şükela:  tümü | bugün
37 entry daha
  • [5/9]
    donanmamizin yaninda orduda yaklasik 80 bin duzenli savasci, 20 bin civari duzensiz birlikler, birkac on bin de savasci olmayan destek birlikleri, ascilar, hizmetciler, vs. duzenli birliklerin icinde yenicerilerin agirligi 12 bin kadar, hepsi hristiyan olarka dogmus ve tabii ki en fanatik olanlar da onlar. asil kozumuzsa asker sayisindan ziyade toplar.

    simdi ogretmen kiligina girmis hangi gerizekaliydi hatirlamiyorum ama bu zat fatihin dunyanin ilk topunu bu kusatmada kullandigini, hatta dizaynini kendi yaptigini filan anlatmisti bizlere. top dedigin alengirli boru zaten avrupada 100 senedir filan kullaniliyormus ama pek etkili degil, kuvvetli olanlar cok agir olduklarindan gemilere de monte edilemiyorlar zaten. istanbulun surlarini asacak etkili toplar yapmak icin urban denen macar muhendisi tutuyoruz. bu adam aslinda 1452de istanbula bizans imparatoru icin calismaya gelmis ama para ve is olmadigi icin kaderin bir cilvesi olarak bize geliyor. sultan mehmet de ona razi olacaginin, yani imparatorun veremediginin, 4 katini vererek ne kadar kurnaz bir tuccar oldugunu kanitliyor. adami denemek icin cok buyuk bir top yaptiriyor, memnun kalinca simdi bunun iki katini yap bakalim diyerek dunyanin en hayvani topunu siparis ediyor. edirnede deniyorlar 1 millik menzili olan topu, denemeden once de halka haber veriyorlar korkmayin gurultuden diye. birkac yuz kisilik bir birlik bu topun bakimina ve tasinmasina ataniyor.

    sehri savunan kuvvetler ise 5 bin yunanli ve 2 bin de yabanci. hemen kusatma oncesinde yapilan resmi bir sayimdan alinmis rakamlar, yalniz imparator bu rakamlari duyunca halkin morali bozulmasin diye aciklamaktan vazgeciyor. kusatma baslayinca yukarda belirttigim kuvvetlerimizi yunanlilar 300 bin, cenevizliler 150 bin civarinda hesaplamislar, o yuzden imparatoru kararindan dolayi tebrik ederim.

    bombardiman avrupa tarafindan basliyor (kusatma bitene kadar da hic durmuyor). aslinda baska taraf da yok zaten de hani belki bogazin karsisindan da atiyorlar mi diyenler olabilir. buyuk top gunde sadece 7 kez ates edebiliyor ve sehir halki duvarlari gece gunduz onardigindan hemen bir sonuc alinamiyor. bu arada bombardimandan once birkac tutukluyu surlardan gorunecek sekilde kaziga oturtmusuz, savunmacilarin morali bozulsun diye. bunu da hic anlamam, onumde biri kaziga oturtulursa teslim olacagim varsa da olmam ulan. hani “turkler tutuklulara surlarin onunde ziyafet verdi; tatlilar her mahkuma, bogaz manzarali arazi tapulari ustunde servis edildi” filan denilse anlayacagim.

    bombardimandan sonraki ilk hucumda 200 turk oluyor, yunanlilara gore onlarda kayip yok. bu bizim ilk gidenlerin dogru duzgun zirhi yok, savunmacilar ise hazirlikli. sonra halice gerilmis zincir zorlaniyor gemiler tarafindan, ondan da sonuc alinamiyor. bu arada papaligin parasini odedigi, erzak ve cephane dolu uc buyuk ceveniz ve bir yunan gemisi istanbula ulasiyor; kusatmanin en kritik dakikalari bunlar cunku fatih bu gemilerin batirilmasi ya da geri dondurulmesi icin kesin talimat vermis. sonucta sehirdeki surlar sayesinde adam kitligi pek onemli degil de yemek kitligi cok ciddi, bizim de bunu kullanmamiz lazim. ne kadar gemi varsa bu uc geminin etrafini sarmislar, onlari halice sokmamaya calisiyorlar, fatih de mac izler gibi atinin ustunde kiyidan izliyor ve cok heyecanli oldugundan saga sola taktikler veriyor. ama denizcilikten anlamadigi ve verdigi emirler anlamsiz oldugu icin bizim kumandan onu duymamis gibi yapiyormus. fatih o kadar gaza geliyormus ki sik sik atini suya surup duruyormus gemilere gidecekmis gibi. genclik iste.

    bizim amiral got korkusuyla cok cesurca ve manyakca savasmis ama ceneviz gemileri daha yuksek olduklarindan tepeden firlattiklari seyler bizim gemileri kolayca batiriyormus. tabii adamlar dogma buyume denizci olduklarindan, hem gemileri hem de murettabatlari daha iyi. fakat bizim gemiler battikca yerine yenisi geliyor ve saatler suren savas sonunda cenevizliler yorulmaya basliyorlar. bir noktada osmanli gemilerinin sikistirmasiyla, 4 gemi de yanyana gelip yapisarak buyuk bir yuzen kale olusturuyorlar. butun sehir halki kaderlerini belirleyecek bu mucadeleyi surlardan izliyor ve tam umutsuzluga dusmuslerken, gunun sonunda kuvvetli bir ruzgar cikiveriyor ve ceneviz gemilerinin cevrelerini sarmis ufak osmanli gemilerini iterek kurtulmalarini ve halice girmelerini sagliyor.

    yunanlilar oyle gaza geliyorlar ki carpismada 10 bin muslumanin oldugunu, kendilerinin ise hic kayip vermediklerini acikliyorlar. daha aklibasinda bir tahmin ise 100e karsi 23 kayip. fatih ise (aslinda daha fatih matih degil tabii, bildigin mehmet, ikincisi hem de) sinirden ve disiplinin korunmasi icin "tiz vurun su amiralin kellesini" diyor ama amiralin subaylarinin ifadeleri sonucu adamin hayati kurtuluyor. zaten gozunden yaralanmis, gazi olmus. bunun ustune adamin her turlu unvani, ayricaligi ve varligi elinden aliniyor ve hayatinin geri kalanini bilinmeyen bir yerde fakir fukara olarak geciriyor. bu da cok fantastik geliyor bana, sen kalk zamaninin sembolik de olsa en onemli sehrinin kusatmasinda, bir asir sonra superguc olacak bir askeri kuvvete komuta et, ertesi gun bir hickimse ol, oldun mu kaldin mi kimsenin haberi olmasin. vefa o aralar istanbulda bir semt adi bile degil.
256 entry daha