şükela:  tümü | bugün
630 entry daha
  • * türkiye hükümetinin suriye politikası bir alt emperyalizm örneğidir. kürt politikası ise faşizme beş kala ayarındadır ve hem yarattığı toplumsal gerilim hem de ekonomik külfeti nedeniyle uzun vadede sürdürülemezdir.

    * kürt ulusal hareketinin batı emperyalizminden beklentisi çok büyük olmasa da en azından bölgedeki kazanımlarını korumayla da sınırlı olarak mevcut fakat daha önceleri de örneklerini gördüğümüz üzere bu beklenti büyük oranda karşılıksız kalmaya mahkum. bu konuda serxwebun'da agustosta yayınlanan cemil bayık roportajina bir bakalım:
    *

    burada epey bir ajitatif dil ve abartılı terimler kullanılsa bazı tespitleri doğru, bazıları ise kritik düzeyde hatalı. örneğin:
    "kapitalist modernist güçlerin zihniyetinde bir değişme olmamıştır ama kürtlerin askeri ve siyasi güç olmaları nedeniyle, kapitalist modernist güçler türkiye’ye eskisi gibi destek verme yerine kürtlerle türkleri uzlaştırıp kürtlere sınırlı bazı haklar tanımayı kendi çıkarlarına görmektedirler. "
    bu tamamen hatalı, son yedi yıldaki giderek daha batı emperyalizmine eklemlenen pyd suriye politikasini zorlama bir savunusu şeklinde. emperyalizmin kesin olarak tek savunacağı kazanım kendi ekonomik ve hegemonik kazanımlarıdır.

    * putin'in, türkiye-kürdistan politikası "nato içerisinde çatlak yaratma çabasından" daha kapsamlı değil.

    * irandaki molla rejiminin de türkiye hükümetine benzer şekilde alt emperyalist bir ajandası bulunmakta. bu ajandası çoğu zaman rus emperyalizmiyle paralel, bazı durumlarda ise çatışma halinde (israil örneği). fıratın doğusu konusundaki tutumu ise çok fazla iran dışı değişken olduğu için net olmayacaktır.

    * batı emperyalizminin en zahmetsiz/masrafsız çıkarı bölge halklarının birbirleriyle savaşındadır. 2011 öncesi suriyede hicbir varlığı olmayan abd bu savaş ile sıcak savaşa girmeden etkinliğini artırabildi. bunun haricinde de fırat kalkanı operasyonuna kadar pyd, rusya ile abd arasında bir denge siyaseti kurmaya çalışıyordu fakat sonrasında türkiye büyük bir süratle rusyaya pyd ise abd'ye tutundu. bu süre zarfında rusyadan 2.5 milyar dolarlık silah alındı, suriye petrol rezervleri ise abd destekli operasyonlarla pyd'ye geçti. şimdi yeniden bir pazarlık aşamasındayız. bu sefer sandalyeler değişebilir fakat yine ortadoğu halkları birbirlerini dövüp abd ve rusya'nın kucağına koşacaklarından pek şüphem yok. bu sefer de belki f-35 patriot vs. bir şeyler paketlerler, pyd de esad lehine tavizler vermek zorunda kalır. sorun spesifik olarak hangi olayların gerçekleşeceği değil. çatışmalardan daha büyük güçlerin karlı çıktığı.

    * hani hep böyle savaş gündeminde söylenen bir söz var ya: "hükumetle devlet farklı şeyler biz devletimizin yanındayız". aslında "egemen sınıf ile halkların geniş emekçi kesimi farklı şeyler" ve bu temel çıkar çatışmasının üstü yapay çizgilerle örtülmeye çalışıyor. iran'da, ırak 'ta yoksulluğu ve işsizliği protesto edenlerin, avrupada sarı yeleklilerin, abd'de asgari ücret arttırımı için sokağa dökulenlerin, turkiye'de zamlardan işsizlikten yok pahasına çalışmaktan isyan edenlerin, suriye'de kürdistan'da savaş yıkım yoksulluk arasında kalanların yani ülkesinin godomanlarinin sadece burnu boka battığı zaman akıllarına gelen, kendilerinden sadece fedakarlık istenen halkların çıkarları "devlet çıkarları" kadar birbirinden uzak değil. ortadoğunun tek kurtuluş yolu emperyalizmle birbirlerinden daha fazla savaşımından geçer.
159 entry daha