şükela:  tümü | bugün
16 entry daha
  • refik halid karay, 'iştirakçi' başlıklı yazısında portresini muazzam çizer...

    "evvelki gün 1 mayıs istanbul'da ilk defa olarak amele bayramı yapılmış, şirket ve haliç vapurları, tramvaylar, fabrikalar işlememiş... bunu köyde haber aldığım vakit kendi kendime 'kim bilir iştirakçi şimdi ne memnundur, etekleri zil çalar!' dedim ve tanıdıklarımın arasında gayesine eren bu yegâne adamı ta yüreğimin içinden samimiyetle tebrik ve takdir ettim... on iki senedir o bunu, bugünü, bu 1 mayıs'ın istanbul'da tesidini beklerdi."

    "(...) ben onu birinci defa nerede, nasıl ve kimlerin delaletiyle tanımıştım, şimdi pek iyi hatırlayamıyorum. yalnız galiba izmir'li arkadaşların, belki yakup'un, şahap'ın veya baha'nın yanlarında görmüştüm. upuzun, dimdik boylu, kadife kalpaklı, kıpkızıl yelekli, haşin, abus çehreli bir kaba adam... herkese, hepimize ilk gördüğünde 'arkadaş, sen!' diye hitap ediyor ve ikide bir 'cepte metelik kalmadı!' şikâyetiyle iş yapmak, gazete çıkarmak lüzumundan dem vuruyordu."

    "(...) iştirakçi'yi siyasi bir facia bana daha iyi tanıtmıştı. ittihatçılar ahmet samim'i vurdukları zaman arkadaşları muazzez hatırasını ve bu menfur cinayeti halkın dimağına kayıt için bir gazete, bir nüsha çıkarmak arzusuna düşmüşlerdi. bunun içine resimleri, vasiyetnamesi ve bazı makaleleri, mektupları konacaktı. son saatte herkes korktu ve bu gazete fikrinin etrafından kaçıştı. yalnız kıbrıslı şevket ve halit beylerle ben kalmıştım. biz sebat ediyor ve bunu derc edebilecek bir gazete ve basabilecek bir matbaa arıyorduk. bu esnada iştirakçi karşımıza çıktı 'hazırlayın siz yazıları, verin bana, bizim iştirak ne güne duruyor, basarız!' dedi ve ilave etti: 'cepte metelik kalmadı!'

    o zamanki teşkilatlı ve gözü açık hükümetin bütün tedbirlerine rağmen iştirak basıldı, akşam üzeri vapura girdiğim zaman bütün salonlarda herkesin elinde bir iştirak vardı, halbuki hükümet toplanması ve faillerinin tevkifi için emir vermişti. nitekim şevket bey'le iştirakçi hilmi bey tevkif olundu. iştirakçi, 'hepsini ben yazdım, ben bastım, fail yalnız benim!' diye bağırıyordu. onun bu kaçıncı hapsi, kaçıncı tevkifiydi..."

    "(...) ara sıra divanıharp huzuruna çıkardı. bazen nazırlarla da mülakat ettiği olurdu. hepsine 'sen!' diye hitap eder ve hemen hemen her cümlesi 'cepte metelik kalmadı!' pelesengiyle biterdi. yerden selam, yan oturma, ön kavuşturma, 'allah ömürler versin!', 'zatıâliniz', 'bendeniz' vesaire büsbütün yabancısıydı. 'merhaba!' bilir ve bir de 'eyvallah!' derdi."

    "(...) derken iştirakçi'ye de benim gibi çorum yolu (sürgün) görünmüştü. çorum'da bana daha sık gelir, sobanın karşısına geçer, arzularını, emellerini teşrih ederdi. 'ah,' derdi '1 mayıs bayramı... onu amele ile beraber ne zaman yapabileceğim!'
    bu esnada bizim bayramlar gelirdi, şeker bayramları, kurban bayramları... onu tebrik edenlere 'arkadaş,' derdi 'benim bayramım 1 mayıs'ta... o günü gel de koklaşalım!' anadolu halkı bu garip cevaptan bir şey anlamaz, yan yan bakıp başını sallayarak bayramı bayramına uymayan bu acayip adamdan uzak kaçardı..."