şükela:  tümü | bugün
165 entry daha
  • bir istatistikle başlayalım: recording industry association of america'nın araştırmasına göre çok yakın bir zamanda, cd satışlarını geçecek olan medya türü. plak satışları cd satışlarını en son 1986 yılında geçmiş. kaynak

    100 yıllık koleksiyoner değilim ama acemilik dönemini atlattığımı düşünen biri olarak, hem plak hem de pikap konusunda yeni başlayanlar için biraz uzun bir rehber hazırlamak istedim.

    özellikle internetten 2.el yabancı plak edinmek isteyenler için konuşuyorum, bu işte kazık yememenin tek yolu plağa etki eden farklı değişkenleri araştırıp, kıyaslayıp yurtdışı/yurtiçi en mantıklı seçeneği sipariş etmektir.

    bu noktada bu değişkenleri ve ince detayları tanımlamamız gerekiyor.

    1. plak/albüm kapağı kondisyonu: plakların ve albüm kapaklarının kondisyonlarını saptamak için tüm dünya genelinde kullanılan harfli derecelendirme olayı vardır. detaylarına şuradan ulaşılabilir tık

    buna göre erişebileceğiniz en düzgün plaklar m (mint) olarak adlandırılır. bugüne kadar jelatini bile açılmamış 30-40 yıllık plaklar da bu kategoriye girer. tavsiyem, dinlediğinizde ''bu ne lan'' tepkisi vermemeniz için, en azından vg+ ve ex seviyesinin altına düşmemenizdir. bir diğer tavsiye de çok ucuz diye f (fail) kondisyondaki kendine hayrı kalmamış plakları satın almamanızdır.

    2. katalog numarası/ matrix numarası: katalog numarası basit bir şekilde, bir plağın hangi şirket tarafından, hangi ülkede ve hangi dönem basıldığı hakkında bilgi verir. bu numara albüm kapağının köşelerinde bulunabilir. kapak yoksa, plağın ortasında bulunan ve label adı verilen bölgede de bulunabilir. label'da neyin nerede yazdığına genel olarak bakmak için buraya tık

    bu bilginin neden elzem olduğunu bir sonraki kısımda açıklayacağım.

    aynı zamanda matrix numarası diye de bir şey vardır ki, bu bize plağın tam olarak ne zaman basıldığına dair spesifik bilgiler verir. bu kodların genellikle bu biraz daha ileri düzeyde koleksiyoner işidir. label'a yakın bir kısma damgalanırlar. çoğu zaman tek başına anlamsız oldukları için, internetten araştırıp decode etmek gerekir. (yani örneğin rca tarafından basılan plaklar için baştaki harf ne anlama geliyor, sayı ne anlama geliyor gibi)

    3. ince detaylar: buna verilebilecek en güzel örneklerden biri, yabancı kardeşlerimizin original inner sleeve (plak dünyasında adı ois kısaltmasıyla geçer) dedikleri, görsel taşıyan iç zarf. albüm kapaklarının içinde bulunan standart iç zarflar genelde, dümdüz beyaz olur.

    fakat bazı albümler için görselli iç zarflar çıkartılmıştır. güzel bir örnek

    sizin için bu önemliyse, önce albümün orijinal bir iç zarfı var mı diye araştırmanız, daha sonra da satıcıya bu zarfın bulunup bulunmadığını sormanız gerekir. çünkü bazen albüm için tasarlanmış bir zarf varken, satan kişinin elindeki plakta bu kayıp olabiliyor.

    obi strip ise bir başka ince detay. japonlar, kendi bastıkları plak ve cd'lerin kenarına, albüm hakkında bilgi içeren obi adlı bir kağıt takarlar. bu japon plakların alametifarikasıdır. 500 km öteden de görseniz ''aha bu japon baskısı'' dersiniz. şahsen japon baskısı bir plak olacak olsam, obi'siz olmasını istemezdim. siz de buna dikkat etmek isteyebilirsiniz.

    son olarak gatefold ve picture disk var. gatefold şu şekilde açılabilir albüm kapağı oluyor. picture disk de üzerine direkt görsel basılmış plaklar oluyor. bu plaklar genellikle daha pahalıdır.

    --------------------

    şimdi gelelim bu bilgileri harmanlayıp, plak alırken nasıl kullanacağımıza.

    1. internetten alışveriş yapıyorsak, yurtdışı ve yurtdışından plak alabileceğimiz tüm siteleri açıyoruz. istediğimiz plağı her birinde tek tek aratıyoruz. plağın katalog numarasını ve kondisyon derecesini vermeyen adayları direkt eliyoruz ya da satıcıdan bunlar hakkında bilgi istiyoruz. yav düşünün araba alacaksınız ama ilan açıklamasında sadece volkswagen golf yazıyor. aracın kaç km olduğunu ve hangi yıl çıktığını yazmıyor satıcı. şu olay onun kadar saçma.

    bir de plak kondisyonunu subjektif tanımlayan tipler var, onlara da yanaşmayın. neymiş çok temiz plakmış. kime göre neye göre amk? öğretmenden temiz pink floyd plağı, dosta gider.

    2. artık plak hakkında maddi bilgi veren tüm ilanları belirlediysek, son olarak plağın baskı kalitesiyle alakalı araştırma yapacağız. çünkü bir plak, çok farklı ülkelerde ve farklı plak şirketleri tarafından basılıyor ve ses kaliteleri aynı değil. bunu da çözmenin en basit yollarından biri discogs.com'dur. plak işiyle ciddi uğraşacaksınız, bu siteyi aklınıza kazıyın. kendisi internetteki en büyük plak veritabanıdır. plak alınıp satılan çok da büyük bir marketplace'i vardır, fakat paypal geçerli olduğu için biz mahrum kalıyoruz.

    neyse konuya dönecek olursak, diyelim pink floyd'un atom heart mother plağını almak istiyorsunuz. ilandaki katalog numarası shvl 781, 1e 062 ° 04550

    discogs'a girip, plağın adını aratıyoruz ve sayfasına ulaşıyoruz.

    https://www.discogs.com/…-heart-mother/master/12676

    versions kısmına bakıp, kendimizinkini buluyoruz. burada shvl 781, 1e.... için ingiltere 1970 diyor. demek ki bu dönem baskısı. en alt kısma iniyoruz, yazılan yorumlara bakıyoruz. dikkat ederseniz yorumların hepsinde farklı katalog numarası belirtiliyor.

    buradan ilandaki plağın kodu hakkında yazılanları aratıp, plağın ses kalitesi hakkında yorumları okuyabilirsiniz. fikir edinmek adına güzel bir araç. buradan bir sonuç çıkmazsa, google'da katalog numarasıyla plağı aratıp bi bakabilirsiniz. bazen youtube'ta da değerlendirme videoları oluyor.

    hiçbir bilgi bulamadıysanız, biraz ezbere iş yapmak mantıklı olabilir. plağını istediğiniz sanatçı/topluluk ingiliz menşeiliyse, albümün ingiltere dönem baskısı biraz daha özenli basılmış olabilir. zaten bunlar genelde daha pahalı ve az bulunur. ingiltere yoksa, almanya ve amerika baskılarına bakabilirsiniz.

    bu arada japon basım plakların masteringi çok büyük oranda şahane olur, dolayısıyla ses kalitelerine güvenebilirsiniz. bir de mobile fidelity sound lab adlı şirketin bastığı audiophile plaklar vardır, bunlar en üst düzeydir. bu şirketin ürettiği plakları, albüm kapaklarının üst köşesinde nal kadar yazan ''original master recording'' yazısından tanıyabilirsiniz. örnek

    3. geldik son adım, yani fedaya. artık şu üç değişken arasında seçim yapacaksınız:

    a) kondisyon
    b) menşei/plağın basım tarihi
    c) para

    ya parayı basıp, kondisyonu ex/nm olan, iyi baskı bir plağı alacaksınız. ya da bütçeniz göre kondisyon veya plağın baskısından feragat edeceksiniz. optimum noktayı bulmaya çalışacaksınız.

    **** plak alırken mutlaka ama mutlaka yurtdışı alternatiflere bakın. türkiye'de 150-200 lira arasına satılan bir plağı avrupa'da 4-5 euro'ya bulmak mümkün olabiliyor. yurtdışından alışveriş yaparken, maliyet hesabının içine döviz kuru, kargo bedeli ve gümrük vergisini de koyun. bunlara rağmen ucuza geldiği durumlar oluyor.

    bazen ucuza gelmese de şu oluyor: türkiye'de 200 liraya (g) kondisyondaki kamboçya baskısı bir plağı, avrupa'da hemen hemen aynı paraya (ex) kondisyonda ingiltere ya da almanya bakısı olarak bulabiliyorsunuz.

    yurtdışından plak alabileceğiniz siteleri config nickli yazar derlemiş. tık

    buna ekleme olarak: cdandlp.com ve recordsale.de'yi gözden geçirebilirsiniz. 20 euro altı alışverişlerde gümrük vergisi muafiyeti kaldırıldığından beri takipsiz kargolarda sıkıntı çekiyoruz, bu yüzden böyle bir maceraya atılacaksanız mutlaka takipli kargolarla alışveriş yapmanızı öneririm.

    +dışardan getirteceğiniz ve vergisini alırken ödemediğiniz kargoların, universal postal union ile anlaşmalı yurtiçi sevkiyatını ptt ile yaptıran şirketler tarafından gönderilmesini tercih etmenizi tavsiye ederim. ptt en azından gümrük aşamasında çıkan vergiyi takip sisteminde bildiriyor ve kargo kapıya geldiğinde parayı memura ödeyip alabiliyorsunuz. (mesela la poste, deutsche post, royal mail gibi devlet postaları ptt ile anlaşmalı.) diğer türlü sevkiyatı kendi yapan kargo şirketleri sıkıntı çıkartabiliyormuş.

    + amazon.de ve amazon.co.uk'in içindeki marketplacede 2.el plak satan satıcılar genelde takipsiz kargo ile ürün yolluyor. alacaksınız satıcıyla iletişime geçip, takipli kargoyla göndermelerini isteyin.

    -----------

    pikap konusuna dönelim. entry yeterince uzun olduğu için bu kısmı madde madde yazarak, biraz daha kısa tutmaya çalışacağım.

    1. şirin tipine kanıp sağda solda satılan yeni üretim şu tarz ucuz çanta pikaplardan uzak durun. örnek

    bu pikapların kalitesi her açıdan rezalettir, bunda plak dinleyeceğinize, tuvaletteki sifonu çekip dinleyin daha huzurlu bir ses veriyor.

    2. üzerinde universal pikap iğnesi dediğimiz şu tarz iğnelerden bulunan pikaplardan uzak durun. boktan pikabı 100 metre öteden tanımak için iyi bir göstergedir. bunlara güvenip plağınızı da takmayın, zamanla haşat edebilir.

    3. üzerinde anti-skating ve tracking force ayarı olmayan pikaplardan uzak durun. kol ayarı pikap için çok önemlidir. bir pikabın kol ayarı üzerinde ayarlama yapamamak sıkıntı yaratır.

    4. pikap alacaksanız 2 türlü yol ayrımı var. ya deck pikap alacaksınız, yani amp olmadan çalışmayan pikaplar. ya da kendinden amp bulunduran kompakt bir pikap alacaksınız, yani kendi hoparlörü olan ya da sadece hoparlöre takıp ses alınabilen pikaplar.

    paranız çoksa, sisteminizi ileride geliştirebileceğinizi düşünüp, deck bir pikaba yönelin. technics'in sl 1200 modeli, bu pikap türünün en popüler modellerindendir. audio technica gibi markaların ürettiği sl 1200 taklitlerine de bakılabilir. pro-ject baya bir atılım yaptı, onun modellerine bakılabilir. bende para çokun da çoku diyorsanız, thorens gibi bir efsane var.

    ben amp geliştirmeyle falan uğraşamam diyorsanız kendinden ampli modellerin en popüleri efsane marka dual'in hs serisidir. türkiye pazarında bolca bulunur. amp'ini kolay kolay sonradan değiştiremeyeceğiniz için de, dual hs serisi içinde çıkış gücü yüksek olan modelleri tercih etmenizi öneririm. hs 52, 53, 140, 141, 150 gibi.

    5. pikap konusunda diğer bir ayrım ise belt drive - direct drive konusudur. bunun tercihi tamamen size kalmıştır. direct drive, motordaki gücü direkt tablaya iletilerek plaklarınızın dönmesini sağlayan yöntemdir. belt drive'da motor ile tabla arasında bir kayış sistemi bulunur, kayış tablayı döndürür.

    belt drive rezonans adı verdiğimiz ve pikaplarda istemediğimiz olayı önleme konusunda direct drive sistemine göre daha başarılıdır. kayış sorun çıkarttığı takdirde tamiri nispeten ucuz ve kolaydır.

    direct drive'ı savunanların tezi ise, motor direkt tablayı döndürdüğü için belt drive'da ek aksamlarla oluşan güç kaybının minimize edilmesidir. böylece plağın doğru devirde dönme ihtimali daha fazladır. fakat burada bir motor arızası oluşursa geçmiş olsun.

    yukarıda örnek verdiğimiz technics sl 1200, direct drive pikapların da öncülerindendir. dual pikaplarda ise önceleri idler drive ve belt drive yöntemi kullanılmıştır. fakat daha sonra dual de direct drive model çıkartmıştır.

    öte yandan bugün hala prestijli birçok pikap üreticisi, saydığımız avantajlarından dolayı belt drive sistemi kullanıyor. yani ikisi de birbirine karşı üstünlük sağlayabilmiş değil.
11 entry daha