şükela:  tümü | bugün
30 entry daha
  • sahra çölü günümüzde neredeyse hiç yaşam barındırmasa da ironik bir şekilde yüzbinlerce fosil ve gravür çizimleriyle dünya üzerindeki en büyük sanat müzesidir. bu biraz, sahra'nın düzenli olarak 20.000 yılda bir çölleşmesi ve muson ormanlarına dönüşmesiyle ilgili.

    dünya ve sahrayı iki farklı gezegen gibi ele alıp örneklendirelim. dünya’da mevsimler eksen eğikliğiyle oluşuyor ve bu döngü 1 yıl sürüyor. temel mevsim bilgisi. sahra’da ise mevsimler, dünya’nın güneş etrafındaki yörüngesel değişiklikleri ve kendi ekseni etrafında yalpalamasıyla oluşuyor. ancak sahra mevsimsel döngüsünü 20.000 yılda tamamlıyor. yani sahra 40.000 yıllık bir sürecin yarısını çöl diğer yarısını da muson ormanı olarak geçiriyor. mevsimler üzerinden anlatmam sadece bir örnekti. aslında olan şey düzenli bir iklim değişikliği. sahra en son 5.000 yıl önce muson bitki örtüsüne sahipti ve tekrar eski haline dönmesi için 12.000 ila 15.000 yıl geçmesi gerekiyor. buna “african humid period” deniyor. bu terimin en büyük kanıtı atlas okyanusunda yapılan taban araştırmaları. bu okyanus araştırmalarında tabandan kum örnekler alınıyor ve bu sayede dünyanın geçmişi ortaya çıkarılıyor. buzul dönemlerinden, yanardağ patlamalarına, havadaki gaz oranına, kuraklığa ve hatta canlı yaşamın yok oluşuna kadar dünyanın geçmişine dair birçok şey buzul ve okyanus tabanından alınan silindir örneklerle bilinebiliyor. bu örneklerde sahra ile ilgili çıkan şeyse okyanus tabanında biriken toz katmanının oranları. son 5.000 yılda atlas okyanusu tabanında çok yüksek miktarda toz katmanı birikmiş. ancak öncesinde bu toz katmanı oranı oldukça düşük. tüm spoileri yedikten sonra okumaya devam etmek isteyenler varsa böyle alayım.

    sahra’nın iklim değişikliğinin üzerindeki ilk etken dünya’nın kendi ekseni etrafında yalpalamasıdır. aynı bir topaç gibi, kendi ekseni etrafında dönen cisimler yalpalar. özellikle de tam küre değilse! bu yüzden dünya’da pekala yalpalar ama düşük seviyededir ve bunun etkisini oldukça uzun zamanlarda görebiliriz. ama üç günlük ömrümüzde bunu hissedemeyiz. peki, dünya’nın yalpalaması neden düşüktür? bunun cevabı ay’ın az bilinen bir özelliğinde saklı. nasıl ki dünya’nın ay üzerinde bir çekim etkisi varsa, ay’ın da dünya üzerinde bir çekim etkisi vardır. bu çekim etkisi sadece gelgitlerin vs. oluşmasını sağlamaz. aynı zamanda dünya’ya kendi ekseni etrafında dönmesinde stabilize katar. ay olmasaydı dünya kendi etrafında dönerken şimdikinden kat kat daha fazla yalpalardı. ama ay, bir yerden verirken bir yerden de alır. ayın çekim etkisi, dünya’nın yörünge çekim merkezini değiştirir. ay ile dünya arasındaki yörünge merkezi yerin 1.700 kilometre altındadır. ay olmasaydı bu tam çekirdekte, 6370 kilometrede olacaktı. bu da şöyle bir şeye neden olur. dünya, ay sayesinde kendi ekseni etrafındaki yalpalamasını azaltır ama güneş etrafında dönerken daha fazla yalpalamaya başlar. yani dünya, güneş etrafında dönerken yörüngesi yavaşta olsa değişir. işte bu da sahra’daki iklim değişikliğinin ikinci unsurunu oluşturur. bu yalpalama hareketleri bir döngüdür ve 26.000 yılda tamamlanır. sahra ise 20.000 yılda bir iklim değiştiriyordu. aradaki bağlantı gayet nettir yani. yalpalama hareketleri aynı zamanda dünyanın eksenini de değiştirir.

    dünyanın ekseni değiştiğinde bir nevi kutuplar yer değiştirir. günümüzde kuzey kutbu aralık, ocak, şubat aylarında kışı yaşarken bir sonraki 26.000 yılık döngüde aynı aylar yaz mevsimi; güney kutbu içinse kış mevsimidir. eksenler yer değiştirdiğinde sahra’da değişir. örnekleyecek olursak, eksenler ters döndüğü için güneydoğu asya’nın iklim özellikleri artık sahra için geçerli olur. peki iklimin değişmesi ne kadar sürüyor?

    sahra’da bulunan 6 ila 9.000 yıllık aletler ve duvar çizimleri, sahra’nın son yeşil döngüsünde yaşayan insanlara ait. o zamanlar sahra yeşildi, birçok göle ve büyük bir ekosisteme sahipti. burada bulunan kanıtlar genellikle 6.000 yıldan yaşlı ve daha gençleri nadir bulunuyor. sahra üzerinde araştırma yapanlara göre bu iklim değişikliği 200 yıl gibi kısa bir sürede gerçekleşmiş. bu orada yaşayan insanların toplu göç etmelerine neden olmuş, bir nevi kavimler göçünü başlatmış. bazıları sina yarımadasından asya’ya geçmiş bazılarıysa nil nehri’den dolayı günümüzdeki mısır çevresine yerleşmiş.

    mısır piramitleri 4.500 yıl önce yapıldı ve bunun sahra’nın çölleşmesiyle doğrudan ilgisi var. mısır’ın, piramitlerin, firavunların ve altın çağ mitlerinin orijini sahra çölleşmeye başladığında asya’ya geçmeyip, mısır çevresinde kalanlara dayanıyor.

    sahra’nın üzeri her ne kadar kumla dolu olsa da altında halen birçok yeraltı gölü ve akarsu bulunuyor. nasa bunları uzaydan çektiği görüntülerle haritalandırdı. hepsi bir önceki yeşil döngüden kalma artıklar. ancak bir sorun var ki bu yeraltı suları günümüzde aşırı derecede sondajla yeryüzüne çıkarılıyor. eğer bu şekilde devam ederse sahra’nın bir sonraki döngüsünün kurak olabileceği öngörülüyor.

    yazının başında sahra dünyanın en büyük fosil müzesi demiştik. bunun nedeni ise sahra’nın bir zamanlar okyanus olmasıyla alakalı. milyonlarca yıl önce sahra, tetis okyanusu’nun tabanıydı ve oldukça sığdı. tetis hızlı bir şekilde kurumaya başladığında buradaki canlıların birçoğu sıkışıp kaldı ve bugünün muazzam fosillerine dönüştü. mısır’a yakın wadi el hitan’da yüzlerce balina iskeleti öylece duruyor.
5 entry daha