şükela:  tümü | bugün
15 entry daha
  • fon: müslüm baba

    tarih boyunca farklı milletler birçok farklı yöntemle suçluları infaz etmişlerdir.
    bu infaz çeşitlerindeki korkunçluk derecesinin yüksekliği, caydırıcı olmasının sağlanmak istenişinden kaynaklanmaktadır.

    öyle ki ortaçağ avrupasında hatta yakın tarihte hayvanlar dahi idam edilmiştir.

    1864'te isviçre'de yumurtlayan bir horoz, yargılandıktan sonra şeytan olduğu gerekçesiyle diri diri yakılır.

    pazar günü kilisedeki ayin sırasında kedinin biri fare kovalayınca yakalanır ve asılarak idam edilir.

    bir tırtılın dahi yargılandığı avrupa'da, arı sokmasından ölen bir adamın ailesi mahkemeye başvurur ve mahkeme dumanla boğarak arıyı infaz eder.

    amerika'da da 1875 yılında üç bakıcıyı öldüren bir fil elektrik verilerek infaz edilir.

    nihayetinde descartes ve benzeri filozoflar, kapı gıcırtısıyla hayvan çığlıkları arasında hiçbir fark yoktur demiş, onları eşya gibi görmüş ve bu işkencelere destek olmuşlardır.

    gelelim insanlara...

    scaphism denilen iğrenç ve kaşındırıcı bir yöntemle başlayalım.

    bataklık bölgedeki bir sandala bağlanan mahkumun üzerine bolca bal sürülür ve sandal bataklığın ortasına bırakılır. sürüngenler, böcekler, arılar vs. günlerce süren bir işkence sonucu kişinin ölmesine yardımcı olurlarmış.

    çeşitli yöntemlerle kişiyi ezmek de bir başka yöntem.
    bu yöntem neredeyse dünyanın her yerinde uygulanmış.
    aztekler ve moğollar, mahkumun kafasını düz bir kayanın üzerinde taşla eziyorlarmış mesela.
    yine moğollar, atlarla kişileri çiğneyerek öldürüyorlar, hindistan'da ise bu ezme yöntemi fillerle yapılıyormuş.

    osmanlı'da fatih döneminde yakılarak öldürülen hurufîler var. yine osmanlı'da özellikle eşkıyalara uygulanan çengele asma yöntemi de saatlerce süren bir işkence sonucu ölümle sonuçlanıyordu. lâkin akşama kadar ölmezse asılıyordu kişi. tabii bu anlara ahâlî her zaman şahit oluyordu.

    uzhizaki adındaki idam çeşidi de japonlara özeldir. mahkum, ayaklarından iki boğaya bağlanır ve boğalar karşılıklı iki farklı yöne çekildikçe adam ortadan ikiye parçalanırmış. araplar, aynı yöntemi develerle yapmaktaydı.

    vikingler ise kişiyi yüzüstü yatırıp demirden bir aletle kaburgalarını kırarak sırt derisinden dışarı çıkarırmış. yani mahkum, küçük kanatları olan bir kuşa benziyor böylece. " hadi uç " diyorlardı herhalde.

    çin'de 1905 yılında ancak yasaklanan lingchi adındaki yöntem bence en korkunçlarından. bu işlemin diğer adı " bin kesik ile ölüm "dür. mahkûm, bir kazığa bağlanır ve birer santim parçalar hâlinde et koparmak suretiyle önce ayaklarından başlayarak vücudun her yerine uygulanır bu et koparma işlemi. burnuna, kulaklarına, cinsel organına, göz kapaklarına dahi...

    ingiltere'den tüm avrupa'ya yayılan bir yöntem de tekerleğe bağlayarak öldürme yöntemi idi. mahkûm, tekerleğe bağlandıktan sonra döndürülür, dönerken de sopalarla vurularak tüm kemikleri kırılırmış. daha sonra ise kuzgunlara canlı canlı yedirilirmiş.

    deri yüzme yöntemi de yine tüm dünyada bilinen bir yöntem. kişi canlı iken tüm derisi yüzülür ve bazen derisi yüzülen kişinin üzerine tuz dökülürmüş.

    antik yunan'da ise mahkûm kişi, tunçtan yapılmış bir boğa heykelinin içine sokulur. altta ateş yakılırmış. gerisi yavaş yavaş pişen mahkûm kişisinin çığlıkları...

    yine avrupa'da, mahkumun karnına içinde fare bulunan bir kova bağlanır, kova ısıtılmaya başlanırmış. böylece ölmek istemeyen fare, kaçmak için mahkûmun karnını kemirmeye başlar ve onu bu şekilde öldürerek kendi kurtulurmuş.

    yine korkunç bir yöntem, sarkaç yöntemi. mahkûm kişisi, yüzüstü bir masaya bağlandıktan sonra tepesinde kocaman bir balta sallanmaya başlar ve sallandıkça daha da aşağıya iniyormuş. böylece mahkumu yavaş yavaş kese kese öldürüyorlarmış.

    ruslar ise yeter çektiğiniz bu soğuk hava deyu mahkumu kaynayan bir kazana atıp haşlıyorlarmış.

    diri diri gömme yöntemi de dünyanın her yerinde ve genelde dinî sebeplerle uygulanan bir yöntem. araplar ise suçsuz kız çocuklarını bu şekilde öldürüyorlardı mâlum.

    kesin kaynak bulamadığım ama bir zamanlar evde ben de pirana beslediğim için " neden olmasın? yer vallaa " dediğim piranalara atılarak idam edilme cezasının da tarihte güney amerika'da uygulandığı söylenir.
    hatta üç beş ay önce kuzey kore lideri kim jong-un'un ortadan kaybolan yardımcısının aslında kim jong-un tarafından pirana dolu bir havuza atılarak öldürüldüğü söylentileri vardı. bilemiyoruz... lâkin adam kayıp.

    yine moğollarda, mahkûmu küçük bir kutunun içine sokup ufak bir hava deliği bulunan kutuyu çölün ortasına bırakmak gibi bir yöntem de 20. yy.'a kadar uygulanan bir yöntemmiş.

    iranlılarda da daha doğrusu perslerde mahkûmda hafif yaralar açarak bir meydana bağlanır, kurtlanarak ölmesi sağlanırmış.

    nazilerin yaptıkları zehirli gaz gibi yöntemleri ve yine elektrikli sandalye, kurşuna dizme, kafa kesme ve giyotin yöntemlerini ise bilmeyen yoktur herhâlde.
hesabın var mı? giriş yap