şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • istanbul sokaklarında domuzların, kurtların ve geyiklerin dolaştığı, denizin donduğu, tipi ve kar sebebiyle evlerin kapılarının açılmadığı, uğultunun hiç susmadığı, akşamları konaklarda yapılan sohbetlerde birilerinin sürekli tuhaf yaratıklar gördüğünü iddia ettiği, özellikle edirne ve istanbul'da akşamları umacı adlı yaratığın dolaştığına inanıldığı için çocukların dışarı çıkmasının yasaklandığı bir kış hâyâl edin.

    işte bu kış, o kıştır.

    12 ocak 1621'de padişah ikinci osman*, babası birinci ahmed'in aldığı kararın aksine davranıp kardeşi şehzade mehmed'i boğdurur.

    şehzade mehmed, ölüme giderken " osman, allah'tan dilerim ki ömrün berbat olsun. beni hayatımdan mahrum ettin, inşallah sen de saltanat süremeyesin " diye beddua eder.

    şeyhülislam, ulemanın çoğunluğu ve halk bu kardeş katline büyük tepki gösterir.
    aradan bir ay bile geçmez. 9 şubat 1621'de istanbul ahâlîsi gözlerine inanamaz. insanlar, boğazın bir yanından öbür yanına donmuş denizin üzerinde yürüyerek gidip gelmektedir. haliç de donmuştur.
    gemiler mecburen açıkta beklerler ve boğaza gelemezler.
    devrin bazı şairleri " ateş donduran soğuk " diye bahsetmiştir bu kıştan.
    tabii deniz donmadan önce de müthiş bir soğuk ve kar yağışı vardır haftalarca süren.
    istanbul'da yiyecek sıkıntısı başlar.
    yatsı namazına gidenlerin yürürken çarıklarını kardan zar zor kaldırdıklarından bahseden tarihçiler vardır.

    haşimî çelebi, " yol oldu üsküdar'da bin otuzda akdeniz dondu " der boğazın donmasıyla ilgili.

    hüseyin tûgî, musibetnâme adlı eserinde üsküdar ile beşiktaş arasının kara parçası hâline geldiğini söyler.
    eserin adının musibetnâme olmasının sebebi bu olay değil, bizzat ikinci osman'ın kendisidir.

    sadece tûgî değil, istanbul halkı da padişahı uğursuz olarak görmeye başlar.

    yeniçeriler tarafından zaten sevilmeyen padişah osman, artık halk tarafından da sevilmez.

    20 mayıs 1622'de başı açık, üstü başı yırtık, perişan hâlde, bir eşeğe bindirilir ve dövülerek, hakaretlere uğrayarak yedikule'ye götürülüp burada öldürülür.
    burnu ve kulakları kesilip amcası sultan mustafa'nın annesine gösterilir askerler tarafından.

    tabii daha sonra en çok hayranlık duyduğum padişah, fatih-i bağdat, sultan dördüncü murad, ulemayı da ahâlîyi de askeri de öttürecektir...

    uğursuzluğu o zaman görecektir millet*