şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • deplasman olgusu gunlerce uzerine konusulup tezler yazilabilecek sosyolojik, psikolojik bir olgudur. bunun kucucuk bir parcasindan ve spesifik bir yanindan olaya yaklasacagim.

    deyinecegim konu deplasman hikayesinin, 3 buyuk takimlar arasinda oynanan maclarda meydana gelen bilet mevzularidir. e tabi ortalama seyirlerde yasayan bir insanin birden fazla takim tutamayacagina gore gozlemlerim galatasaray taraftarlariyla ilgili olacak. ama muhtemelen genellestirilebilir diger 3 buyuk takim taraftarlarina.

    simdi efendim, mac gunu ali sami yen'in onunde daha karga bokunu yemeden bir guruh birikir. bunlar genelde coluk cocuk olur. ama saat 9-10 civarlarina yaklasti mi sabah erkenden bilet kovalamazsa, kahvede mac izleyecegini bilen, bilincli universite gencliginden tutun da, esnafina, cakalina, cukalina kadar herkes gs store cadirinin (yakin gecmis) onunde konuslanir. acemi olanlar duymustur bir abinin dumanlar arasinda gelerek sevimli ve ic isitan bakislarla bilet verip ardindan da belini sivazlayarak "hadi aslanim al bu bileti. takimimizi bogazin patlayana kadar destekle." diyecegini. bu yuzden bu tip acemiler herkesin yuzune (ozellikle elini cebine atan agir abi katsayisi yuksek elemanlara) uzun uzun bakar. kendisinin hic haberi yoktur, biletlerin bir otel lobisinde veya bir dernegin odalarinda pay edildiginden...

    simdi saatler ilerledikce guruhta bir kipirdanma citirdan bir huzursuzlanma baslar. aralarinda bilet bekliyormus gibi yapip aslinda biletleri hazir olan tipler de vardir. yaslari maksimum 20 olan bu elemanlarin bir de misyonu vardir. nedenini tam olarak anlayamadim, fakat ya milletle dalga gecmek icin ya da azili kalabiligi yildirip azaltmak icin bunlar arasinda en sivirilmislerinden biri tavsan olur. bir anda guruhuyla beraber harekete gecer. herkes bir anda oturdugu yerden kalkar, bu guruhun arkasina "ahanda biletler" diye takilir. mecidiyekoy'un cetrefilli, engebeli ana yolundan yolun karsisina altin fici'nin oldugu tarafa gecilir. onde bu elemanlar ara sokaklara dalinir. hersey mantikli gelmektedir. bilet dagitimi zaten underground oldugundan boyle bir yere girmek de olayin bir parcasi gibi gorunur. yalniz birseyler ters gitmeye baslar. ondeki guruh hizlanir. hatta kosmaya baslar. arkasinda irili ufakli bazen 300-400 kisiyi barindiran bir guruhla tezahurat ede ede ara sokaklarda fink atarlar. arkada kosan grup arasinda "abi nereye kosuyoruz biz? " sorusu top 10'da zirveye oynar. dalaklar siser. ondeki kosanlarin anneleri hurmetle sessizce anilir. fakat sonra isin boku cikmaya baslar. ondeki tavsan grup 2 ayrilir mesela. hopbala! lan bilet hanginizde? 300-400 kisi arasinda arkadaslariyla, kankalariyla kosanlar sanslidir. iki gruba da birer kisi dusmusse ne ala. hesapta hangi grup bilet dagitacaksa iki tane bilet alinacak arkadasina da verecek. bu akillilar (!) kosmaya devam ederken, sansli olup yere yigilanlar ya da akli basina gelenler zaten tekrar sami yen'in yolunu tutmustur.

    bu artci soktan sonra ali sami yen'in numaralisi onunde bir garip abiler belirir. bunlardan biri ve en onemlisi ise bir ara avea (ya da aria ) reklaminda da oynamis galatasaraylilarin yilmaz abi'sidir. zira taraftara dagitalacak cuzi miktarda bir bilet varsa bu onun ellerinden dagilacaktir. burda da incelenilesi durumlar olmaz mi? var tabi. agir abilerden birisi "sira olun lan burda" der. millet birbirini ezer birinci olayim diye. halbuse zaten 10 kisidir bu hayvanlar. onlarin arkasinda kalan tum taraftarlar dizilir. 10 kisi de bilet yerine payina dusen tokatlardan alir. sonra agir abilerin telefonu calar. guruhta sesler cikar. "bilet dagitilmayacak." diye. en onde olanlar yapar genelde bunu. sonra agir abiler telefonla konusurken siradan 50-100 metre uzaklastigindan bir daha geri donmez ve guruhu cagirir. "gelin lan burda sira olun." diye. guruh akincilar gibi kosar. birkac kisi daha tokatlanir. tekmelenir. sonunda bilet dagitimi olur. sakin yanlis anlasilmasin tum bunlar polis gozetiminde olan olaydir. basin kamerasi pek alinmaz bu aktivitelere. bilet dagitiminin sonunda ise bir cay soyleyip elinde bileti olmayan demin ki bahsettigim guruhun 3/4'une tekabul eden gozu yasli, hayalleri yikilmis insanlari izleyip keyif yapmak ise orada bulunan turistler icin kacirilmaz bir firsattir. bu tiplerin haline bakip aglamak da cok kolaydir ama "arkadasim 5-6 saattir anlamadin mi bi turlu bu yamyamlardan sana bilet dusmeyecegini? bu nasil bir iyiniyet? bu nasil bir hirs?" diye dusunulunce gulunuyor ben denedim.

    son olarak en ilginc bilet dagitim yonteminden bahsedecegim. bu guruhun azginligiyla ugrasmak istemeyen "abi"ler cuzi miktarda bir lpg fiyatina olayi cozume kavustutabiliyorlar. arabaya atlayan bu abilerden iki kisi arabalarini gayrettepe'e dogru surer. bilin bakalim arabanin arkasinda kimler kosuyor? araba kimi zaman 4. vitese bile cikar. fakat soforun gozu dikizdedir. hicbir zaman grubun en onundekini gorusunden silmez. en ondekini gormek demek arkasinda en azindan bir 300 kisinin oldugunu bilmek demek oldugundan. sonunda arkalarindaki sprinterlerin yeterli sayiya ulasitigina goz karari karar verince abiler arabayi ceker kenara. munasip bir yerde bilet taksimini yaparlar. goz karari aldatici bir sonuc vermisse bilet alamayanlar sok gecirip hastaneye kaldirilir.
24 entry daha