şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • toplumun neredeyse her kesiminde baş gösteren çürümenin bize getirdiği nur topu gibi trend.

    elbette ki "bankta sevgiliyle simit yemek, soğan ekmek yemek, yalnızlık" gibi önüne gelen her konu üzerine edebiyat yapmaya çalışan yılışık insanların ağzına sakız olmuştur. ancak gerçekçi bir yaklaşımla da bakmak gerekiyor.

    "insanları sevmiyoruz" sözü çok fazla irade barındırıyor. lakin mevcut durumda insanların arasındaki bağların kopmasında irade dışı faktörler etkili. doğrusu "insanları sevemiyoruz, insan sevemiyorum" olmalıydı.

    bir insanı sevebilmek için gerek şart nedir? iletişim kurmak. iletişim kuracaksınız ki sevebilesiniz. öyle bir dönemdeyiz ki bir insanla anlaşabilmek çok zor. herkes kendi sosyal medya dünyasını kurmuş durumda.

    herkes kendi dünyasında kendisini bir şeye entegre etmiş. kimi futbolla kimi siyasetle kimi makyajla kimi ünlülerin hayatıyla yapışık ikiz gibi yaşıyor. ortamlarda okuyup öğrendiğiniz bir konu hakkında konuşmak isteyen kişi sayısı yok gibi. anlatırsanız da sırf dinlemiş olmak için dinliyorlar.

    teknolojinin getirdiği tüketim kültürüyle her şeyi yiyip bitiriyoruz ama temelini oluşturamıyoruz. herkes siyaset uzmanıyken bir o kadarı da futbol yorumcusu. herkes kendini telefonlardan çekip bir süre okumaya verse, toplum iyi bir dinlenecek. egolar azalacak biraz. kafasını biraz daha kaldırsa arşa değecek ama içi bomboş insanların gözleri insanlara bakabilecek.

    haklı yanının dışında, bir de işin bahane kısmı var. etrafımızda olması gerektiği gibi anlaşabildiğimiz insan sayısı bu kadar az olunca ve instagram gibi mecralarda insanlar grup grup eğlencelerini paylaşınca, kişinin bir bahane üretmesi gerekiyor. "insanları sevemiyorum/sevmiyorum" gayet güzel bir kaçış cümlesi.
117 entry daha