şükela:  tümü | bugün
132 entry daha
  • yıllardır sözlüğe girip birşey yazmış değilim ama şu filmin üstüne yazılanlara da girip cevap vermeyecek kadar kayıtsız kalamadım.

    öncelikle bu film naim süleymanoğlu'nun sporcu kişiliğini, olimpiyat başarılarını vs anlatmıyor. film tamamen çocuk yaşta kendisinin ve ailesinin kimliğinin yok edilmesine karşı isyanını ve bunu tüm dünya'ya duyurma isteğini anlatıyor. naim bunu yaparken en iyi yaptığı şey olan halteri kaldırıyor sadece. spor hayatı, olimpik başarıları, spor sonrası hayatı, siyasi denemeleri vs başka bir filmin konusu olabilir. bu film naim'in halterle yapmak istediği en büyük şeyi yapıp bulgaristan'da baskı altındaki türklere ,türkiye sınırını açtığında bitiyor, ordan sonrası başka bir naim zaten. filmi eleştirirken buna göre eleştirin.

    ikinci olarak da sürekli milliyetçilik pompalanmış, akp reklamı olmuş vs eleştirilere gelsin. milliyetçilik kavramı günümüzde akp ve yandaşlarının elinde bir silaha dönüşmüş kavram haline geldi. insanı kendi milli takımından soğutan bir ortama dönüştü, tamamen içi boşaltıldı ve iğrenç bir hamaset aldı yerini. fakat bu filmi izlerken bunları düşünenler filmde yaşanan hikayeyle ilgili en ufak bir bilgi sahibi değildir eminim. bulgaristan'da doğmuş, 2 yaşında naim'in açtığı yolla türkiye'ye göç etmiş bir ailenin çocuğuyum. filmde anlatılan olayların hiç birisi abartı değil, hatta eksikler bile var fazlasıyla ama filmin önüne geçmemesi için muhtemelen bu kadar yeterli bulunmuş.

    o dönem bulgaristan'dan kaçıp türkiye'ye göç eden herkes evini, işini gücünü bırakıp geldi. taşınabilecek neyi varsa aldı geldi. arabasını, motorunu yok pahasına satıp geldi. türkiye'ye geldiğinde aynı dairede iki aile birlikte kaldı geçinebilmek ve bu zorlukları atlatmak için. doğduğum köy naim'in köyüne 20 dk mesafece, filmde adı geçen türkan bebek'in ailesiyle aynı mahallede oturuyorum, git annesine de akp reklamı gibi olmuş milliyetçilik kasmışlar diye bakalım ne oluyor? o zamanki insanlar için türkiye bir kurtuluşmuş ve sınırı geçince yeri öpmesi kadar doğal birşey yok. naim süleymanoğlu kazandığı başarılarla, yaptığı açıklamalarla bulgaristan üzerinde bir baskı oluşturmasa belki bugün ufak çaplı bir soykırım konuşuluyor olurdu, küçümsenecek bir şey değil.

    filmin eleştirilecek yerleri vardır yoktur ama bilip bilmeden o dönemin şartları hakkında fikir sahibi olmadan 'bu' dönemin şartlarına göre filme etiket yapıştırmak saçmalıktır başka birşey değil. 89 yılında bulgaristan'da herşeyini bırakıp yeni bir hayata sıfırdan başlamak zorunda olanların yaşadığı milliyetçilikle günümüzdeki aynı değil.

    bu film naim süleymanoğlu'nun bir halkın kaderini nasıl değiştirdiğini anlatıyor. bunu anlamayanların filmi beğenmesi zaten zor.

    filmle ilgili canımı sıkan şeyler ise en başta konuşmalar ve şivenin tam olarak yansıtılaması. anne ve biraz da baba haricinde konuşmalar kulağımı tırmaladı. yıllarca ailemde ve çevremde bu dilde konuşuldu ve bazı yerlerde gerçekten canım sıkıldı. naim'in ilk türk hocasının konuşması tamamen falso mesela, orda öyle bir türkçe yok. naim'in sürekli 'abe' demesi de tuhaftı çünkü orda insanlar kendinden büyüklerine 'aga' der. filmde naim'in mahallesindeki yerel teyzelerin dili olması gerekendi, keşke o konuya daha çok çalışılsaymış.
506 entry daha