şükela:  tümü | bugün
235 entry daha
  • stanislaw lem'in kutsal kitabi. "uzaylilarla gercek bir iletisim kurmak mumkun mudur?" sorusu uzerinden iletisim, bilinc, evrensel sabit degerler, anlam, bakis acisinin goreleligi, insan beyninin isleyisi, duygularin davranis ve kararlar uzerine etkisi gibi konulara baliklama dalarak lem ustanin benzersiz yaklasimini deneyimleyebileceginiz bir basyapittir. buna ragmen solaris cok bahtsiz bir kitaptir. cunku hakkinda cekilen ve ikisi de birbirinden cop film (evet tarkovsky'nin ki de tamamen coptur) yuzunden kitabin degeri cogu insan tarafindan bilinmez. bu da yetmezmis gibi turkiye'de iletisim yayinlarindan cikan cevirisi bastan asagi tiksinc ve anlamsizdir, adeta "bu kitabi okuyamayin istiyoruz" diye cikarilmistir. icinde kosnul bir gorungu gibi ipe sapa gelmez ve okumayi zorlastiran ceviriler vardir. daha once (90'larda) cikmis siyah kapakli, kucuk ebatli bir versiyon daha vardir (sanirim kavram yayinevi gibi bir firmaydi) ve o bir nebze daha iyidir ama onun da cevirisinde kirpmalar vardir. o yuzden solaris gibi bir basyapiti okumak istiyorsaniz mecburen ingilizce versiyonunu okumalisiniz (tabii lehce biliyorsaniz o baska).

    hakkinda cekilen filmlerin ikisi de solaris'in anafikrini ve stanislaw lem'in dusuncelerini zerre kadar anlamamis filmlerdir. 2002 yapimi olan basit bir hollywood aksiyon/gerilim filmi iken, tarkovsky versiyonu da "ben tanriyi ariyorum yoldas" dusuncesine saplanmis sovyet komunizmine tepkili klasik tarkovsky isidir. o yuzden bu iki cop filmden yola cikarak benzersiz bir kutsal kitap olan solaris'i anladiginizi dusunmeyin ve mutlaka kitabi okuyun (ingilizce vesaire).

    dedigim gibi kitap "uzaylilarla gercek bir iletisim kurmak mumkun mudur?" sorusunu soruyor, detayli bir sekilde lem ustanin dusuncelerine bakmak icin mecburen entry'nin devaminda spoiler var; ne gelen ne soran var, aci gecti gunlerim, ictim sabaha kadar, yasla doldu gozlerim.

    lem usta hic kivirmadan acikca "`uzaylilarla gercek bir iletisim kurmak mumkun degildir`" diye yuzumuze yuzumuze vurur. bu zaten lem ustanin gercek hayattaki dusuncesidir, benzer yaklasimi aden kitabinda da bulabilirsiniz. iletisim kavramini sorgulayan lem usta, insanlarin iletisime bakis acisinin son derece insansi (humanoid), dar goruslu ve yetersiz oldugunu anlatir.

    lem usta ne carl sagan'in hippi iyimserligindeki matematik gibi bastan asagi insan zekasinin kendisini rahatlatmak icin uydurdugu ve anlam yukledigi bir yontemle, ne de hollywood romantizmindeki muzik/ses denen insan fizyolojisine bagli ve insan anlam addettigi icin anlamli olan zirva yontemlerle iletisim kurulabilecegini soyler. cunku cogu insanin, hatta cogu zeki insanin iddia ettiginin aksine kavramlar yalnizca onlara anlam yuklediginiz surece bir cozumleyici/iletisim araci olabilirler. kurallari, formulleri, yontemleri, ispatlari tamamen insan beynine ve bilinc akisina bagli olan kavramlarin evrensel bir sabit deger oldugunu iddia etmek sacmaliktan ibarettir.

    "bi dakka ya, matematik evrensel sabit bidi bidi..." hayir degil. anlam yuklediginiz icin anlamli olan kurallarini kendi uydurdugunuz bir ic rahatlatma mekanizmasi o. "olur mu ya? bilinen evrenin her yerinde gozlemlenebili..." hayir oyle bir sey olmuyor, sadece siz oyle olduguna karar veriyorsunuz. pilot kalemle yaraticiyi kanitlayip kalemin bir tasarlayicisi varsa kendiliginden olamiyorsa insanin da olmalidir diyenler de, "dunya biraz gunese yakin olsaydi yanardik, uzak olsaydi donardik, demek ki yaratilmis mukemmel bir duzen var" diyenler de tam olarak ayni yaklasimi gosteriyorlar. yani bilinmezligin bilinir hale gelmesi icin humanoid bilinc akisina gore son derece tutarli ve yanlislanamaz bir dusunce sistemi gelistiriyorlar. bunu yaparak o korkutucu bilinmezligi ve anlamsizligi astiklarini dusunuyor ve iclerini rahatlatiyorlar. "olur mu lan sacmalama, biz o matematikle kuyruklu yildiza roket indiriyoz demek ki sabit bir evrensel deger bikerem" hayir degil. sadece insanin bilebildigi ve ona anlamli gelen son derece kisitli nesneler/maddeler ve hareket gibi muglak kavramlar uzerinden bir sonuca ulasiyorsunuz ve bu kadar lokal ve insan beyni odakli bir bakis acisiyla herseyin bu uydurdugunuz sistematik uzerine isledigi sonucuna variyorsunuz. bu tam olarak issiz bir adada muz yiyerek yasayan birinin dunyadaki tek yiyecegin muz oldugu, ve dunya denilen seyin sonsuz bir su kutlesi oldugu uzerine kendi acisindan yanlislanamaz bir dusunce gelistirmesi ve bunu tum ispatlariyla/kanitlariyla musahade ettigi icin kendisinden son derece emin olmasi gibi bir sey.

    halbuki hareketin dinamiklerinin bambaska oldugu, hatta insana anlamli gelen hareket gibi kavramlarin bir anlam ifade etmedigi, kati madde gibi seylerin anlamlandirilamadigi, hatta madde kavraminin olmadigi, fizik kurallari gibi tamamen insana anlamli gelen gozlemlere dayali dusunce sistematiginin hic bir islevselligi ve anlami olmadigi varolus formlari/boyutlari olamayacagi gibi bir yaklasim son derece aptalca, sig ve bagnazcadir. buna karsi one surulebilecek her karsi cikis sadece insanlarin asla humanoid bilincten tamamen bagimsiz dusunemeyecek olmasindan kaynaklidir.

    insanin evrene ve varolusa bakisi mecburen insan merkezli (humanoid), insan deneyimlerine dayali, ve gozlemleri sonucu olusan bilinc odakli oldugu icin son derece kisitlidir.

    mesela kardasev kademeleri gibi sig yaklasimlarla, alanci sosyal memeli davranislari'ndan yola cikarak olusturulan dusuncelerin tamami sacmaliktan ibarettir. cunku temelinde cok dogru bir gozleme dayansa da islevsiz bir dusuncedir. dogru bir gozlemdir cunku insanin bildigi anlamda uygarlik kurabilmis butun canlilar tipik davranislar gosterirler, islevsizdir cunku once uygarlik dedigimiz kavramin gercekten bir anlami olup olmadigini tarafsiz bir gozle sorgulayamayacak olmak, sonra da son derece kisitli tek tip bir ornek skalasindan yola cikip bunun evrensel bir sabit deger oldugunu dusunmek tipik bir humanoid bakis acisindan bagimsiz dusunememek vakasidir.

    ayni sekilde insan gozunun cok basarili bir gorme organi oldugu, ve evrenin her yerinde gormenin buna benzer bir yol izlemesi gerektigini savunan biliminsanlari da boyledir. 1- gormek gercekten islevli ve gerekli bir evrensel olgu mudur? 2- gormenin bir insanin bilinciyle asla cozemeyecegi baska yollari var midir? bu sorular sonsuza kadar uzatilabilir ve ne yazik ki insan bilincinden bagimsiz cevaplar verilemez. cunku mesela insan bilincine gore gormek son derece islevli bir olgudur ve gormenin (yani gorsel duyunun) calisma prensibi bellidir. ama bu tamamen islevsiz bir yaklasimdir.

    en onemli noktalardan bir digeri iletisimdir. insan bilincinin anladigi anlamda iletisim bir tepki bicimidir. sese, harekete, goruntuye, kokuya, isiya, isinlara vesaire yani genis bir skaladaki etkilere karsi verilen tepkiye insan bilinci iletisim der. bunun bir kismini bilincli iletisim sayarken (insanlar arasi konusma, hayvanlarin cogunun sesli komutlara itaat edebilmesi vesaire) bir kismini bilincsiz sayar (dokunulan bazi ciceklerin yapraklarini kapatmasi, cesitli canlilarin isi ve isiga tepki vermesi). ama bu ayrimi neye dayanarak yaptigina dair gercekci bir yaklasimi yoktur. buradaki temel ayrimi tepki veren canlinin fizyolojik ozelliklerine gore yapar. gelismis bir sinir sistemine sahip olan ve bir tur beyin gelistiren canlilarin tepkilerinin bilincli oldugunu kabul ederken, diger canlilari az gelismis sahip tepkilerinin bilincsiz oldugunu kabul eder. bu da olabilecek en sig bakis acisidir. peki tepkilerin hangisinin anlamli, hangisinin anlamsiz oldugunu neye gore belirler? bu yaklasimin evrensel sabit bir deger oldugunu dusunurken aslinda son derece bagnazca bir yaklasimi vardir.

    bir diger onemli konu ise insan bilinci gelismisligi kompleks bir yapi uzerinden tanimlar, yapilar ne kadar kompleksse o kadar gelismistir diye dusunmeye mecburdur. cunku insan deneyim ve gozlemleri hep bu yonde olmustur. bunu da evrensel bir sabit deger olarak kabul eder. ama bunun neden boyle olmak zorunda olduguna dair kendi gozlemleri ve deneyimlerinden yola cikarak olusturdugu bilinciyle vardigi sonuc disinda gercekci bir aciklamasi yoktur. verecegi her cevap bu bilince ve bilincin sistematik egitimi sonucunda ortaya cikan metodolojiye dayanir.

    en onemli nokta ise canlilik kavraminin kendisi bile son derece muglaktir. insan yalnizca insan bilinci uzerinden yola cikarak tanimlayabildigi kadariyla canlilik hakkinda kesin yargilara ulasir. bu yargiya ulasmakta haklidir da cunku bilincine anlamli gelen ve anlamlandirabildigi sekliyle canlilik tipik bir durumdur. ama bunun varolusun tek yolu oldugu ve evrenin sabit bir degeri oldugu yaklasimi bastan asagi dar gorusluluktur.

    bu tarz ornekleri yuzlerce sayfa daha uzatabilirim ama sonuc degismez. cunku aslinda bu orneklemeleri insan bilincine mantikli gelebilecek sekilde anlatmak imkansizdir, her ornek muglak bir yaklasim, anlamsiz bir zirvalama hissi uyandirir cunku insanlar insan bilincinden aykiri dusunemezler.

    durun tahmin edeyim, bu entry'yi buraya kadar okudunuz ve sacma buldunuz, bilimi bir ilerleme ve ogrenme yontemi olarak degil statukocu bir yapi olarak benimseyip adeta bir din gibi gorenlerden birisiniz ve super karsiliklarla aslinda bahsettigim sunun sunun ve sunun yanlis oldugundan dem vurup aslinda evrensel sabit degerler oldugundan, benim cehaletimden konuyu bilmedigimden falan atip tutmak icin sabirsizlaniyorsunuz. hah iste stanislaw lem usta da bu kitabi o potansiyel atip tutmalarinizin da aslinda bastan asagi sacma oldugunu anlatmak icin yazmistir.

    bir bilim ekibinin indigi solaris gezegeninde canli oldugunu dusundugu bir seyi anlama ve iletisime gecme cabasi icine girmesini, butun bilgi birikimi ve deney-gozlem metodolojisini kullanmasina ragmen bir anlam cikarma isini sadece ve sadece insan bilincinin sinirlarina gore kurabilmesini anlatir. kitaptaki rhea metaforu uzerinden insanin iletisim ve anlama becerisinin beyninin yapisiyla kisitli olmasina ve duygulariyla butunlestirdigi anlamlar uzerinden kurabilmesine deginir.

    aslinda kitabin basindan sonuna kadar solaris'teki seyin gercekten bir varlik olup olmadigina, bir bilinci olup olmadigina, iletisime gecmeye calisip calismadigina, karsisindakileri farkedip etmedigine, anlayip anlamadigina dair bir hic bir kesinlik yoktur. kitabi okuyan cogu kisinin yanlisa dustugu nokta; rhea ve diger gecmisin hayaletleri karakterleri uzerinden bir iletisim kuruldugu veya iletisim cabasi oldugudur. bunun bir iletisim olup olmadigi bilinmemekle birlikte bir anlami olduguna dair herhangi bir emare de yoktur. bu olanlar cok kompleks bir iletisim olabilecegi gibi, bir bardak suya atilan agirlik yuzunden suyun tasmasi gibi bir tepki de olabilir, hatta bunlarin ikisi de olmayabilir.

    lem usta bu kitabinda muglaklik ve anlamlandiramamak yuzunden olusan kopusu hafifletmek icin geri gelen karakterler kurgusunu kullanmistir, bu muglakligi ve anlamsizligi en ileri noktaya goturdugu bir diger kutsal kitabi kuvette bulunan gunce'yi (bkz: #11481092) okursaniz bu muglaklik ve anlamlandiramamanin ne kadar tuhaf ve rahatsiz edici bir his oldugunu deneyimleyebilirsiniz.

    iste lem usta solaris'te insanin kendi bilincini ve iletisim dedigimiz seyin dogasini bile tanimlayamazken tamamen bambaska sartlar altinda ortaya cikabilecek bilincli varliklari anlamlandiramayacagini, onunla iletisim kurulma cabasi olup olmadigini bilemeyecegini, iletisime dair sinirlariyla hic bir anlamli sonuca erisemeyecegini, kendi uydurdugu evrensel sabit degerler kavramiyla olusturdugu metodolojinin hic bir anlami olmadigi icin bir iletisim yontemi olamayacagini anlatir (aden'de de).

    aslinda hakkinda cok daha uzun yazmak gerekiyor, ama yoruldum. zaten tamamen insan bilincine bagli humanoid bakis acisi mecburiyetinden dolayi her cumle fazlasiyla muglak ve deli sacmasi gibi gozukuyor mecburen. ben gideyim de spongebob squarepants izleyeyim en iyisi.

    o arada siz de su ornegi dusunun; yabanci bir gezegende bir tasin icindeki fosilin o tastan daha anlamli oldugunu dusunmenize sebep olan ne? o tasin bilinci olup olmadigini gercekten anlayabilir misiniz? eger bilinci oldugunu dusunseniz gercekten anlamli bir iletisim kurmaniz mumkun olur muydu?

    verebileceginiz her turlu cevabin (olumlu ya da olumsuz) aslinda insan bilgi ve deneyimleriyle olusan insan bilincine gobekten bagli olmaya mecbur oldugunu farkettiginizde cok korkutucu bir gercegi anlayacaksiniz.
42 entry daha