslü şeyler. bunları yakından görünce hem atlara, hem arabalara, hem de içlerinin cıvıl cıvıl çocuklarla dolu olmasına hayran kalmıştım. ancak evimiz okula çok yakın olduğundan atlı servislere binemeyeceğimi öğrenmemle hayal kırıklığına uğramıştım.

    - hakan adlı bir arkadaşımızın ilk dersin ilk saniyelerinde kendini yerlere atarak anneeeeğ diye ağlaması, muhtemelen kapının dibinde bekleyen annesinin "hakanııımmm, oğluuumm, geldiiimm" diye paldır küldür içeri dalması. hakan'ın kendisini ve annesini sakinleştirmeye çalışan sınıf öğretmenimizin yüzünü tekmelemesi.

    - sağ eli gelişememiş bir sınıf arkadaşımız. minicik, boncuk gibi parmakları vardı. bazı çocuklar "senin elin neden böyle, parmakların uzayacak mı?" diye sordukça bu minik parmaklı arkadaşımız da "parmaklarım hiç uzamayacak, hep böyle kalacak" diye cevaplıyordu. ama bunları söylerken neşesi yerindeydi, yüzü gülüyordu. başta elinin durumundan dolayı üzülmüş, bu meseleyi dert etmediğini görünce de rahatlamıştım.

    - hayatta en yakın arkadaşlarımdan biri olacak adamla tanışma anımız. teneffüste uzaycılık oynuyordum. evet efendim, uzayla ilgili her türlü oyunun adı uzaycılıktı. elimi uzay gemisi yapmış vıjjjuvv diye uçururken kapkara saçlı çekik gözlü bir çocuk geldi, gemimin atılgan mı yoksa kartal mı olduğunu sordu. bilmeyebilecekler için bunlar, star trek'in enterprise'ı ve space 1999'un eagle 1'i oluyor. cevap tabii ki kartal'dı çünkü yeni diziydi ve daha havalıydı (o kara saçlı çocuğu boğaz'dan geçen gemileri gözlemleyip fotoğraflarını çeken yörük ışık olarak tanıyanlarınız olabilir)

    - son olarak da, ilk büyük aşkım arzu'yu görüp vurulduğum an. o akşam evde annemle babama "arzu diye bir kız var, kaşı şöyle güzel gözü böyle güzel" diye de anlatmıştım (teneffüslerde sınıf kapısını sonuna kadar açıp duvarlarla arasında oluşan üçgene saklanır, orada öpüşürdük. rahmetli öğretmenimiz bunu ya hiç fark etmemişti ya da o cüce halimizle hoş görüyordu, gerçeği asla bilemeyeceğim)

    zaman çok feci geçiyor arkadaşlar.
79 entry daha