şükela:  tümü | bugün
763 entry daha
  • breaking bad'i kaliteli yapan pek çok unsur var. şüphesiz bunlardan biri de walter white'ın kanser olduğunu öğrenmesiyle başlayan hikayeyi tam yerinde noktalamalarıydı. o hikaye kendi dönüşümünü başlatmış, olayları yükseltmiş ve sonunda müthiş bir final yapmıştı. ancak bu hikayenin geçtiği evren sadece walter'dan ibaret değil. aynı zamanda hepsi mükemmele yakın yazılmış ve işlenmiş çok orijinal yan karakterlere de sahip. bu yüzden evrenin başka bir kısmını anlatmak için önce better call saul dizisi geldi. daha sonra da jesse pinkman'ın hayatına nasıl devam ettiğini anlatan bu film.

    ben film duyurulduğunda çok heyecanlandım. çünkü hikaye kötü yada ortalama fikirler ile uzatılmaya çalışılmamıştı. bu yüzden eğer bu kadar zamandan sonra bir film ile geliyorlarsa kesin iyi bir hikayeleri vardır diye düşündüm.

    çünkü dizideki herkes gibi jesse de harika yazılmış bir karakter. öncelikle walter ile çok güzel bir kontrast oluşturuyorlar. dışarıdan bakınca sıradan bir insan gibi görünen walter aslında, tüm kötülüğü organize eden bir sosyopat iken jesse "suçlu" görüntüsünün altında vicdanlı bir insandı. bu yüzden dizide walter'ın yaptığı pek çok şeyden kötü etkilendi. kız arkadaşını kaybetti, kaçırıldı, dövüldü. görünüşünün altında çok farklı bir insan olduğu için de müthiş katmanlı bir karakter oldu. bu yüzden solo bir jesse pinkman filmi çok ilgimi çekiyordu. şimdi siz de filmi ilgiyle beklediyseniz ortaya nasıl bir sonuç çıkmış birlikte bakalım.

    --- spoiler ---

    öncelikle film hakkında şunu söylemek istiyorum. bu filmin tonu izlediğimiz diziden farklı. çünkü o dizide walter'ın hikayesini anlatıyordu. burada ise jesse'nin tüm yaşadıklarından sonra geçirdiği dönüşümü izliyoruz. jesse'nin bu dönüşümü dizide başlıyor aslında. çünkü dizideki jesse, biraz korkak, heyecanlı, eğlenmeyi seven ve duygusal bir insandı. mesela ne kadar ağzı bozuk, sert biri gibi görünmeye çalışsa da walter'a inatla "mr. white" demeye devam ediyordu. ayrıca walter kendi hikayesinin sonuna doğru insanların infazını emredecek bir duruma gelmişti. jesse'nin ise gale'i öldürmeye gittiğinde bile eli titriyordu.

    film de çok katmanlı bir karakterin geldiği noktayı göstermek açısından başarılı. dediğim gibi jesse biraz heyecanlı bir karakterdi öncesinde. ancak o kafeste geçirdiği zaman sonunda hayatta kalabilmek için her şeyi yapabilecek bir insana dönüşmüş. mesela diziden bir bölüm açın, jesse'yi stres içinde nefes nefese bağırırken görürsünüz. burada da gergin olduğu anlar var ama jesse kontrolünü kaybetmiyor çoğu zaman.

    bu değişimi de en net filmin sonlarına doğru yaşanan bir diyalogda görüyoruz. jesse, gereken parayı tamamlamak için hurdalığa dönüp, iki kişiyi vurduktan sonra geri kalanlardan ehliyetlerini topluyor. burada elemanlardan biri "benim çocuğum var." diyor. jesse de "bana ne bundan."a yakın küfürlü bir cevap veriyor. karmaşa ortada, ancak jesse durum ne olursa olsun çocuklar hakkında çok hassas bir insandı ve bu cevabı vermesi bile filmin tonunun ne kadar koyu olduğunu anlatmaya yetiyor. bu yüzden ben filmi dizinin son sezonuna benzettim. orada da walter artık yenildiğini kabul edip kaçmaya çalışıyordu. filmde ise bu tükenmişlik durumunu jesse'de görüyoruz.

    dizi ile film arasındaki göze çarpan bir diğer farklılık da mizah anlayışları. eğer kara mizah seviyorsanız breaking bad gerçek bir nimettir sizin için. benim de dizinin çok sevdiğim bir yönü bu. özellikle dizinin ilk sezonlarında walter ve jesse henüz acemiyken daha çok görüyorduk bunu. ancak dizinin ilerlemesiyle ile bu mekanik biraz geriye çekildi. bu filmde de o mizahi bakışı pek bulamıyorsunuz ancak jesse'nin karakter gelişimi artık bu şeylere müsaade etmeyeceği için yazmamışlar sanırım. bu da yerinde bir tercih. ancak birkaç ufak yerde yine var bu tür şeyler. mesela ed'in dükkanındayken jesse'nin polis arabasını görüp tabanları yağlaması, ailesinin evinde bulduğu silahlara bakışı ve walter ile olan flashback'teki konuşmaları buna örnek gösterilebilir.

    breaking bad ile ilgili benim sevdiğim bir diğer nokta da ustalıkla yazılmış yan karakterleriydi. burada da efsane olan skinny pete ve badger karakterlerini görüyoruz ancak bu alanda film biraz zayıf kalmış. öncelikle jesse'nin arkadaşı olan bu iki karaktere az zaman ayırmışlar. ayrıca breaking bad'de kötü karakteri bize düzgünce anlatıp onun da katmanlarını gösterirlerdi. burada ise hurdalıkta takılan o ekip hakkında çok bir şey öğrenemiyoruz.

    ayrıca todd karakteri biraz garip olmuş. çünkü birincisi todd, kendi çetesinde bu kadar otorite sahibi değildi ve tutuk bir hali vardı. burada ise çok kontrollü görünüyor. bu da karakterin durumu için biraz tutarsız. ikincisi de todd'u canlandıran oyuncunun belirgin şekilde kilo alması. kilo bir insan için problem değil ama canlandırdıkları karakterler için kilo alıp veren ne bileyim vücut çalışan bu kadar oyuncu varken jesse plemons'un eğer bir sağlık sorunu yoksa hiç kilo vermemesi garip bir durum. çünkü hayranların kaç senedir beklediği filme hazırlanmamış gibi görünüyor.

    bunu dedikten sonra verdiği birkaç röportaja ve çıkan haberlere baktım. bana body shaming yapıyorlar demiş ama bence durum böyle değil. şöyle düşünün mesela bir oyuncu winston churchill'i canlandıracak olsun. google'a yazıp bakın winston churchill bütün fotoğraflarında kilolu görünüyor. şimdi bu adamı mark wahlberg gibi sürekli vücut çalışan bir adama oynatırsanız da aynı tepkiyi alırdınız. bu yüzden yaptığı bu açıklamaları haksız bulduğumu söylemeliyim.

    bir de filmin göze çarpan renk kullanımından bahsedelim. çünkü dizinin öne çıkan bir noktası da kullandıkları o sarı yeşil ağırlıklı görsellerdi. bu filmde ise gri ve siyaha yakın tonları tercih etmişler. ben bu değişikliği açıkçası mantıklı buldum. çünkü dizi biraz böyle bitmek bilmeyen sıcak yaz günleri gibi bir havada geçiyordu. bu film ise sonbaharın kışa döndüğü zamanları hatırlatan bir içe kapanmayı, sonlanmayı ve tükenmeyi anlatıyor. ayrıca dizi daha çok meksika odaklıydı. bu dizi ise alaska odaklı. bu yüzden mekanların değişimiyle birlikte renkler de değişmiş. bir de walter'ın veda ettiği beşinci sezonda da renkler bu şekilde koyu tercih edilmişti. burada ise hem kontrastı arttırmışlar hem renkleri değiştirmişler çünkü beşinci sezonda walter'ın egosu zarar görüyordu ve imparatorluğu çöküyordu. jesse ise fiziksel ve zihinsel ağır bir şiddete maruz kalmış. bu yüzden o kontrast bu ağırlığı yansıtmak için kullanılmış burada.

    ancak renk olayıyla ilgili küçük bir düşünce; keşke flashback'lerde eski tonları kullansalardı. hem eskiye dönüş daha belirgin olurdu hem de o ton gerçekten çok güzel yakalanmıştı zamanında. yine de film içinde bu kadar zıt renk geçişi yaşanmasın diye böyle bir tercih yapmış olabilirler.

    bir de walter'ın göründüğü sekanstan bahsedelim. bryan cranston'ı görünce filmde kendisine neden daha fazla yer vermediler diye hayıflandım. hatta todd olacağına keşke walter'ı görseydik dedim ama yazının başında söylediğim gibi diziyi efsane yapan şeylerden biri de walter'ın hikayesini bir saniye bile fazlalık olmadan tam zamanında bitirmeleriydi. bu da hayran olunası bir kararlılık. çünkü bu dizi final yaptığında muazzam bir hayran kitlesi vardı. yani para kazanmak için rahatlıkla üç sezon daha uzatabilirlerdi ama tarihte pek az insanın verebileceği bir kararı verip tam zirvedeyken finalini yaptılar bu hikayenin.

    --- spoiler ---

    sonuç olarak bu film o slide gitarlı jeneriği olan dizi değil. hayli farklı yönleri var ama temelde farklı bir hikaye anlatıyor zaten. o yüzden bu bir problem değil. ancak önemli olan nokta şu; bu film breaking bad tarzına uygun bir hikaye anlatabiliyor mu? evet, o konuda gayet başarılı. gerilimi, mizahı çok iyi. sadece yan karakterler biraz az kullanılmış gibi. daha az todd daha fazla, mike, badger yada skinny pete olabilirmiş. ancak yine de aradan geçen 6 yıldan sonra bunlardan da şikayet edecek halim yok tabi ki.
516 entry daha