şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • şiirin sayfanın görkemli beyazlığına serpiştirdiği takımyıldızı görünümlü sözcüklerle özel isim olması ve böylece zamansızlığa yükselmesi tasarısı mallarmé’ nin “ ne mutlu ki tamamen ölüyüm” cümlesinin görünür kılınmasıdır: öznelliğin sınırlarını yarmak ve tanrı’ nın sözlerinde konuşmak.

    şiir söz konusu olunca mallarmé’ nin arı şiir ideali altında, öznelliğin sınırlarını yararak tanrı’ nın sözlerinde konuşacak şiirler yaratmayı erek alması; usun bir başkaya, deliliğe ve usdışına - ki gerçek bir bilgeliği önceleyecektir bu - geçişini tamamlayan ve bunu öznellik ve nesnellik kavramları açısından gösteren bir tasarıdır. bu tasarı bazı bedeller ödemeyi gerektiren ve şiir açısından büyük kırılmaları şiir tarihine doğrudan yansıtan bir aynadır : öyle ki bu aynada şiirden ilkin, ( bireysel ) us durumunda olduğu gibi, kendi sınırlarında yani kendi öznelliğinde, kendi bireysel varoluşunda yaşaması istenir, bu bir seçim bile değildir : şairin kendine zorunlu olarak biçtiği bir yazgıdır, bulunuştaki tanrıları biraz olsun görünür kılmak istemenin arzusudur, delicedir, şiire karşı deliliktir, ve şiirden sonlu olmasını istemektir : “ ta ki şiir kendi sıkışmışlığında ve kendini aşan, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisinde sınırları zorlamaya başlayana kadar.”

    mallarmé’ nin poe’ ya adadığı poesie tasarısı şiir için imkansıza olan bir özlemin açığa vuruluşu olarak görülebilir. mallarmé’ nin şiiri ilk elde öznelliğin sularında tutması şiire bir ölüm tattırmak amaçlıdı, şair şiirin ölmesini istemektedir ve baş tabut yapıcısı odur. bu tabut yeryüzüne sığamayacak kadar büyük bir tabuttur; şiirin ölüsünü kaldırmak, bütün şairlerin gazabını üzerinde hissetmek ve zamanın tinine kadar gelen bütün şiir içerik, biçim ve yorumlarını çürümüş kabul etmek şairin büyük ve saklı niyeti olarak görülebilir. gene de hakkını teslim etmemiz gerekir ki ancak ölüp dirilen bir şey tanrı’ nın sözlerinde konuşur; işte mallarmé’ nin ölümsüzlüğe, imkansıza giderken şiir için seçtiği yol budur : bir özne/l gibi onu öldürmek ve ardından ölümden ölümsüzlüğü çıkartmak; o ölümledir ki şiir yaşamaktan vazgeçmiş; us ve usdışının sınırlarından bireysel usa akmış ve ölümü tatmıştır. artık şiirin eskimeyeceğini, ve her seferinde ölmeyeceğini, zamanın tini geçince bir minerva baykuşu gibi siyahın üzerine siyahı boyamayacağını kimse söyleyemez. öyle görünür ki şair bunu yaparak şiirin kalıcılığından vazgeçmiştir. böyle bir yargı mallarmé’ yi, en azından, kendi niyetinde anlamamak olacaktır : şiir ancak böyle yaparak sürekli yaşadığını sandığı bu sınırlara yapışmışlığındaki birikmiş çürümüşlükten ve sahte sonsuzluktan kurtulabilecektir. bu sahte sonsuzlukta son olan, sonsuzdan ölüm kadar uzaktır; ama son içermeyen bir şeyin sonsuz olduğunu gerçekten kim söyleyebilir ? gerçek sonsuzluk ancak; yalnızca kendisi olmayandan, şiir için şiirsel olmayandan;kendi doğasına karşıt olandan, özüne ölüm olanın içinden geçerek ölümün içinden geçerek ve böylece ölümsüzlüğe yükselerek arı doğasına erişebilecektir.

    mallarmé’ nin arı şiiri – ideali - ilkin ölümün/ öznelliğin sınırlarındayken ardından dirilerek, nesnelin ve öznelin birliğinde yeniden ve yeniden doğarak, geçişlerin en görkemlisini yaparak tanrı’ nın sözlerinde konuşur. bu tam olarak şiirin de küçülmüş saltık(mutlak) us, saltık us özü olduğunu anlatır; ayrıca şiir bunu öznellik ve nesnellik, ölümlük ve ölümsüzlük kavramları açısından gösteren bir duruşu da kendisine edinir.

    mallarmé bu idealini açımlarken, deneysellikten tutun da ters imge oyunlarına( bulunuştaki imgelere karanlık fırlatan ters-imgeler) kadar bir çok şeyi kullanmıştır. nesnenin kendi bengiliğini değil, onun bir an içindeki izleniminin kendisinin bengiliğini yüceltmek, kendisinin anlatımıyla : “ cins isim verdiğimiz bir şeyi, bir nesneyi, bir ifadeyi, bir duyguyu an içinde, o yinelemez bulanıklığında yakalayarak ona özel bir isim vermek, özel ismini, özsel ve gerçek ismini bulmak.” bu kendi ismini cins isim, şiiri özel isim yapmak isteyen mallarmé’ nin özsel amacıdır.

    usta şairin ideali için izlediği yolda dizenin artık sözcüklerden değil de, yönelimlerden oluşması ve sözlerin duyum karşısında silinip gitmesi önemli bir rol oynamıştır. – geçici bir süre için de olsa. daha sonraları, ki kendi kimliği için de sınırların keşfedilmesi sürecidir bu, yapıtının konusunun güzellik olduğunu, görünüşteki konunun ise güzelliğe varmak için bir gerekçe olduğunu not edecektir: özel isim olarak “güzellik”.

    mallarmé dizeyi kazarken, kendi mezar taşını da işlemektedir; her ne kadar şimdi şiire biçtiği tabutun yapıcısı ve taşıyıcısıysa da kendisi de bir gün ölümle tanışacağını iyiden iyiye bilmektedir; istediği ölümüyle bir yıldıza taşınmak ve görünümü sonsuza kadar farklı zaman dilimlerini yansıtacak ve özsel bir şimdiyi anlatmayacak olsa da ölümsüz olmaktır : imkansız budur : ölümle gelen hiçliğin içerisinden tanrılığa varmak.
43 entry daha