şükela:  tümü | bugün
528 entry daha
  • baktım ki detaylı bir entry yok, oturayım bu boş cumartesi günümde ben yazayım bari dedim.

    öncelikle liberalizm 'bireyin özgür olmasını ve ekonomik güçler arasında özgür yarışmayı, devletin bireyler, sınıflar ve uluslar arasındaki ekonomik ilişkilere karışmamasını isteyen siyasal ve ekonomik öğreti.' olarak tanımlanıyor sözlükte. yani babalar demiş ki 'kardeşim, zenginliği yaratan hırstır,güçtür, insanın açgözlülüğüdür. bunlar iticidir. bu nedenle bireyler ve kurumlar özgür olmalıdır.' liberalizm, devletin ekonomik aktivite üzerindeki etkisinin sınırlanmasını, hukukun üstünlüğünü, özel mülkiyet haklarını ve bilimum değerleri temel prensip olarak görür.

    18. yüzyılda liberal fikirlerin aydınlanma çağı filozofları ve iktisatçıları arasında yayılmasıyla liberalizm ilk kez belirgin bir siyasi hareket olarak ortaya çıkar. liberal düşünce; kalıtsal ayrıcalık, devlet dini, mutlak monarşi ve kralların ilahi haklarına karşı çıkmaktaydı. e haliyle yukarıda sayılan ilkeler, bugün tüm dünyada demokrasinin ana değerleri olmuş. neticede, liberalizm hem ekonomik hem de politik açıdan inanılmaz bir güç kazanmıştır.

    liberalizm'in felsefi kurucusu olarak sayılan john locke, her insanın hayat, özgürlük ve mülkiyet haklarına sahip olduğunu savunmuş ve sosyal sözleşmeye göre de hükümetlerin bu hakları ihlal etmemesi gerektiğini belirtmiştir. insanların siyasi topluma girmelerinin nedeni mülkiyetlerinin korunmasıdır şeklinde ünlü de bir sözü vardır.

    kkasik liberal düşüncenin her türlü devlet müdahalesini rededen ve piyasayı temel belrileyeci kabul eden anlayışı, 19. yüzyılın ortasından itibaren başlayan ekonomik olumsuzluklar nedeniyle ve büyüyen işçi sınıfının etkisiyle yeni bir yapılanmanın etkisi altına girmek zorunda kalmıştır ve buradan sosyal liberalizm doğmuştur.

    temelde özel mülkiyet ve piyasa ekonomisi üzerinde duran liberalizm tarihsel süreç içinde yaşadığı krizlerden her zaman yeni bir yapı ile çıkmayı başarmıştır. 18 ve 19. yüzyıllarda yaşanan dönem, klasik liberalizm olarak ifade edilirken, birinci ve ikinci dünya savaşı ile birlikte sosyal libaralizm dönemi doğmuştur. 1970’li yıllarda tüm dünya da yaşanmaya başlayan ekonomik krizler libaralizm yeni bir kırılma yaşamış ve neo liberal anlayış ortaya çıkmıştır.

    liberalizmin ekonomik temellerini adam smith atmıştır. kapitalist ekonomik sistem bir yandan serbest piyasa ekonomisi ile zenginliklerin kaynağını oluştururken diğer yandan yaşanan aksaklıklar devlet müdahaleleri ile bertaraf edilmeye çalışılmıştır. ikinci dünya savaşından sonra ekonomik sistemin işleyişine önemli katkıları olan sosyal liberalizm 1970’lerde yaşanan krizlere etkili çözümler sunamamış ve buradan neo liberalizm doğmuştur. küreselleşme etkilerinin hakim olduğu yeni dönem klasik liberalizme dönüş olarak düşünülmektedir. neo libaralizm iktisat teorisinin bir restorasyonu olarak görülebilir.

    ünlü sloganı 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler / laissez faire, laissez passer' sözü tüm ekonomi bölümlerinde ilk derslerden öğrencilerin aşina oldugu bir sözdür. laissez faire, sadece mülkiyet haklarını korumayı amaçlayan yeterli düzenlemelerin bulunduğu bir ekonomik ortamda özel taraflar arasındaki alım satım işlemlerinin müdahaleci hükümet kısıtlamaları, tarifeler ve sübvansiyonlardan arındırılmasını ifade eder.

    liberalizmin kurucusu kabul edilen locke’un doğal haklar teorisi aktüel
    alana taşındığında kendiliğinden düzen ve piyasa ekonomisinin temelleri oluşur.
    yaşama, özgürlük ve mülkiyet hakları bizi bu sonuca götürür. her bireyin hayatını
    idame ettirmek için gerekli eylemleri yapma hakkı vardır. bireylerin özgürlüklerini
    korumaktaki en önemli nokta siyasi toplumun oluşturulmasından sonra onların
    siyasal yönetime karşı korunmasıdır. devletin bireylerin hayatına müdahalesi
    sınırlanmak durumundadır ve bireylerin ne devletin ne de başka bireylerin tecavüz
    edebileceği özel bir alanı vardır. mülkiyet ise hayat ve özgürlük haklarının sözde
    kalmasının ötesine geçerek bir anlam kazanması, somut haklara dönüşebilmesi için
    kaçınılmaz olarak varolması gereken bir haktır. eğer bu haklar varsa ve
    uygulanırsa bu düzen “kendiliğinden düzen” olacaktır.

    piyasa ekonomisi özgürlüğün tek başına yeterli olmayan ancak mutlaka
    olması gereken bir şartıdır. rekabetçi kapitalizm ekonomik gücü siyasal güçten
    ayırıp bu iki gücün tek merkezde toplanmasını önlemek yoluyla siyasal özgürlüğü
    de geliştirmiştir.

    piyasa ekonomisi üretim araçlarının özel sahipliği altındaki iş bölümü sosyal
    sistemidir. mülkiyet haklarıyla birlikte bütün birey haklarını tanıyan bütün
    mülkiyetin tek tek bireylerce paylaşıldığı bir sistemdir. özel mülkiyetin olmadığı
    bir sistem piyasa ekonomisi sistemi değildir.

    liberalizm tarihsel ve felsefi bir özgünlüğe sahiptir. hem tekliği hem
    çokluğu, hem özgürlüğü hem toplumsal çıkar birliğini, hem devletin sınırlılığını
    hem de zorunluluğunu savunması bu özgünlükte bir sarkaç salınımı içinde
    gerçekler ve idealler arasında kalmışlığını göstermektedir. buna rağmen liberalizm
    tarihsel bir gerçeklik olarak varlığını hızlı bir şekilde geliştirmektedir. tarihsel
    birikime sahip, felsefi bütünlüğü içinde barındıran bir siyasal sistem olarak her
    alanda kendini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. güncel sorunlar ve olaylar
    karşısında kendini yenileme gayretleri içindedir.

    kapitalizm ve liberalizm pek çok insan tarafından modern dünya eşitsizliğine temel oluştursa da, tüm eksiklerine rağmen, dünyada uygulanabilecek en makul ekopolitik sistemdir. elbette bazı durumlardan benzersiz bir dezavantaj yaratır bazı toplumlar için, ancak bu, onun çalışan herkes için yarattığı teşvik ve fırsatların bireylerin daha müreffeh yaşaması için elzem olduğu gerçeğini değiştiremez. akıl ve fırsatları görme yeteneği diğerlerinden daha gelişmiş olan her insan için tekrar ve tekrar tükenmez bir fırsat silsilesi sunar. çarkın içine girebilen şanslı, giremeyen sıradan bir canlı olarak yaşamaya devam eder. ancak bu onu oldugundan daha fazla yanlış ya da doğru yapmaz. sistemi, eksikliklerini minimize ederek uygulayan her ülke, yurttaşları için daha refah bir hayat sağlama şansını kazanacak ve sürdürecektir.
12 entry daha