şükela:  tümü | bugün
58 entry daha
  • iki tarafın da kendi görüşlerini okudum. iki tarafın da cahili, yobazı doluşmuş başlık altına, birbirlerine laf sokuyorlar.

    kesin ve tarafsız bir şekilde anlatacağım ki umarım artık boş konuşan tayfa sessizliğe bürünür.

    selçuklular, bağdat, konya, sivas, kayseri gibi merkezlere kurdukları medreselerle tarihimize " selçuklu medreseleri " diye bir tabir kazandırmışlardır. bu medreselerin kurulma amacı her ne kadar şiâ tehlikesine karsi sünnî propaganda yapmak olsa da bu medreseler mükemmel derecede iyi eğitim kurumları hâline gelmişlerdir.

    ayrıca yine selçuklular; gözlemevleri, kütüphaneler kurup astronomi, matematik, tıp gibi alanlarda araştırmalar yapacak âlimlere diledikleri şekilde devlet desteği sağlamışlardır.

    bu dönemde anadolu, ilim yuvası hâlini almıştır. ayrıca yapılan kervansaraylar ile vs. halkın refah seviyesi de arttırılmaya çalışılmıştır. pek tabii moğollar, anadolu'yu yüz sene iki yüz sene geriye götüreceklerdir maalesef.

    şunu kesin olarak söylemem gerekir;

    osmanlı devleti, birçok konuda olduğu gibi eğitimde de selçuklular'ın ekmeğini yemiştir.

    osmanlı yıkılana dek eğitim açısından yine medrese sistemi devam etmiştir.

    lâkin şöyle bir durum vardır:

    enderun mektebi diye bir kurum, tabiri caizse saray okulu sistemi kurulmuştur 1. murad zamanında. burada mükemmel bir eğitim verilmektedir. peki ama kimlere?

    el cevap: hristiyan ailelerden devşirilen çocuklara!

    yani bilgili, donanımlı, birçok dil bilen, matematikten ve edebiyattan anlayan devşirme devlet adamları yetiştirmek gayesiyle kurulan bir kurumdur bu.

    peki ya anadolu türkleri/ müslümanları?

    ahlâken üst mertebede görülen ilim irfan sahibi sayılan kişiler veya şairler tarafından camilerde ya da tarikâtlerde eğitim görmüşlerdir!

    fatih sultan mehmet kendi döneminde müspet bilimlerin öğretilmesi konusunda dahiyane adımlar atmışsa da oğlu ikinci bayezid bunu sonlandırmıştır.
    bundan sonra eğitim sistemi neredeyse tamamıyla nakilci/ ezberci bir hâl alır.

    16. yüzyılda özellikle istanbul'da sıbyan mektepleri
    görülmektedir. ilkokul birinci sınıf diyelim buradaki eğitimin derecesine.

    öğretilen dersler:

    - kur'an- ı kerim okuma

    - din pratiği

    - namaz sûreleri

    - yazı yazma

    kızlar da erkekler de gidebiliyorlardı bu mekteplere.

    peki anadolu insanı?

    onlar için böyle bir eğitim söz konusu değildi. daha önce de söylediğim gibi her köyde bulunmamakla birlikte camilerde eğitim verilmekte bu yoksa aileler, çocuklarını kendileri eğitmekteydi.

    anadolu'da bazı bölgelerde medrese sistemi devam etse de pek işe yaramıyordu. şöyle düşünelim. bu medreseler, günümüz üniversiteleridir ve sen devlet olarak ilkokul ve lise eğitimi vermediğin yerlerde çocukların üniversite eğitimi görmesini istiyorsun!

    nitekim 17. yüzyıl âlimlerinden katip çelebi, mizan'ül hak adlı eserinde " medreseler aymazlığa ve gaflete düşmüş, cahil müderrisler doluşmuş " diyerek kendince devletin nasıl bir eğitim sistemi uygulaması gerektiğini de eklemiştir.

    ziya gökalp de yıkımın, medrese sisteminin bozuluşuyla başladığını söyler.

    osmanlı imparatorluğu en şaşaalı zamanlarında dahi anadolu insanını ihmal etmiştir. bu tarihî bir gerçektir. vergi toplamak için günümüzde bile gidilmesi zor olan ücra köylere giden osmanlı, anadolu'daki merkezî yerlerde bile düzgün işleyen bir eğitim sistemi kurmamıştır.

    anadolu insanının cahil bırakılması üzerine en mükemmel eserlerden biri olan yaban adlı romanda geçen şu sözlerle bitireyim yazımı:

    - biliyorum beyim, sen de onlardansın emme.
    - onlar kim?
    - aha, kemal paşa'dan yana olanlar...
    -insan türk olur da nasıl kemal paşa'dan yana olmaz?
    - biz türk değiliz ki beyim.
    -ya nesiniz?
    - biz islâm'ız, elhamdülillah... o senin dediklerin haymana'da yaşarlar.
5 entry daha