159697 entry daha
  • babamın hayatımdaki en derin ve kabuk bağlamayan yara olduğunu fark ettim az önce.

    annem trafik kazası yapmış yanındaki dört arkadaşıyla birlikte. sağındaki araba sıkıştırmış, o da kaçayım derken bahçeye uçmuş arabayla. şükür kimsede bir şey yok, sadece bir arkadaşının alnına dikiş atılmış.

    başka şehirdeyim, duyar duymaz aklımı yitirdim. hemen aradım, annemin ve diğerlerinin iyi olduğunu duydum, bir kaç saniyelik bir rahatlama yaşadım. sonra araba ne durumda dedim, çok hasarlı dedi annem.

    o an babamın abuk subuk hareketleri geldi aklıma. kesin kadının burnundan getirecek, demediği laf kalmayacak. tansiyonunu çıkarıp çıkarıp indirine kadar söylenecek. herkesin yanında anlatacak, aşağılayacak belki. beceriksizsin diyecek, bir daha arabayı almak falan yok diyecek. bok vardı da her gün alıp işe gidiyorsun arabayı diyecek, diyecek de diyecek. çenesiyle kadını bezdirecek eminim.

    arabanın başında çekici bekliyormuş şimdi babam, arayıp anneme kızma bak, kadın zaten üzülmüş korkmuş, allah’a şükür ona bir şey olmamış demek istiyorum, bu yaşımda korkumdan ben arayamıyorum. onun sesindeki o saçma tribi duyunca kendimi kaybederim, kötü laflar ederim diye korkuyorum.

    oysa aradığımda ‘kızım allah’a şükür annene bir şey olmamış, mal dediğin şeyin ne önemi var, sen üzülme hallederiz beraber’ demesini ne çok isterdim. ne çok isterdim anneme ‘sen üzülme, herkesin başına gelir, canına bir şey olmasın’ demesini. bir kere ortalığı aleve vermek yerine, sakinleştirmesini, huzur vermesini...

    ama yok...sanki çocukmuşum, bir hata yapmışım ve babam beni delicesine azarlayacakmış gibi bir his içindeyim. başka bir şehirdeyim ama başka bir evdeki stresi iliklerime kadar hissediyorum.

    hata yapmaktan çok korkuyorum baba, çok... sadece kendim değil, başkalarının hata yapmasından da korkuyorum, geriliyorum. hepsi senin yüzünden, en ufak bir hatamızı bile gözardı edememen yüzünden. hata olmayan davranışlarımızı bile hata görmen yüzünden.
1457 entry daha