şükela:  tümü | bugün
135 entry daha
  • (bkz: bir dinozorun anıları)'ından bir alıntı.
    "bir dil fukarası olmamın nedeni, türkçe kitap okumamamdı elbette. öğrencilerime sabahtan akşama kadar söylediğim gibi, bir dili ancak okuyarak gerçekten öğrenebilirsiniz. konuşma dili, 1500-2000 sözcüğün sınırları içinde kalır. isterseniz fransa'da, ingiltere'de ya da amerika'da kırk yıl oturun, eğer kitap okumazsanız, ne doğru dürüst fransızca öğrenebilirsiniz, ne de ingilizce. bense, bu yabancı dilleri sürekli okuyor, ama kendi öz dilimi çok az okuyordum; çünkü 1940'tan önce, okuyacak
    fazla bir şey bulamıyordum. edebiyatımızda bir rönesans saydığım 1940'lı yıllardan sonra kendi ülkemin şiirlerini, romanlarını, öykülerini okumaya başladım. ondan önce ancak halk şairlerini okumuştum (şimdi de büyük bir haz alırım halk şiirinden). uşaklıgil, yakup kadri, hüseyin rahmi gibi belli başlı romancıları okumuştum. divan edebiyatı şairlerinden çok hoşlandığım halde, arapça ve farsça sözcükler engeli vardı aramızda. ahmet haşim gibi çok sevdiğim şairleri okurken de aynı engelle karşı karşıya geliyordum. iyi bilmediğim bir dilde yazılmış bir metinle uğraşıyordum
    nerdeyse. osmanlıca deyimleri anlayabilmek için sözlüklere bakıyordum. oysa sözlüklere bakarak şiir okumak güçtür. bu yüzden bütün şiir çevirileri iki dilde basılmalıdır bence. bir sayfada özgün metin, karşı sayfada çevirisi. o dili az bilenler, şairin tam ne dediğini daha iyi anlayabilirler böylece. o dili de daha iyi öğrenirler. ben lorca ve neruda'nm iki dilli baskıları sayesinde ispanyolcayı biraz sökebildim. şiir sevenlerin her yabancı dili biraz olsun öğrenmelerinin en güzel yoludur bu. "