şükela:  tümü | bugün
174 entry daha
  • paradokslar içerisinde geçen brexit sürecinin ardından tories'in, daha doğrusu boris johnson'ın, çok ciddi güç kazanarak tamamladığı seçimler.

    paradokslar diyorum, çünkü brexit sürecinin en başından beri çelişkiler, ikilemler ve karşıtlıklar birbiriyle çarpışa çarpışa devasa bir kar topu yarattı ve 2015 yılında hiç kimsenin ön göremeyeceği inanılmaz bir şekilde bugünlere gelindi.

    70 yaş üstü baby boomer jenerasyonu ve galler'in çoğunluğu dışında ilk başlarda brexit fikrini herkes açıkça saçmalık olarak buluyordu. daha sonra, nigel farage isimli yarı siyasetçi yarı şarlatanın önderliğini yaptığı bir grup, göçmen karşıtlığı ve britanyalı iş gücünün yerine avrupa birliği'nin fakir ülkelerinden ülkeye akın eden vasıfsız iş gücünün tercih edildiği gibi bir argümanla ateşi yaktı. 2015 seçimlerinde göçmen alımı konusunda özellikle 2004'teki ab genişlemesi sonrası ciddi hatalar yapıldığını kabul eden dönemin tory başbakanı david cameron ise brexit fikrine karşı olsa da bunun oylanabileceğini ve halkın kararına saygı duyulması gerektiğini belirtti. muhtemeldir ki o dönemde gerçekleştirilen iskoçya bağımsızlık referandumu'nun "bağımsızlık" kanadının geniş kapsamlı kampanyasına rağmen başarısızlıkla sonuçlanması, cameron'ın aklına "şunlara bir oyuncak verelim, zaten yüzde 55-57 remain çıkar biz de efendi efendi kalırız" fikrini getirmiş olsa gerek. lâkin, dönemimizin popülist politikacılarının alevden yangın yaratma becerilerini hafife almış olacak ki brexit oylaması yüzde 52'lik bir sonuçla leave lehine sonuçlandı. cameron'ın brexit kararıyla brexit oylaması arasında geçen sürede aralarında romanya, bulgaristan, hırvatistan ve ne alakadır ki türkiye gibi ülkelerin de olduğu pek çok ülkeden ingiltere'ye göçmen ve hatta mülteci akımının artarak süreceği yönünde ciddi ciddi bir kara kampanya yürüten farage ve dönemin belediye başkanı olan ama daha büyük siyasi emelleri olduğu bariz olan boris johnson'ın başını çektiği ekip, bu yabancı düşmanlığı temelli politikalarının da etkisinin bir sonucu olarak, bilhassa ingiltere'de işçi sınıfın hakim olduğu bölgelerde beklenenin çok üzerinde leave sonuçlarının gelmesiyle ilk etapta amaçlarına ulaştı. bu sonucu beklemeyen ama hatasını da kabullenen cameron, istifa etti. yerine theresa may geçti ve may, kısa süre içerisinde ülkeyi seçime götürerek brexit sürecini sonlandıracağının da sözünü vererek yapılan 2017 seçimlerinde tories'in net olmasa da bir zafer elde etmesini sağladı.

    bir nevi pirus zaferi denebilecek bu seçimle birlikte, başını labour party lideri jeremy corbyn'in çektiği "yeniden bir brexit oylaması mı yapsak?" tayfası, ki aralarında tories'den de destekçileri vardı, ile johnson'ın başını çektiği "ne olursa olsun şu birlik'ten çıkalım"cı tayfa yoğun bir politik soğuk savaşa girdi. bu dönemde may ve ekibinin ab ile yaptığı çıkış görüşmelerindeki beceriksiz ve istikrarsız tavırları, may'in ciddi destek yitirmesini sağladı ve birkaç brexit bakanı ile ardı ardına yollar ayrıldıktan sonra may görevi bıraktı.

    işte burada ecnebilerin tabiriyle "enter boris johnson"! parti başkanlığını ve başbakanlığı ele geçirdiği dönemde, tories'in kamu yoklamalarında son on yıldaki en düşük destek seviyesinde olduğunu belirtmek gerekiyor. kısacası, hem brexit sürecini hem de partisini kısa ve orta vadede ciddi anlamda başarısızlığa sürükleyebilecek bir ortamda, bilhassa belediye başkanlığı döneminde taraflı tarafsız kazanmış olduğu kredi de brexit sürecinin en başından beri günbegün erirken, ateşten gömleği giydi ve takriben yedi-sekiz ay içerisinde de bugüne gelmiş olduk.

    öte yandan, theresa may'in istifa süreci ve boris johnson'ın göreve gelişi arasındaki dönemde jeremy corbyn'in yıldızı ciddi bir şekilde parlamaya başlamışken kendisine karşı tories'in popülist kanadının ciddi şekilde desteklediği ve "kendisinin antisemitik olduğu" yönünde bir karalama kampanyası başlatıldı. seneler önce sosyal medya üzerinden beğendiği bir duvar fotoğrafı üzerinden adamın kısa sürede ne yahudi düşmanlığını ne de radikalliğini bıraktılar. detaylar için son derece kısa olan şu entry'i okuyabilirsiniz: (bkz: #75412258)

    labour içerisinde de adeta chp'nin ulusalcılarını andıran ve parti içi muhalefet fırsatı ortaya çıktığında hıyarım var diyene bir kilo kaya tuzuyla depar atan tayfa da bu antisemitizm dalgasına kapılınca, seçimlere dokuz gün kala "partimiz içinde yaşanan antisemitizm iddiaları için özür diliyorum" gibi bir açıklama yapmak zorunda kalan corbyn, zaten gerilemekte olan desteğini hepten yitirme noktasına geldi. bu açıklamasından sadece iki hafta öncesinde de "yeni bir brexit referandumu olursa tarafsız kalırım" açıklamasıyla bildik çizgisinin dışında bir tavır sergilemişliği de dikkate alınınca, 2016-18 arası anormal bir hızla yükselen corbyn'in düşüşünün de ne yazık ki bir o kadar hızlı olduğunu söyleyebiliriz.

    sonuç olarak, hem dünya genelinde trump, putin, xi, erdoğan, bolsonaro gibi liderler ile şahit olduğumuz yükselen popülizm ve avrupa'nın belirli ülkelerinde dikkati çekmeye başlayan milliyetçi/ırkçı çizginin ingiltere'yi etkilemesi hem de insanların brexit sürecinden bıkkınlık noktasına gelmesi sebebiyle, dünkü sonuç ortaya çıktı ve tories, 1930'lardan bu yana en büyük seçim zaferini elde etti.

    buraya seçim matematiğiyle ilgili kısa bir es verelim: seçimle alakalı olan ilgi çekici bir husus da labour'dan tories'e yüzde 4.7'lik bir oy kayması varken labour'dan lib dem'e neredeyse yüzde 7'lik bir oy kayması yaşanmış olması!* tabii bu olurken, lib dem* liderinin parlamentodaki koltuğunu kaybettiğini de ekleyelim. ayrıca lib dem'in oy artışına rağmen kilit öneme haiz bazı seçim bölgelerini yitirmesiyle parlamentodaki koltuk sayısı da yarı yarıya azalmış oldu.

    diyeceksiniz ki, brexit sürecini zaten birleşik krallık'ın başına saran, yönetemeyen ve eline yüzüne bulaştıran tories değil miydi? ben de size diyorum ki "buradan tekrar entry'nin başına dönün ve ilk iki paragrafı okuyun"...

    ya da kısacası, "paradoks bebeğim; paradoks!"
70 entry daha