şükela:  tümü | bugün
15 entry daha
  • mendel ilk defa bezelyelerle ilgili deney yapmayi planladiginda yuzyillar sonra isminin paris banliyolarinda bir liseye verilecegini ya da universitelerde okutulan kalitim ve genetik derslerinin en cok sozu edilen kisisi olacagini elbette ki bilmiyordu. ancak fotograflarina baktiginizda uzerindeki rahip elbisesiyle beraber cok farkli seyleri uman ve bunlari elde etmek icin manastirlara kapanip matematik, fizik, doga kanunlari ve hatta meteroloji bilimiyle yillarini gecirebilecek dirayete sahip oldugunu anlamak cok da zor olmasa gerek

    belki de hicbir zaman nasil bir sonuc elde edecegini bilmiyordu. cagdasi olan diger bircok bilim adami gibi yasarken calismalari hakettigi degeri bulmamisti. olumunden ancak 34 sene sonra yaptigi deneyler bilim cevreleri tarafindan kabul edilmeye basladi. aslinda kabul edilmeye baslamisti demek yanlis bir kavramdi bunun yerine anlasilabilmeye basladi diyebiliriz, o donemin bilim adamlari onun fikirlerine ve ortaya koydugu deney sonuclarina ancak 34 sene sonra gerektigi degeri vermeye basladilar. mendel genel olarak bilim cevrelerinde genetik biliminin kurucusu olarak kabul edilir.

    basarili ve merakli bir ogrenci olmasina karsin ailesinin maddi durumu yeterince iyi olmadigi icin bir manastirda egitimine devam etti. elbette aklinda bilim yapma istegi ve dusuncesi olan her insan gibi ne manastirin kalin ve yuksek duvarlari ne de hayatin monoton akisinin rehaveti onu durdurmaya yetti.

    ilk olarak ise buldugu bir sus bitkisini diger siradan otlarin arasina dikmekle basladi. o zamanlar aklinda lamarck’in calismalari vardi. lamarck’a gore cevresel etkenler canlilarin kazandigi ozellikler uzerinde etkiliydi, ancak yetistirdigi bitkinin tohumlari kusaktan kusaga aktarildikca sahip olduklari farkli ozellikleri kaybetmiyorlardi aksine bu ozellikleri diger bitkilerden farkli olarak dis gorunuslerine yansiyordu, iste gunumuzde cok yaygin olarak kullandigimiz kalitim, dna, rna, genetik bilgi, translasyon ve transkripsiyon olaylarinin temelleri ta o zamanlardan mendel’in kafasinda olusmaya baslamisti.

    ilk baslarda kafasi karisikti elbette, yukseklerde yetisen bitkileri inceliyordu, daha sonra ovalara iniyordu orada bitkileri gozlemliyordu. uzun bitkilerle, kisa bitkileri caprazlayarak orta boylu bitkiler elde etmeyi dusunuyordu, sadece dogadan ilham aliyordu degilmiydi ki her seyin en guzeli en dogrusu dogada bulunurmus. ancak isler bekledigi gibi gitmedi, yaptigi caprazlamalarin sonucunda elde ettigi bitkilerin hepsi de uzun boyluydu, gunlerce uyumadi, yemek yemedi, tahta mandallarla camasir iplerine tutturulmus elbiseler gibi savruluyordu, neden boyleydi.... yillar sonra bu calismasinin sonucunda dogadaki bazi genlerin baskin digerlerinin cekinik olabilecegi sonucuna varacak ve defterlerinin arasina soyle bir not alacakti “en basit bitkilerde bile arzu edilen ozellikleri saglayan genler digerlerine gore daha baskin, bu yuzden insanligin kotuluge evrilecegini dusunup kotumserlige kapilmak yerine; iyiligin – kotuluge baskin gelecegine emin olup, umutlarimizi tekrardan yesertmemiz daha akla uygundur...”

    sayisiz basarisiz girisimin ardindan mendel bezelyeleri ve fareleri caprazlamaya basladi ve sasirtici olarak genetik ozelliklerin her defasinda belirli bir oranda dollerine aktarildigini belirledi. buda klasik kalitim kanunlarini yazmasina yetecek verileri elde etmesine yetti.

    mendel oleli yuzlerce yil oluyor, ardindan sayisiz buluslar, kesifler yapildi hucrelerin icerisine girildi, makromolekuller, mikromolekuller ayristirildi, fizigin, kimyanin, biyolojinin kurallari en bastan, defalarca yazildi. icerisinde insanoglunun da bulundugu onlarca canli organizmanin genetik haritasi cizildi, genetik sifreler cozulmeye basliyor, yeni arastirma kapilari aciliyor, insanlar birikimlerini kutuphanelere, universitelere aktariyorlar, yeni bir dunya kuruluyor belkide, mendel’in asirlar once ongordugu gibi iyilige evrilen, bir oncekinden daha anlasilabilir, daha az sirlari olan bir dunya.
31 entry daha
hesabın var mı? giriş yap