şükela:  tümü | bugün
15 entry daha
  • bak şimdi, anadoluda dandik bir üniversitenin dandik bölümünden mezun olan allahın uzman yardımcısı veya mühendisi, akademisyen dediğin insanın hayatı ne üzerine kuruludur biliyor musun? ders çalışmak ve kıdemli insan nazı çekmek. bunun herhangi bir günü olmadığı gibi, herhangi bir saati de yoktur. konu sınırlaması olmadığı gibi, asla ve asla bir sonu da yoktur.

    yüksek lisans dersleri, tezi, doktora dersleri, doktora yeterlik ve tezi, doçentlik tezi, profesörlük tezi, bu arada yazman gereken sayısız makale, girmen gereken sayısız ders, ingilizce dışında öğrenmen gereken iki farklı dil (evet iki, çünkü birini öğrendim o dildeki kaynaklardan yararlanacağım dersin, ama diğer dil sahibi ekolü de küstürmemen gerektiği için onların ekolünün dilini öğrenip o dildeki kaynaklara da atıf yapman gerekir).

    millet mesai çıkışı eve gidip göbeğini kaşıyarak dizi izlerken, senin yapacağın hiçbir işin yoksa bile en azından konu tekrar yapman, yeni çıkan bir kaynağı okuyup analiz etmen gerekir. 30 yaşından sonra, eline fosforlu kalem ve harita metod defterini alıp ders çalışmaktan bahsediyorum.

    haftasonu mu geldi, birileriyle dışarı mı çıktın, asla ve asla kafan rahat olmaz; sürekli, allahım şunu okumadım, of şu makaleye bakmadım, lanet olsun vakit yok burada ne yapıyorum der durursun, kafanın içinden tırnaklarını yersin. sadece akademisyen arkadaşlarınla takılmak istersin, çünkü senin halinden derdinden anlayan bir tek onlardır. diğerleri, "akademisyenler tembel yhaaaa" diye cahil cahil öter.

    bu süre zarfında okulda, işte, sokakta her yerde, günün her saati, senden kıdemli hocaların köleliğini yaparsın, onlar senin ağzına yüzüne tükürdüğünde hey yarabbi çok şükür deyip yüzlerine gülersin. çünkü tüm emeğin, yılların, iki dudaklarının arasındadır. bu kulaklar "ay ben uhuyla kağıt yapıştırmayı hiç sevmiyorum al bunu sen yapıştır", "senin asıl hocan benim, seni bir tek ben ezebilirim", "şu parayla bana bi tost ayran yaptır üstüyle de kendine bi ayran alıverirsin", "git bilgisayarımın aç düğmesine bas" diyen doçentler duydu.

    eğer bir de kadınsan zaten hepten bittin, tez mi yazacaksın, yemek mi yapacaksın, çocuğa mı bakacaksın? tüm bu süreçte 3 gıdım maaş verildiğini belirtmeme sanırım gerek yok.

    bütün bu rezilliğe rağmen, en dandik üniversite kadrosunun bile binlerce talibi vardır üstelik, bir yanlış yapasın da ayağını kaydırsınlar diye sinsi sinsi beklerler. çünkü neden, çünkü tüm bu rezilliğe ve parasızlığa rağmen instagrama "akademisyen" veya "doç. dr." yazmak vardır işin ucunda, akademisyen egosu çok tatlıdır.

    ha evet profesör olduğunda avrupa turu atacak kadar para kazanırsın, tabi içinde artık bir gram yaşam enerjisi veya istek kaldıysa.
77 entry daha