şükela:  tümü | bugün
103 entry daha
  • 90'larda star'da yayinlandigi icin bir kusagin ezberledigi roland emmerich filmi. aslinda gayet eglenceli olan bu filmin temel sikintisi cok hizli ilerlemesi. giris gelisme sonuc pespese soluk almadan siralaniyor, olay orgusu cok hizli sekilde cozuluyor, boyle olunca haliyle ne karakterleri ve itkilerini dogru duzgun hazmetme firsati oluyor ne de hikayenin derinligini anlama firsati. yani temelde ayni senaryo en azindan bir ucleme ile anlatilsaymis cok daha iyi bir sonuc ortaya cikarmis.

    daha sonra bol sezonlu dizileri falan cekilse de (hatta birinde bizim mcgyver oynuyor) bu filmin anlatmak istedigi seyden bayagi uzaklasmistir. o dizilerle yaratilan evren izlencelik acidan son derece basarili olsa da stargate hikayesinin eksenini kaydirmistir. cunku bu filmde misir inanci ve ra uzerinden anunnaki/nephilim miti anlatiliyor. uzaylinin cikartmak icin insanlari kullandigi ve filmde ismi gecmeyen maden aslinda altin. filmde jackson'a "sunulan" kadin uzerinden cok hafifce gecistirilen anunnaki/nephilim-insan ciftlesmesi ve uremesi de o mitlerin temeli. batida daha ziyade ancient astronauts seklinde modernize edilen, 19. ve 20. yuzyillarda okult gruplarin eskinin tanrilari olarak andigi (hatta lovecraft'i da etkileyip cthulhu'yu ve ancients'i yaratmasina sebep olan), cogu antik din ve mitolojide tanrilar olarak gecen, ve temelinde insanligin en eski inanci olan gok insan/gok tanri inanisina (modern dinlerin de temeli bu) kadar uzanan hikayenin populer bir yorumlanisi.

    -kadim caglardaki bu inanista baslangicta essiz guzelliklerle dolu sonsuz goklerden (biri cennet mi dedi?) dunyaya getirildiklerini, uslu dururlarsa ve emirleri/gorevleri yerine getirirlerse sonunda mukafat olarak goklerin sonsuzluguna goturulecegine dair "sonsuz gucteki tanrilar" tarafindan teminat verilen insanlarin hikayesi vardir.

    iste bu film de cok sulandirarak da olsa buna deginiyor. hatta filmin geneliyle alakasi olmayan sekilde jackson'in "sifre"yi cozmesine sebep olan ama bir daha hic konusu gecmeyen bir sey cok goze batacak sekilde adeta bagiriyor; orion. bu orion'in ne kadar onemli oldugunu ve eski caglardan beri ozel bir ilgi gosterilmesinin ardindaki sebebi dogru kaynaklardan (youtube videosu izleyerek degil tabii) arastirirsaniz anlarsiniz. hatta nasa'nin bile ilk derin uzay insanli gorevleri icin orion ismini secmesi pek o kadar da tesaduf olmayabilir, sadece soyluyorum.

    hatta yine komplo teoricilerin pek dikkatini cekmese de bu filmdeki kisa bir sahnede gokteki piramitli goz acikca gercek mahiyetiyle ve anlamiyla gosterilir. dikkatli izlerseniz farkedebilirsiniz.

    bu filmin biraz fazla cocuksu ve hollywood'vari yaklasiminin biraz daha kendini ciddiye alan versiyonu prometheus'du zaten. sonradan onun da ekseni kaysa da bu filme gore biraz daha ciddi bir atmosferi vardir.

    tabii yildizlar arasi kapinin takim yildizlar gibi bakis acisina gore degisen ve zamanla farklilasan seyleri koordinat sistemi olarak kullanmasi bayagi komik ve akil disi, ama sonucta basrol adama "sunulan" basrol kadinin bile diger "cirkin" kadinlarin aksine beyaz ve cok guzel oldugu bir hollywood urununden bahsediyoruz, o yuzden cok da sey yapmamak lazim.

    film teknik acidan da gayet iyi yaslanmis bu arada. cunku bilgisayar gorsel efektleri yerine (vfx visual effects) pratik ozel efektler (sfx special effects) kullanilmis. mekatronik kuklalar ve minyatur modeller sebebiyle film gercekciliginden bir sey kaybetmiyor gecen onca seneye ragmen. meshur stargate'in ise bir havuz kullanilarak cekilmesi muthis zekice bir yaklasim, cunku hem gorsel olarak zengin hem de cgi'lar gibi cig gozukmuyor. tabii bazi col sahnelerinde colu biraz dunya disi gosterebilmek icin genel planlarda sahneyi sariya boyamalari biraz siritiyor ama olacak o kadar (ulan 90'larda tipki su film gibi ne kadar eglenerek seyrederdik olacak o kadar'i, bestami'nin kemancisi'ni bugun bile gulerek hatirlarim, bu vesileyle saygiyla anayim levent kirca'yi).

    neyse ya amma uzattim ben de, ben sik sik acar izlerim, hikaye keske bu kadar hizli ilerlemeseydi derim, uzulur aglamak isterim, kendimi kaldirip denize atmak isterim (yalana bak heheh) ama atamam kendimi denize dunya guzel, serde erkeklik var aglayamam.

    not: filmde gimli de gozukuyor bu arada.