şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • ingiltere'deki seçimlerden ötürü gündeme gelmiş olan sorudur.

    öncelikle tüm dünyada sağın zaferinden ziyade popülizmin dünya genelindeki yükselişinden söz etmek daha realist olur. yunanistan ve italya gibi krizden muzdarip avrupa ülkeleri için euro bir motivatör olabilirken sağ partisi liberal demokrat parti olan japonya'da abenomics denen ilkeleri uygulayan shinzo abe'nin güç kazanmasında etkin olmuş faktörler doğal olarak farklıdır, lâkin dünya genelinde geçerli olduğu söylenebilecek bir ortak sebep aranıyorsa eğer; bu ortak sebep, küresel ekonomik sistemin mevcut yönetim biçimleri ile entegre olma hususundaki başarısızlığı ve demokratik sistemlerde homo sapiens'in karar alma ilkelerine karşı edinmiş olduğumuz bilâkaydüşart itimattır.

    varlıklı kesimlerin ve liberal ekonomi savunucularının neden bu tür politikacılara oy verdikleri üzerinde uzun uzun yazmaya lüzum yoktur zira onların sebepleri yeterince açıktır. boris johnson ingiliz üst sınıfının bir epitomu olarak temmuz ayında "amerikalılar 50 yıl önce aya indiyse ingiltere de brexit'ten kaynaklanacak problemleri halledebilir." gibi bir beyanda bulunmuştu. johnson'ın probleme yaklaşımında bu denli ciddiyetsiz olmasının temel sebebinin brexit'in sebebiyet vereceği problemlerden kendi sınıfının etkilenmeyecek olması olduğunu belirtmek captain obvious'a işaret etmektir. bittabi asıl üzerinde durulması icap eden varlıklı kesimlerin değil sosyal devlete daha fazla ihtiyacı olup kast sistemini besleyenlerin psikolojileri olmalıdır, zira toplumların majoritelerini de crème de la crème tabakasından ziyade bu tabaka oluşturmaktadır.

    mevcut vaziyet ilk bakışta çok paradoksal bir durum gibi gelebilir ancak özünde hiç de paradoksal bir durum değildir. (bu konuda özellikle abd örneği yerinde bir örnektir.(bkz: demokrasinin bug'ı/@highpriestess)) neden paradoksal olmadığını anlamak için insanların karar alırken sahip olduğu bazı dürtüleri anlamamızda fayda olacaktır. yazının başında, insanların karar alma ilkelerine karşı edinmiş olduğumuz bilâkaydüşart itimattan söz etmiş olma nedenim, kitlelerin alacakları kararlarda kendi çıkarlarına uygun davranacaklarına karşı edinmiş olduğumuz sonsuz inançtır. oysa insanların her daim bu şekilde karar aldıkları postulatı hatalı bir postulattır.

    negativity bias'ı ele alırsak, negativity bias insanlık tarihi boyunca insanın kendisini olası tehditlere karşı tetikte olmasına hizmet etmiştir. tabii insanlık tarihinin bin yıllar sürmüş önemli bir bölümünde "olası bir tehdide karşı korunmak", demek problemi analitik olarak irdeleyerek optimal çözümler oluşturmak veya problemin ortaya çıkmasını en başından engellemek demek değildi. insanların günümüzde de sahip oldukları negativity bias özünde bizleri doğadaki tehditlere karşı koruyan dürtüsel bir savunma mekanizmasıdır.

    bu söylediklerim her ne kadar alakasız gibi görünse de alakasız değildir. liberal beyni ve muhafazakar beyinleri arasında bir takım anatomik farklılıklar mevcuttur. meselâ liberalizm ve anterior cingulate cortexteki gri madde hacmi arasında doğru orantılı bir korelasyon söz konusu iken, benzer bir korelasyon konservatizm ve sağ amigdala hacmi için söz konusudur. (ilgililer için makale) bununla bağlantılı olarak konservatiflerin tehditlere karşı liberallere göre daha hassas olmaları bilimsel olarak anlaşılabilir bir durumdur. (yanlış anlaşılmasın, bu "biyolojik determinist" bir argüman değildir zira beyin farklı durumlara adapte olabilen bir yapıdır. bu verileri paylaşırken "correlation does not imply causation" hatırlatmasında bulunmakta fayda olacaktır.)

    - - - makale okumaya üşenenler için başka bir araştırmadan görsel - - -

    bu şekilde sürdürüldüğü takdirde gelir dağılımının giderek daha adaletsiz bir hâl alacağı barizdir ve mevcut ekonomik sistemde çoğu insanın bilincinde veya bilinçaltında yer edecek olan asıl tehdit gelecek kaygısıdır. orta sınıf ve altı için bu kaygı sürekli olarak canlı tutulurken duygulara hitap eden bir belâgat kullanımının reel problemleri çözümleme çabasına dahi girmeden başarılı olabilmesi kaçınılmazdır.

    bu yüzden sağ popülistler, aslında çıkarlarına en aykırı davrandıkları kesimlerden çok yüksek oranlarda oy almaktadırlar. sağ popülizm oy aldığı kitlelerin problemlerini çözümleyeceğinden değil oy aldığı kitlelerin korkularından beslendiği için kazanmaktadır. (sağ tabandaki bu "korku" psikolojisi, çoğu zaman çeşitli komplo teorileri olarak kendisini dışa vuruyor, dış güçlerden ve soros gibi öcülerden söz edilmesi alışık olduğumuz bir durum.(bkz: george soros/@highpriestess) bazen öcüler üretmede o kadar yaratıcı olunuyor ki, iş clinton'ı katil ilân etmeye ve uzaylı bir çocuk evlât edindiğini iddia etmeye kadar gidebiliyor, bunlar da hep komedi programlarına malzeme oluyor.)

    * * *
    ps: shinzo abe yazacağıma gitmişim alakasız bir şey yazmışım, neyse ki çok geç olmadan tekrar okuyunca "yok adamın adı bu değildi." diyebildim. belirli bir saatten sonra alkollü entry girmek bana yasaklanmalı.
78 entry daha