şükela:  tümü | bugün
11 entry daha
  • kötü anıları silmek ifadesi biraz yanıltıcı burada. pratikte silinmek istenen anı, hatırlamak istemediklerimizden biri olacaktır ama kötü bir anıyı silebiliyorsan, iyi bir anıyı da silebilirsin. her neyse, günümüzdeki bilimsel düzeyimiz ancak çok sınırlı koşullar altında spesifik olarak bir anıyı silmemize izin veriyor. veya bir anı doğrudan hedef alınamıyorsa bile, en azından o anının uyandırdığı olumsuz duygusal cevapların engellenmesi yine ancak çok sınırlı koşullar altında mümkün.

    beyinde anıları ortadan kaldırmak için bir çok strateji mevcut. bazılarını pkm zeta ve long-term potentiation başlıklarında belirtmiştim. ancak istenen, belirli bir anı ortadan kaldırılırken diğer anıların varlığını sürdürmesi ve canlıda minimal bir yan etki ortaya çıkması. bunun için öyle bir müdahale metodu seçmeliyiz ki hedef beyin bölgesi dışında herhangi bir yere etki etmesin. ne yazık ki günümüzde bunu sağlayan bir metod bulunmamakta. yine de sinirbilimciler dikkatli gözlemleri sayesinde belleğe "sızmanın" bazı yollarını buldular.

    kısa-dönem belleğin, uzun-dönem belleğe dönüştürülmesi sürecine konsolidasyon diyoruz. kısa-dönem bellek oluşturmanın bir yolu, nöronlarımızdaki mevcut proteinlerde hızlı değişiklikler oluşturmaktır. uzun-dönem belleğe geçiş sırasında, yani konsolidasyonda, nöronlar yeni proteinler sentezler ve belleği daha güçlü hale getirirler. konsolidasyonun nasıl gerçekleştiği hakkında bilgimiz ilerlerken sinirbilimciler şu soruyu sordu: konsolidasyon sadece bir kez mi gerçekleşiyor? bu soruya cevap bulmak için hayvan modellerinde bazı öğrenme testleri yapıldı. hayvanlarda protein sentezine bağımlı olan uzun-dönem bellek ortaya çıkarıldı ve daha sonra aynı öğrenme testi tekrar uygulandı. görüldü ki, uzun-dönem bellek bir kez oluştuktan sonra tekrar aktive edildiğinde o bellekten sorumlu proteinler yıkılıyor ve arkasından tekrar sentez gerçekleşiyor. uzun-dönem belleğin bu şekilde destabilize ve ardından restabilize edilmesine rekonsolidasyon adı verilmektedir.

    sinirbilimciler rekonsolidasyonun spesifik bir anının silinmesi için kullanılabileceğini düşündüler. hayvanın daha önce öğrendiği bir anıyı tekrar aktive ettiler. bu esnada önce protein yıkımı ve ardından tekrar protein sentezi gerçekleşeceğini biliyorlardı ama bu sefer protein sentezi inhibitörleri kullandılar ve uzun-dönem bellekten sorumlu proteinler yıkıldıktan sonra yeniden sentezin gerçekleşmesini engellediler. böylece spesifik bir anının ortadan kaldırılmasını sağladılar.

    hayvan deneylerinde bu yöntemin ancak sınırlı bir periyodda kullanılabileceği anlaşıldı. rekonsolidasyon belirli bir aşamaya kadar gerçekleşiyor ve bu esnada uzun-dönem bellek hala bozulmaya açık. ancak rekonsolidasyon bir kez tamamlandığında şu an için elimizdeki herhangi bir metod spesifik bir anıyı silmeye izin vermiyor. hayvan deneyleri, bir insanda posttraumatic stress disorder (ptsd) gibi bir tablo ortaya çıktığında rekonsolidasyonun çoktan tamamlanmış olacağını düşündürüyor

    ptsd gibi durumlarda, rekonsolidasyon, anı doğrudan silinemese bile anıya eşlik eden olumsuz duygusal cevapların hafifletilmesinde kullanılabilir. yine benzer şekilde, belirli bir anı tekrar tetiklenmişken duygusal cevaplara aracılık eden nörotransmitter sistemlerinin bloke edilmesi (örneğin beta-blokerlerin kullanımı) olumsuz tabloların ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir.

    kaynaklar: kandel, eric r., yadin dudai, and mark r. mayford. "the molecular and systems biology of memory." cell 157.1 (2014): 163-186.

    lonergan, m.h., olivera-figueroa, l.a., pitman, r.k., and brunet, a. (2013). propranolol’s effects on the consolidation and reconsolidation of long-term emotional memory in healthy participants: a meta-analysis. j. psychiatry neurosci. 38, 222–231.

    nader, k., and hardt, o. (2009). a single standard for memory: the case for reconsolidation. nat. rev. neurosci. 10, 224–234.

    nader, k., schafe, g.e., and le doux, j.e. (2000). fear memories require protein synthesis in the amygdala for reconsolidation after retrieval. nature 406, 722–726.