şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • savaş sonrası gerçek dış mekanlarda aşmış planlar, kamera açıları, ışık gölge oyunları, kameranın çiçeğin içinden geçip sokağa zoomlaması vs. vs.

    film noir ekolünün alman dışavurumculuğuyla tepkimeye girdiği egzantrik bir ingiliz filmi. üçüncü adam orson welles'in ortaya çıktığı sahne ve ordaki yavşak yüz ifadesi unutulmaz. bir de o karizmatik sesiyle konuşmaya başladığında, film sonlara doğru çılgın attırıyor. boğazına kadar pisliğe batmış harry lime (lime sözcüğünün anlamına dikkat) sonunda hakettiği yere, kanalizasyona giderken insan hak vermeden edemiyor: isviçre'den adam çıkmaz.

    filmin başındaki ön konuşmada, savaş sonrası viyana'sının karaborsacılıktan geçilmeyen boktan bir muhit olduğu, eski çekiciliğinden, strauss'undan falan eser kalmadığı, constantinople'un daha kıyak bir yer olduğundan falan bahsedilir. hatta orjianli aynen şöyle:

    opening narrator: i never knew the old vienna before the war with its strauss music, its glamour and easy charm. constantinople suited me better. i really got to know it in the classic period of the black market. we'd run anything if people wanted it enough and whom had the money to pay. of course a situation like that does tempt amateurs but, well, umm, you know they can't stay the course like a professional.

    1949 yılında istanbul'a constantinopol demiş amcamlar. 1453'ten beri constantin mi kaldı be abi? hepsi ulubatlı hasan'ın kılıcından geçtiydi.
50 entry daha